bonne nuit.

3.1K 204 84
                                    

Odamın kapısını iki kere kilitlemiştim. Yine de, onun aşağıda olduğunu bilerek uyumaya çalışmak imkansızdı ve ben daha fazla bu işkenceye dayanamayacaktım. O yüzden ayağımda duran çoraplarımla dalga geçmemesi için onları çıkarttıktan sonra kapının kilidini açtım ve ikişer ikişer merdivenleri indim.

Jake, az önce gözyaşlarımla ıslattığım beyaz koltuğumun üzerinde otururken, elinde kapağını görmediğim bir kitabı sıkı sıkıya tutuyordu. Sanki bir sayfada takılı kalmış, defalarca okuyormuşcasına gözleri hiç hareket etmiyordu ve boynunda belirginleşen damardan gerginleştini görebiliyordum.
O an, ona doğru adımlamak, bedenine göre daha sıska olan bedenimi üzerine kapaklamak ve o kitap okurken orada, öylece huzurla uyumak istedim. Her zaman romantik olan bir insan değildim fakat okuduğum bölüm bana birçok şey öğretmişti.

Aşk, imkansızdan öteydi. Jake imkansızdan öteydi.

"Aşk, çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur..." dedi. Sonunda kitabın hangi kısmında takılı kaldığını çözebilmiştim.

Ona doğru adımladım. Ancak üstüne yatmak yerine hemen yanında duran hasır sandalyeyi tercih etmiştim. "Milan Kundera."

"Neden altını çizdin ?"

"Hoşuma gitti." Omuz silktim. "Senin hoşuna giden bir şeyler yok mu ?"

"Yok." Dedi kısaca. Düşünceli tavrından aslında olduğunu anlamıştım ama yine de üstüne gitmeyerek, anladım anlamında kafamı salladım. O ise beni daha rahat görebilmek adına koltuğa daha dik bir şekilde oturmuştu. Mavi gözleri üzerimdeydi ve derin bir nefes verdiğimde, gülümser gibi oldu. Sanırım dakikalardır nefesimi tutuyor olmam onu güldürmüştü.

"Agusto öfke kontrolün olduğunu söyledi." Maisie, sana ne.

Elini yumruk yaparak sağ yanağına yasladı. Toplanan yanakları gözünün kısılmasına neden olmuştu ve neden bu hareketlerin benim ilgimi çektiğini bilmiyordum.
"Agusto başka neler söylüyor ?."

"Hiç," yerimde rahatsızca kıpırdandım. Onun burada olmasının nasıl hissettirdiğini çözemiyordum. Sonuçta Olivia ile gecesini dolaylı yoldan da olsa ben bozmuştum ve belkide buraya gelirken amacı tamamiyle beni rahatsız etmekti. "Olivia'ı nereden tanıyorsun ?"

"Hiç. Bir seferinde bize kurabiye getirmişti. O günden beri gelip duruyor."

"Hm... Burada neden kalıyorsun ?"

İç geçirdi. Erkeklerle olan sıkıcı buluşmalarımdan dolayı iç geçirme olayına alışkındım. Bir süre sonra benim hiçbir şekilde devam etmeyen sohbetlerimden ve sorularımdan sıkılır, iç geçirirlerdi. Sonu ise her seferinde aynı bitiyordu. Buluşmadan sonra atılmayan mesajlar, hemen ardından silinen telefon numaraları. Galiba Maisie Paris Harlow için flört demek bundan ibaretti. Az önce flört etmediğim halde sorularımla Jake'i de sıkmıştım ve birazdan kalkıp gidecek olursa hiç şaşırmazdım.

"Noah'ın acil misafirleri gelecekmiş. Orada olmak istemedim."

Onu daha fazla sıkmamak için konuşmadım. Hatta o elinde tuttuğu kitaba yeniden kafasını gömdüğünde, hasır sandalyeye biraz daha yaslandım ve gözlerimi kapattım. Evet, başımı istemediğim olaylardan kurtarmak için her zaman yaptığım numarayı yapacak, uyuyakalmış gibi davranacaktım. Böylelikle Jake'e başını şişirecek sorular sormamayı umdum. Hatta biraz şansım varsa yorgunluğuma yenik düşüp, gerçekten uyuyakalabilirdim.

Ancak öyle olmadı. Uyuyakalmamdan dakikalar sonra, Jake'in kadife senini yakınımda duymuştum. "Maisie, Maisie," belirli aralıklarla ismimi sayıklıyor, gerçekten uyuyup uyumadığımı kontrol ediyordu. Ona 'numara yapıyordum!' diyemeyeceğim için gözlerimi daha sıkı yumdum ve anlayamayacağı birkaç mırıltı çıkardım. Uyuduğumu zannedip gitmesini umuyordum fakat bacaklarımı saran kolları beni şaşkına uğratmıştı.
Beni kucağına almıştı ve merdivenleri yavaş yavaş çıkıyordu. Kalbimin çırpınıp durduğunu duyuyor muydu ? Eğer duyuyorsa gerçekten rezil olmuştum.

Kollarıyla bacaklarımın teması kesildiğinde, saten örtünün yarattığı mükemmel hissi bedenimde hissettim. "İyi geceler, Paris."

staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin