Olmuyor

538 31 9

Blaine ve Kurt ‘daha fazlasını’ denemeye başladıklarından beri yaklaşık iki hafta falan geçmişti. Her şey güzel gidiyordu. Dışarıdan bakıldığında. Ama iyiydi. Blaine tam olarak mutlu olmasa da mutluydu işte. Ya da öyle olduğunu sanıyordu. Ne bekliyordu ki? Kurt’ün ona aşkım, canım diyip boynuna atlayacağını mı? Pembe gözlüklerini çıkar Blaine! Blaine kendine kızarken evinin kapısı çaldı. Rachel tüm günü babalarıyla geçirecekti o zaman gelen tek bir kişi olabilirdi.

“Kurt…” dedi Blaine kapıyı açıp direk olarak dudaklarına yapışan çocuğa. Zar zor ellerini ondan kurtarıp kapıyı kapatabilmişti. Kurt hemen onun gömleğini çözmeye çalışıyordu, Blaine bundan rahatsız olduğunu hissetti. Ama bir şey yapmadı ve onun bildiği yoldan devam etmeye başladı. Blaine’in de elleri çalışıyor, Kurt’ün tişörtünü tek seferde çıkarırken onun beyaz, porselen teninde ellerini gezdirirken bu kadar çabuk sertleşmesine şaşırdı. Kurt aniden onun önünde eğilip kemerini çözmeye başladı. Blaine bakışlarını aşağıya indirdiğinde Kurt’ün ellerinin hızla çalıştığını ve saniyeler içinde pantolon ve iç çamaşırından kurtulduğunu gördü. Blaine kendi sertliğini gördüğünde inleyip başını geriye attı. Ama ani bir hareketle tüm sertliğini Kurt’ün ağzında hissettiğinde aldığı derin nefes yarıda kalarak başını eğip Kurt’e baktı. Kurt yerinde oldukça rahat görünüyor, elleri Blaine’in kalçalarında onu daha da kendine çekiyorken, onu ağzından çıkarıp sertliğinin başına dil darbeleri atıp emmeye başlayınca Blaine yüksek sesle inlemesine engel olamadı.

“Dur… dur” dedi kesik kesik ayaktaki genç adam. Kurt onun neden bunu dediğini biliyor durup ayağa kalkar ve onunla burun buruna gelirken, Blaine ellerini indirip onun pantolonunu çıkarmaya çalışırken Kurt onun dudaklarına saldırmıştı bile. İkisi birlikte yatağa düştüklerinde Blaine, Kurt’ün üzerine eğilip vücudunu ona değdirmeden sadece dudaklarını öpüyordu. Bu ıslak öpücüklerle Kurt kendini daha fazla tutamayıp Blaine’in ensesini kavradı ve onu hızlıca kendine çekerek sertçe öpmeye başlarken Blaine dayanamayıp kendini onun üzerine bırakır.

“Ön sevişmeyi bitirsek artık. Dayanamayacağım daha fazla” Kurt nefes nefese konuştuğunda, Blaine her ne kadar bu ön sevişmeyi uzatmak istese de onu kırmaz, onu onaylar, yandaki çekmeceye uzanıp prezervatif ve kayganlaştırıcıyı alır. Kayganlaştırıcıyı eline dökerken, diğer elini onun başının yanına koyar ve kolundan destek alırken parmaklarından birini onun içine kaydırır. Bu Kurt’ün canını acıtmamıştı, Blaine ikinci parmağını ve ardından üçüncü parmağını onun içine kaydırdığında Kurt gözlerini sıkıca kapatarak derin bir nefes aldı.

Birkaç dakika sonra Blaine onun hazır olduğunu hissettiğinde, Kurt zaten en başından beri hazır, bacaklarını onun için iyice açar. Blaine kendisi için açılan yere baktıktan sonra ani bir kararla onu yüzüstü çevirir ve bacaklarını aralayarak kendini ona iter. Blaine onun darlığına inleyip hızını arttırırken, Kurt başını yastığa gömüp kesik kesik inlemeye başlamıştı. Blaine onun içine giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyor, tekrar ve tekrar bu işlem aynı şekilde devam ediyorken Kurt dikleşerek sırtını üzerindeki delikanlının göğsüne yapıştırıp, terden ıslanmış vücutları kayganken Blaine ellerinden destek alarak itice altındaki beyaz beden sertçe inleyip çarşafı sıktı.

“Tanrım… Kurt… çok sıkısın” Blaine aldığı derin ve hızlı nefesler arasında konuşmaya çalıyor, Kurt ise alt dudağını ısırmış, gözlerini sıkıca kapatmış daha fazlasını istiyordu.

“Devam et… biraz daha hızlı ol… lütfen” Blaine duyduklarıyla gözlerinin daha da kararmaya başladığını fark edince dizleri üzerinde dikleşir. Blaine’in dikleşmesini fırsat bilen Kurt hemen tek bir hamle ile ona dönüp kolundan tutup kendine çeker.

“Ne yapıyorsun?” diyerek onun alnına kendini alnını dayayan Blaine ve nefesi Kurt’ün dudaklarına çarparken Kurt, yüzü zevkle kasılmış dudağını ısırıp fısıldar.

“Seni öpmek istiyorum… ayrıca… boşalırken seni izlemek istiyorum” sözü bitirir bitirmez onu ensesinden tutup kendine çekti Kurt ve Blaine onun dudaklarına sertçe inledikten sonra vücudunun kasılmaya başlamasıyla Kurt dudaklarını onun dudaklarından ayırıp üzerindeki oğlanın terlemiş ve kaymış gözlerine baktı. Blaine gözlerini sıkıca kapatıp birkaç kez daha kendini hızlıca ona itti ve boşalmasıyla içinde tuttuğu tüm nefese bırakıp kendini onun üzerine bıraktı. Kurt ise onun boşalmasını izlerken zaten boşalmış, yüzündeki şapşal bir sırıtmayla ellerini onun terden ıslanmış ve yapış yapış olan sırtına koydu.

Birkaç saat sonra Kurt uyumuş, ama Blaine hala uyanık onu izliyordu. Kurt’ün saçları dağılmış, alnına düşmüş ve yavaş nefeslerle uyuyordu. Evet, Blaine onu seviyordu. Gerçekten seviyordu. Ama Kurt onu seviyor muydu? İşte bundan emin olamıyordu. Kurt onunla hiç sevgilisi gibi oturup konuşmamıştı. Hiç ailesini sormamıştı mesela. Ya da neden öğretmen olmak istediğini? Hiçbir şey sormamıştı. Kurt sadece işin seks kısmıyla ilgiliydi. Blaine o daha fazlasını istediğini söylediğinde nasıl da mutlu olmuştu. Ama şimdi. O zaman ne kadar aptal olduğunu düşünüyordu. Kurt’ün terden yapış yapış olan alnına minik bir öpücük kondurdu ve yataktan kalkıp üzerini giyindi. Duşa bile girmedi ya da yüzünü bile yıkamadı. Şuan tek bir isteği vardı. Bu evden defolup gitmek…

Kurt sabaha karşı uyandığında yatakta tek olduğunu fark edince kaşlarını çatıp etrafa bakındı. Blaine yatakta yoktu ve giysileri de yoktu. Yataktan kalktı ve şortunu giyinip odadan çıktı. Önce banyoya baktı ama kimse yoktu. Hatta dünden beri kullanılmadığı belli oluyordu. Daha sonra salona baktı, yoktu. Mutfağa gitti. Kimse yoktu. Belki de geç kalmıştı işe. Portakal suyu için buzdolabına ilerledi. Pembe kâğıt gözüne takıldı. Buzdolabının üzerine yapıştırılmıştı ve Blaine’in narin el yazısı.

Kurt.

Sen bana gelip ‘daha fazlasını deneyelim’ dediğinde gerçekten daha fazlası sandım. Ama yanılmışım. Seni suçlamıyorum. Sakın beni yanlış anlama ama olmuyor. Senin ve benim istediğimiz şeyler farklı. Ne ben sana, ne sen bana uyuyorsun. Üzgünüm ama olmuyor. Ben seni seviyorum ama sen bana karşı aynı şeyleri hissetmiyorsun, farkındayım. Dayanabilirim sandım ama olmuyor işte. Böylesi daha iyi. Yani ikimizin birlikte olmaması.

Blaine

Gona With The WindBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!