je m'appelle jake.

3.4K 205 115
                                    

Ve eğer gitme deseydim
Kal, bu gece.
Tom Odell// Stay Tonight.

3 hafta sonra/

Geceleri gerçekten çok ıssızdı. Her ne kadar aramızda mesafe olsada, kıyıdaki taşlara çarpıp duran dalgaların seslerini rahatlıkla ayırt edebiliyordum. Ida böyle gecelerde bazen benim yanımda kalıyor, bu dört duvarın arasında delirmemem için ultra çaba sarfediyordu ama sonuç her zaman sıfırdı.

Ben bitiktim. Yıllar önce kendimi bu boşluğun içerisine sürüklediğimde resmen bitmiştim.

Düşüncelerimin arasında, böyle gecelerde her daim kilitli olan kapının yavaş hareketlerle çalındığını duydum. Oysaki kızlar kasaba dışına ailelerinin yanına gittikleri için buraya gelemeyeceklerini söylemişlerdi.
En kötü ihtimal, Callum ile Agusto muhteşem kavgalarından birini gerçekleştirmiş ve Agusto tüm gece beynimin etini yemek için buraya gelmişti.

Ancak hayır.

Jake Gyllenhaal kapımın önünde duran kolonlardan birine yaslanmış beklerken, ellerini onun üzerinde ilk deda gördüğüm kot pantolonunun cebine sıkıştırmıştı. Mavi gözleri yine aynı soğuklukla beni bulduğunda gülümseme gereği bile duymadan bir adım öne atıldı ve aralık kapımdan içeriyi süzdü.

"Bay Khan birkaç ders kitabını çalışman adına sana verdiğini söyledi. Araştırmam için bana lazım." Tonlamasını o kadar iyi seçiyorduki, onun dudaklarına ve ses tonuna odaklanırken genellikle ne söylediğini kaçırıyordum.

Gergince yutkunarak kapıyı sonuna kadar açtım. Madem burada tıkılı kalmıştım, bu gece öldürülecek olsam bile razı gelirdim.
"Sen içeride bekle, ben yukarıdan bulup getireyim."

Hiçbir şey söylemeden dediğimi yaparak içeri geçti. Ben de yukarı kata çıkan demir merdivenleri ikişer ikişer tırmandım, zaten açık bıraktığım oda kapımdan içeri girdim. Soluklanmak adına kendime kısa bir süre tanıdıktan hemen sonra kitaplığıma yöneldim ve dün gece açıp birkaç kere okuduğum kitapları sırasıyla kucağıma yerleştirdim. Ancak ellerim o kadar fazla titriyolardıki, dengemi sağlayamayacak olsam muhtemelen birkaç defa yeri boylamıştım.

"Bir çoğunun içinde muhtemelen notlarım vardır ama onları atabilirsin. Zaten pek işe yarayacaklarını-" Evet, sözüm yarıda kesilmişti. Çünkü Jake koltuğumun üzerine bıraktığım büyük poşetten sarkan şeyi merak etmiş ve parmak ucuyla aşağı çektiği poşetin içindeki yatak örtüsünü tamamiyle ortaya sermişti.

Aynı onun odasında gördüğüm gibi saten bir yatak örtüsüydü. Hatta o gün çok beğendiğim için Noah ile olan kısa sohbetimizde bu yatak örtülerinden nerden bulabileceğimi sormuş ve aynı tasarımcıdan almıştım.

Tek bir fark vardı. Jake'in yatak örtüsü zift gibi simsiyahken, benim saten örtüm krem rengiydi.

"Şey... O gün çok beğenmiştim," kitapları kahve masamın üzerine yerleştirdim. Benim kitapları koymamla birlikte birkaç bardak düşmüş ancak umrumda olmamıştı.

"Tasarımcısı çok sevdiğim bir arkadaşımdır." Kısaca söyledi. Kirli sakallarının arasında duran dudaklarına baktığımda hiçbir ifade veya gülümseme belirtisi yoktu. Yine de kasılan bedeninden aslında burada olmaktan ne kadar sıkıldığını anlayabilmiştim.

İnsanları çok çabuk sıkıyordum.

"Bana neden fransızca öğretmek istemedin ?"
Ani sorumla beraber düz bakışları anında beni buldu. Eli hala saten kumaşı okşuyordu ve bu ne kadar tuhaf olursa olsun, parmaklarının hareketini izledikçe yüzüme çıkan kan basıncının hızlandığını hissediyordum. Sanki az önce kalbim göğüs kafesimin altında atmayı bırakıp yüzüme doğru yönelmişti.

Ellerini yatak örtüsünden çekerek ceplerine soktu. Yanımdan hızla geçtiği an aynı o siyah battaniyenin üzerindeki odunsu koku burun deliklerime ulaştı. "Çünkü buraya öğretmenkik yapmak için gelmedim."

"Ya ne için geldin ?"

Şimdi daha keskin bakıyordu.
Hatta az sonra, ayakta durduğu yerden rahatsız olarak bacaklarımı uzattığım kahve masasının yanına geldi, tek hamlede -ve gayet nazikçe- bacaklarımı masadan indirerek tam karşıma oturdu. Ellerini aslında kendi bacaklarının arasına bırakmıştı ancak aramızda fazla mesafe olmadığı için birkaç kere benim bacaklarımla olan temasını hissedebilmiştim. Bu temasla ilgili ne düşeneceğimi bilemeyerek yutkundum.
"Bak, Maisie, ben öylesine uğraşacağın insanlardan değilim. Anlıyor musun ?"

Gözlerimi kaldırmak gibi bir hata yaptığımda keskin mavileri direkt olarak beni buldu. Kaçmayı düşünmüyordum. O yüzden koltukta biraz daha öne geldim. "Ben, kimseyle, uğraşmıyorum."

"O yüzden mi bu gece evdesin ?" Artık bağırıyordu. Bana neden bağırdığını bilmiyordum. Sonuçta tanışmıyorduk ve birbirimiz için iki yabancıdan farklı değildik. "Neden hep benim yalnız olduğum günleri buluyorsun, Maisie ? Bugün geleceğimi de biliyordun. Bay Khan'ın sana önceden haber vermiş olması gerekirdi."

"Bak, ne düşündüğünü bilmiyorum ama seninle uğraşacak falan değilim."

Ayaklandı. Bu, konuşmamı dinlemeyeceği anlamına geldiğinden, hiçbir şey söylemedim ve aralık olduğunu yeni fark ettiğim kapıya doğru adımlamasını izledim.
Hayır. Bu gece kalmasını istiyordum. Bu gece kalmasını istiyordum çünkü yalnızdım. Bu gece kalmasını istiyordum çünkü,

Çünkü o da öyle istiyordu.

"Senden uzak duracağım, Maisie. Sen de öyle yapsan iyi edersin."

"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin