jake.

5.3K 235 93
                                    

Yan ev gözüme her zaman rüyalarımdan fırlamışcasına mükemmel gözükürdü.
Bahçeye açılan katlanabilir bir akordiyan kapısı vardı. Kapının açıldığı bahçede, havuza kadar sürüklenen kocaman ağaçlar yer alıyordu ve her ay biri onları kontrol altına almaya gelmezse, eve dahi zarar verebilecek kadar vahşi oluyorlardı.

Buraya ilk taşındığımda, annem beni ziyarete geldiği her ay mutlaka yapraklarla dolu bahçeme çıkar ve yan evin görkemli güzelliğini seyrederken iki evin arasındaki keskin farkı fark etmemi sağlardı.
Orası bir cenneti. Benim bahçem ise eskimekten boyaları dökülmeye başlayan tahta -eskiden beyazdı- sandalyeleriyle adeta çöplük bir evden başka bir şeyi çağrıştırmıyordu. Ayrıca, yeni taşınan komşularım Bay gazeteci yaralı adam birkaç gün öncesine kadar yeni bir mimar tutmuş ve evin üzerinde ne gibi değişiklikler yapabileceklerini konuşmuştu. Sanırım yanındaki arkadaşı bunun gibi basit olaylara karışmak yerine sürekli olarak gençlerin takıldığı kafelerde geziyor, adeta avını arayan avcı misali insanları gözlerinden okumaya çalışıyordu.

Adeta bir manyaktan farkı yoktu.

Evin mükemmelliğini düşünmeyi bıraktıktan sonra, elimde kahvemle birlikte güneşin batışını görebileceğimi umduğum bahçeme çıktım ve denizin üzerinde hala salınmaya devam eden güneşe gözlerimi kıstım. Antheia arada Bill ile kaçamak yaparak, kasabanın en güzel manzarasına sahip evime gelir ve benim olmadığım birkaç günü burada geçirirdi. Bill gibi tapılası bir çocuğun onun gibi çekici bir kadınla uyumunu gördükçe, asla doğru kişiyi bu çirkinlikle bulamayacağımı düşünüyordum.

Yan taraftan gelen hışırtılara aldırmamaya çalışarak soğumaya hazırlanan şekersiz kahvemden bir yudum aldım. Elbette o adamın ağaçlar arasında neden beni süzdüğünü merak ediyordum ancak kafede yaptığı saçma hareketlerden sonra ondan korkmak, merak etmekten daha mantıklı gelmişti.
Yine de bir kez bakmak adına çevirdiğim bakışlarımı hemen yakaladı ve benim aksime hiçbir merak duygusu barındırmayan bakışlarını ilk önce yüzümde, sonrada darmadağınık bahçemde gezdirdi.
Çitlere yaklaşan adımlarının, bahçemi daha yakından görmek adına olduğunu düşünerek kendimi rahatlatmaya çalışsamda, kahveyi tutan elim bana itaat etmiyor, heyecandan mı olduğunu bilmediğim bir şekilde zangır zangır titriyordu.

Aynı onun kafede beni izlerken, masanın üzerinde titreyen eli gibi.

"Bir şeye mi baktınız ?" Boğazımı temizledikten sonra söyledim. Yoksa bu sessizlik benim canıma okuyacaktı.

Ancak o cevap vermek yerine, mavi renteki gözlerini üzerime dikti ve bir insana ne kadar sert bakılabilirse, o kadar sert baktı. İnce dudakları birbiri üzerine kapaklanmıştı, tek bir gülümseme belirtisi dahi göstermiyordu. Bir an için sakallarını kestiğini, küçük burnunun ve yanaklarının daha fazla ortaya çıktığını düşündüm.
Böyle bir şey yapacak olursa eminimki kasabanın çoğu kızı için bulunmaz hint kumaşına dönüşürdü ancak şuanki haliyle, beladan başka hiçbir şeye benzemiyordu.

Ben düşüncelere dalmışken, bakışlarını üzerimden ayırarak kendi evine doğru yöneldi, akardiyon kapıyı hiç uğraşmadan bir hışımda itti, içeri geçti ve bunları yaparken bir kere bile dönüp arkasına bakmadı.

"Tuhaf." Dedim, kendi kendime. Gerçekten tuhaftı.

•••••••

Ida, elinde tuttuğu çörekleri bahçemde duran masanın üzerine koydu. Daha o koyar koymaz üzerinde akan iğrenç yağları görmüş ve diyetime sadık kalacağıma dair kendime söz vermiştim. Fakat onları büyük bir iştahla gömen Dawn ile Cecelia'ı gördükçe yaptığım diyet beni büyük bir çıkmaza sürüklüyordu.

Böyle devam edersem bir yerde bayılıp kalacaktım.

"Ee, yan komşularınla tanıştın mı ?" Dawn sordu. Aynı anda ağzına bir çörek parçası daha atmıştı.

Yerimde biraz gerindikten sonra sorusuna cevap vermek için sandalyemi daha yakına çektim. "Gazeteci olanla ufak bir sohbetimiz oldu. Kapının ön tarafına da ağaçlandırma yapmak istediğini söyledi ancak oranın yol olduğunu ve kurucuların buna izin vermeyeceğini falan söyledim."

"Peki ya diğeri ?"

Cecelia'nın sorusu üzerine 'mükemmel' eve baktım.
Orada olduğunu biliyordum. Evde yaptığım her şeyde adeta beni gözlediklerini, ben ne yaparsam yapayım haberdar olduklarını seziyordum ve bu sabah başıma gelen olayda bunu kanıtlar nitelikteydi.

Benimle bir sorunları vardı.

"Hayır, henüz tanışmadık. İyi birine benziyor."

"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin