Bölüm28~

1K 80 1

Güneş ışınları suratına vuruyor ve şirin bir şekilde suratını buruşturuyor.Sarı saçları daha bir parlak gözüküyor ve dudakları kurumuş gibi.
Yatakta biraz daha ona doğru döndüm.
Lu hyung uyurken melekleri bile kıskandırabilirdi.
Kurumuş dudaklarına bir öpücük bırakıp geri çekildim.
Yataktan kalkıyordum ki mırıldandı;
"Oh bu kadar mıydı yani?"
Kıkırdayıp ona baktığımda gözlerini açmış bir eli yumruk şeklinde gözünü ovuyordu.
Oh!
Sanırım tekrar ve tekrar aşık oluyordum.
Bir erkek nasıl bu kadar güzel olabilirdi?
Dudaklarına eğilip küçük küçük öpücükler bıraktım.
Bir hamleyle omzumu kavrayıp beni yatağa yatırdı ve üstüme çıktı.
Sevişecek miy--
"Sehun'ah hadi bana pankek yap nolur!"
Pekala.
"Üstümden kalkmalısın hyung."
Üstümden yuvarlanıp ajanlar gibi ellerini silah yaptı.
Luhan tam anlamıyla dengesizdi.
Ruh hali erkeksilik ve beş yaşında olarak değişip duruyordu.
Ben onun her haline aşıktım.
Luhan'ı poposundan itip banyoya soktuktan sonra bende mutfağa pankek yapmaya geçtim.
Evet poposundan itmemin bir sebebi yok.
Neden olsun?
Pankekleri tabağa koyup masaya koyduğumda çoktan gelmişti.
Üstünde benim t-shirtlerimden biri vardı.Altında ise siyah sıkı baksırı vardı.Bir eli saçlarını havluyla kuruturken yanına gidip havluyu elinden aldım.
Saçlarından harika bir karpuz kokusu geliyordu.(hep çilek mi olacak?hahaha)
Ve ben karpuza bayılırdım!
"Sehun'ah teşekkürler."
"Önemli değil hyung yemek yiyelimm!"
Yemeğe odaklanıp ona bakmamaya çalışıyordum.
"Sehun'ah ben bugün arkadaşlarımla buluşacağım."
Kafamı kaldırıp ciddi olup olmadığına baktım.Oldukça ciddiydi.Bana sende gel demeyecek mi?
"Oh peki hyung."
Pankekin hepsini bile yemeden odaya geçti.
Onu takip edip yatağa oturdum.T-shirtü üstünden çıkarmadan altına gerçekten dar olan bir pantolon giydi.Saçlarına şekil verdi ve en sevdiğim çikolatalı parfümü sıktı.
"Hyung kim bu arkadaşlar?"
Bana dönüp sırıttı."Tanımazsın Sehun'ah."
Belki de tanımak istiyorumdur?
"Ne zaman gelirsin peki"
Cüzdanını ve telefonunu zorla olsa da pantolonuna sıkıştırdı.
"Geç kalmayacağım."
Göz kırptı ve odadan çıktı.Köpek yavrusu gibi evin heryerinde onu takip ediyor sorular soruyordum ama doğru dürüst bir cevap alamıyordum.
Sonunda kapının önüne geldiğimizde duvara yaslandım.Ayakklabılarını geçirip bana bir öpücük verdi ve çıktı.
İçim huzursuzlukla kıvranıyordu.
Acayip bir şekilde takip etmek istiyordum.Ama eğer yakalanırsam ona güvenmediğimi düşünürdü.
Mutfaktaki bulaşıkları halledip kendimi koltuğa bıraktım.
Kalbim kıvranıyordu sanki.Neden beni çağırmamıştı?Arkadaşları kız mıydı yoksa?
Saçmalama Sehun.
Kapının çalmasıyla anında koştum.Belki de fikrini değiştir--
"Oh Merhaba Chen hyung."
Chen hyung kafama bir tane geçirip somurttu."Beni gördüğüne sevinmedin mi sıpa?"
"Yah vurmasana hemen.Sevindim tabiki."
İnanmamış bir ifadeyle içeri geçti ve koltuğa oturdu.
Bir dakika?
"Hyung bu yüzük ne?"
Yüzüğüne bakıp sırıttı."Hyung'un evleniyor ufaklık."
Hala ayakta durmuş boş gözlerle ona bakıyordum.Benim bu halime kahkaha atmaya başladı.Zil tekrar çalsa da ben hala boş boş ayakta dikiliyordum.Chen hyung kapıya gidip açtı.
"He-yo millet"
Kai gelip kolunu omzuma attı.Chen hyung tekrar koltuğa geçip yayıldı.Ayaklarını sehpaya uzatmıştı.
Kai bir kaşını kaldırdı.
"Hyung yüzük?"
Chen hyung ona da kıkırdadı."Evleniyorum gençler."
İkimizde önce birbirimize baktık.Kai'nin gözleri de benimkilerden farksızdı.
Bir anda sanki kararlaştırmış gibi Chen hyung'un üstüne atladık.
"Yah inin üstümden!"
Deli gibi gıdıklıyor ayrıca saçlarını karıştırıyorduk.
"Tebrikler hyung!"
"Hyuuuuuungggg daha çok genç değil misin ? huh? huh?"
"Yah Kim Jongin!Aegyo yapma!"
Kahkaha atarak bizi üzerinden attı."Bunu söylemeye gelmiştim şimdi gidiyorum ezikler"
Chen hyungun poposuna hafif tekme attım."Unuttun bizi."
Bir anda kocaman gözlerle bize döndü.Bir elini Kai'nin bir elini benim yanağıma koyup çekiştirdi.
"Benim bebeklerim sizi seviyorum!"
Kıkırdayıp elini ittim.Kaç yaşındayız biz cidden?
Kai de onunla beraber kapıya yöneldi.
"Sende mi brütüs?"
Utançla kafasının arkasını kaşıdı."Uh,işlerim var"
İkiside çıkıp gitti.Ve benim kalp sıkışması sorunum hala devam etti.

~~

Saat gece on bir.
Ve tahmin edin kim hala gelmedi?
Başına birşey gelmiş olabilir düşüncesiyle deri ceketimi giyip çıktım.
Nereye gitmem gerekiyordu?
Bilmiyordum ama onu bulmalıydım.Önceden gittiğimiz parka ve sahile baktım.
Okulun oraları,ara sokakları koşarak geçtim.Ama hiçbiryerde yoktu.
En son olarak ilk kez gittiğimiz kafeye bakma kararı aldım.
Gecenin bu saatinde açık olması mümkün müydü?
Sokaklar bomboştu ve bu biraz korkutucuydu.
Kafenin önüne gelince duraksadım.
Kafeyi kapatan figürü görünce olduğum yerde dondum.
Kepengleri indirip kilit taktı.
Arkadan olsa bile oldukça yorgun gibiydi.
"Hyung?"
Hemen arkasını dönmedi.Sanki ne yapacağını bilemiyor gibiydi.
"Hyung bana bak."
Teredütlü bakışlarını benimkilerle buluşturdu.
"Sehun'ah ben-"
"Aslında arkadaşlarınla buluşmadın değil mi?Çalışıyordun."
"Ben sadece-"
"Neden bana söylemedin hyung?"
Bir iç çekip bana yaklaştı ve tam önümde durdu.Nazik parmakları saçlarımı geriye atarken parmak uçlarında kalkıp alnıma bir öpücük kondurdu.
"Her zaman aylaklık yapamam Sehun'ah.Bize bakmam gerekiyor.Sana söyleyecektim."
"Hyung bende çalışırım.Tek başına üstlenmen gerekmiyor."
Luhan kafasını hayır anlamında salladı.
"Sen önce okulunu bitireceksin bebeğim."
Kafamı aşağı eğdim.Boşu boşuna kendimi yemiştim.
"Çok kızdın mı?"
"Ben sadece beni arkadaşlarınla tanıştırmak istemiyorsun,utanıyorsun sandım."
Önce bana bir kaç saniye bakıp kahkaha atmaya başladı.
Hey bunda gülünecek ne var?
"Sehun-ah sen cidden-"
Yine bir kahkaha.
"Tam bir şapşalsın.Senden asla utanmam.Aksine gurur duyuyorum"
Kafamı omzuna koydum ve saçlarımın arasından kafamı öptü.
Bir eli sırtımı okşuyordu.
"Tek başına yorulacaksın hyung."
Güldüğünü hissediyordum.
"Sen yanımda olduğun sürece yorulmayacağım.Çünkü evde beni beklediğini biliyor olacağım."
Kafamı kaldırıp onu ensesinden kendime çektim.
Dudaklarımız buluştuğunda elleri saçlarımın arasından geçip beni kendisine bastırdı.
Tutkulu bir şekilde üst dudağını emip kendimi geri çektim.
Bir kaç gündür çalıştığım kelimeleri söyledim.
"Seni seviyorum Lu-ge"
Şaşkın suratı görülmeye değerdi.Ona ilk defa böyle sesleniyordum.Çince.
Beni kendisine çekip sımsıkı sarıldı.
"Ve bende seni seviyorum Sehunnie"
Ellerimiz birbirini bulurken bana yaslandı ve boş sokaklarda sesli birşekilde sohbet ederek yürüdük.
Kahkaha attığımızda ise bir kaç şikayete neden olmuştuk.
Ama umrumuzda mıydı?
Hayır.
Gökkuşağı kusabilirim.

Başa Bela KomşumBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!