4

464 9 1



Ne zamandır, Neriman bu kediyi de okşamaz olmuştu; Sarman da Faiz Bey, Şinasi ve Gülter kadar hanımının son zamanlarda başkalaştığmı anlıyor ve onun yanma sokulmuyordu. Bu gece hanımında eski hallerini gördü ve kucağına atlamakta çok tereddüt etmedi.

Neriman hafifçe Sarman'm başını okşuyordu. Öyle bir an geldi ki bütün mahallede, bütün sokakta, evde ve odada Sarman'ın mırıltısından başka ses kalmamıştı.

Gülter kapının yanında yerdeki minderde, başını önüne eğmiş, uyukluyordu.

Şüphesiz böyle uyanık birkaç kişi müstesna, bütün sokak, bütün Fatih uyku içinde idi.

Neriman düşündü ve bir anda şarklıların kedileri ve garplıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı. Hıristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu şundandı: Şarklılar kediye, garplılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazı uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir; lâpacı, tenbel ve hayalperest mahlûk, çalışmayı hiç sevmez. Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; birçok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır.

Şark ve garbı temsil eden bu iki remiz, Neriman'ın zihninde iki zıt âlemi o kadar müşahhas bir hale getirdi ki epey zamandan beri kendi kendine halletmeğe çalıştığı muammaların birçok anahtarlarını bulur gibi oluyordu; büyük bir kültürü olmayan Neriman, ancak bu basit remizlerin zıddiyetleri arasında mukayeseler yaparak, kendine göre bazı fikirlere daha sahip olmaya başlamıştı.

Hemen bu fikrini babasına söylemek istedi ve alacağı cevabı merak etti. Fakat babasıyla hiç buna benzer mevzularda konuşmamış, ona hiçbir mülâhazasını, fikrini açmamıştı. Zekâsının bakir ve mahrem bir tarafını göstermek isterken babasının karşısında soyunacakmış gibi utanıyordu. Fakat soracağı şey, epey zamandan beri, babasıyla kendisi arasında çıkan ve henüz hiç münakaşa edilmeyen hayatî meselelerle karıştığı için ehemmiyetliydi.

Epeyce tereddütten sonra nihayet söyledi:

- Bakın, dedi, Gülter de uyuyor, Sarman da.

Faiz Bey başını kitaptan kaldırdı ve gözlüğünün üstünden kızma baktı. Bu sözün bir mukaddime olduğunu anlamayarak tekrar gözlerini kitaba indirirken, Neriman söylemek istediği şeyleri unutmaktan korkarak hem de neticeyi çabuk almak isteyerek, sinirli bir acele ile anlattı:

- Sadece onlar uyumuyorlar, bütün Fatih uykuda. Ne düşündüm bilir misiniz?

Neriman, mütalâasını beyan etmek sırası gelince biraz kızardı ve Faiz Bey'in alâkası arttı.

- Ne düşündüm bilir misiniz? Bütün bu semt, müslümanlar...

Biraz düşünerek kelimeyi buldu:

- Bütün Şark kedilere benziyor...

Bu mülâhaza Faiz Bey'i güldürmüştü. Takdirle istihzadan hangisine maruz kaldığını anlamayan Neriman şaşırdı ve büsbütün kızararak cesaretle devam etti:

- Garp da köpeklere benziyor.

Durdu. Söylenecek fazla bir şey bulamıyordu. Halbuki pek çok şeyler düşünmüştü.

İzah etmek lâzım. Gene şaşırdı. Faiz Beyin bir suali bu izahı istedi:

- Ne gibi?

Faiz Bey gözlüğünün üstünden kızına hiç inhiraf etmeyen bir dikkatle bakıyordu.

Ömründe ilk defadır ki Neriman'dan bir mütalâa dinliyordu.

Neriman devam etti:

- Şark da işte böyle miskin, uykucu, lâpacı... Bakın şimdi her taraf uyuyor. Bir de şimdi Beyoğlu'na çıkın... Ortalık mahşer gibi... Herkes ayakta, uyanık...

Fatih HarbiyeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin