je te veux.

3.4K 252 103
                                    

*okumasanız da yazacağım arkadaşlar üzgünüm..

Agusto, tüm caddeye yayılacak bir şekilde kahkaha attığında, ben de dayanamayıp kahkahasına eşlik ettim ve kolumda asılı duran çantanın içinde anahtarımı aramaya başladım.
Bu gece onların ekiple birlikte bir şeyler içmiş, benim gözlerim dönmeye başlayınca Agusto beni bırakacağını söylemişti ve sırf bu yüzden son otobüs seferini kaçırmıştı. Şimdi ise bunun ne kadar komik olduğunu söyleyip kahkahalar atıyordu.

Sanırım sarhoşluk tam olarak böyle bir şeydi.

"Sesleri duyuyor musun ?" Ben hala yüzümde asılı duran gülümseyle kapıyı açmaya çalışırken söyledi. Onun baktığı yöne doğru döndüm ve iki kişinin bağrışmalarını duydum. Aralarından biri sanki can verircesine acı acı inliyordu.
Agusto, hiç beklemeden çitlerin üzerinden atlayarak karşı komşumun bahçesine geçti. Ben de onu takip ettim ve topuklularımı kendi bahçemde bırakarak koşmaya başladım. Hayatım son bir haftadır tam da istediğim gibi bol olaylı geçiyordu fakat artık bunun bir sınırı olması gerektiğine karar vermiştim.

Mesela, bahçesinde adam döven bir komşu kesinlikle benim sınırlarım içerisinde değildi.

"Hey, dostum dur !" Agusto yerde duran adamın üzerine çıkmış, bir yandan küfür eden diğer yandan da yumruklarını hızla savuran Jake'e doğru koştu. Bir süre yerimde ne olduğuna anlam vermek için dursamda hiç beklemeden yanlarına gittim.
Ancak Jake'in durmaya hiç niyeti yoktu. Adamın hırsız olduğuna dair bir şeyler zırvaladıktan sonra yeniden bacaklarının altındaki adama döndü ve bayılmış olmasına dahi aldırmadan ona vurmaya devam etti.
Göğüs kafesimin altında çırpınıp duran kalbim birazdan derimi yırtıp çıkacak ve ben buraya boylu boyunca bayılırken onlar kavga etmeyi keseceklerdi. Yani tahminen, böyle olmasını umuyordum.

"Jake," kolunu çektim. "Jake bana bak !"
Mavi gözleri anında beni buldu. Burnundan hızla soluyor, yanakları gibi göğüs kafeside çok hızlı inip kalkıyordu. Göz çevresinde belirginleşen damarları belki de fazla yakınında durduğum için rahatlıkla görebiliyordum. Ancak uzaktan bakan biri bile, onun ne kadar öfkeyle dolu olduğunu anlayabilirdi.

Saniyeler sonra yüzünü ellerimin arasına almıştım. Şimdi koskocaman bahçede, hatta November Town'da bile sadece o ve ben vardık. Hayır, bu bir aşk itirafı değildi. O bana aşık olamazdı. Ancak mavi gözleri tüm yüzümde gezinirken, yüzüme nüfus eden sıcak nefesi gitsin istemiyordum. Tüm kargaşanın ortasında bir delik bulmuş ve kendimi o deliğe sokarak kaostan kurtulmuş gibiydim. "Calme-toi, Jake*."

"Ben adamı hastaneye götürüyorum, Maisie. Birazdan sizi karakola götürmek için dönerim."

•••••

Zift gibi görünen kahveye son kez baktım. Agusto bizi karakoldan getirip eve bıraktığında, bir daha Jake'i görmeyeceğimden emindim. Çünkü sürekli gözlerini benden kaçırıyor ya da olduğum yerden uzaklaşıp kendine duracak başka bir yer arıyordu. Fakat onun arabasıyla sessiz sedasız eve gelince dayanamamış ve girdikten sonra aralık bıraktığı kapıyı bir davet olarak algılayarak onun evine gelmiştim.

Aptaldım. Aptal olmayı seviyordum. November Town bana, her zaman her şeyin olabileceğini ve eğer hazırlıklı değilsen bile bir şekilde alışabileceğini öğretmişti. Sanırım gün geçtikçe yüzsüzleşmem de bu yüzdendi.
Onun çevresinde olmak istiyor, onun nasıl biri olabileceğini hayal edip duruyordum.

Düşüncelerimin arasında kahveyi ona uzattım. Herhangi bir göz teması kurmamaya çalışarak elimden aldı ve deri koltuklardan birine yayıldı.

"Saten elbise giymişsin." dedi, kahvesini yudumlarken. Özel bir gece olduğunu düşündüğüm için dolabımda yer alan en güzel elbiseyi seçmiştim fakat güzelliği Jake'in bahçesinde çamurlara bulaşana kadar anca sürmüştü.

"Ve sen de gömlek giymemişsin." Gözlerim üzerinde duran siyah kapüşonludan yukarı çıktığında, bana bakıyor olduğunu fark ettim. "Ben gitsem iyi olacak."

"Sevgiline teşekkür ettiğimi söyle. Tüm gece benimle uğraştı."

Duyduğum şeyler üzerine kapının eşiğinde duraksadım. Agusto'u sevgilim zannetmesine gülmem gerektiğini düşünmüştüm ama o zoru oynuyorsa, ben de öyle yapacaktım. "İletirim."

staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin