Bölüm23~

1.3K 89 1

5 dakika önce birbirine geçmiş ve çıplak bedenler şimdi koltukta yan yana başları eğik oturuyordu.
Xiumin annesinin geleceğini nerden bilebilirdi ki?
O kadın onu kovmuştu.
Neden şimdi izini bulmuştu?
Xiumin kibirli kadına gözlerini dikti.
Annesinin sinirli gözleri ikisi arasında gidip geliyordu.
"Demek eşcinseldin?"
Bunu sanki tükürür gibi söylemesi Yixing'in zoruna gitmişti.
Xiumin'in üzülmesinden korkuyordu.
"Sürtük olmaktan iyidir annecim(!)"
Kadın sinirli bir kahkaha attı.
"Şuan bana sürtük mü diyorsun seni velet?"
Lay Xiumin tam kalkacakken kolundan tutup koltuğa oturttu.
"Buraya neden geldiniz Bayan Kim?"
Kadın Lay'ı şöyle bir baştan aşağı süzdü.
"Bu kadar güzel bir suratın Minseokkie'yle işi ne ?"
Xiumin iç çekti ve tekrar ayağa kalkmaya çalıştı.
Şuan sevgilisine mi yavşamıştı o kadın?
"Minseok'un güzelliği yanında benimki bir hiç"
Xiumin sırıtıp annesine baktı.
"Buraya neden geldin?"
Annesi birden iç çekip hüzünlü bir ifadeye büründü.
Xiumin ondaki ani değişime şok olurken Lay de ondan farksız değildi.
"Ben sadece barışmak ve seni eve geri çağırmak istemiştim seokkie"
Xiumin kafasını Lay'in omzuna yaslayıp ondan harika bir gülümseme aldı.
"Ben onunla mutluyum."
Kadının gözleri dolmuştu.
Annesi böyleydi işte.
Duygularını kibir ve sinirinin arkasında saklardı.
"Peki aramız düzelecek mi?"
"Hala içki ve sigara içiyor musun?"
Kadın hevesle kafasını kaldırdı.
"Hayır,yavaş yavaş bırakmaktayım."
Xiumin annesine uzanıp önüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına attı.
"Seni affederim anne. Ama çabalaman gerekir."
"Ne olursa yaparım!"

Annesi çoktan gitmiş ikili kahvaltı yapıyordu.
Yixing Minseok'un her hareketini izlerken düşünceli gözüküyordu.
"Herkes ikinci bir şansı hakeder baozim."
Minseok dolu gözlerini kaldırıp ona baktı.
Ne zamadır bu kadar duygusaldı?
Hepsi Yixing yüzünden!
"Bunu hiç söylemedim ama bana ikinci bir şans tanıdığın için teşekkür ederim Bay belediye çukuru."
Yixing kahkaha atıp masanın çevresinde dolandı ve Minseok'a sarıldı.
"Eğer sen yanımdaysan herşey daha güzel baozim"
Minseok kıkırdayıp kafasını göğsüne sürttü.
"Randevuya çıkalım mı?"
"Uh,hiç sormayacaksın sandım"

-----

Kris derin bir nefes aldı.
Tabi buna oksijen denilirse.
Daha çok para ve kokoşluk kokuyordu.
Herkes zengin mücevherlerinin arkasına sığınmış kibar konuşmalar yapıyordu.
Şarabından bir yudum daha alırken gözlerini Tao'ya çevirdi.
Annesi ve annesinin arkadaşlarıyla konuşurken baya eğleniyor gibiydi.
Kris ayağa kalktı ve Tao'nun kulağına mırıldandı.
"Arkadaşların nerde bebeğim?"
Tao hüzünlenen gözlerini Kris'e çevirdi.
"Hiç olmadı ki."
Kris'in suratını şaşkınlık ele geçirirken kolunu destek vermek amaçlı Tao'nun omzuna sardı ve onu kendisine çekti.
Bayanlar fangirllik yapıp kahkaha attıklarında İkili utançla bakışlarını kaçırdı.
"Aigoo şunlara bak nasılda sevimli sıpalar!"
Bayanlar tekrar kahkaha atarken Tao'nun annesi oldukça mutlu görünüyordu.
Tao annesinin mutlu olduğunu görünce sevinci bir kat daha arttı ve Kris'e sokuldu.
Tao Kris'in kulağına fısıldadı.
"Kaçmalı mıyız?"
Kris sırıtıp elini kavradı ve onu çıkışa sürüklemeye başladı.
Ta ki babası yollarını kesene kadar.
Ya da babaları mı demeliydi?
İki baba 'kanka' olmuş gibiydi.
Uh.
Bu hiç iyi değil.
"Kaçmak sizin için bir hobi oldu sanırım ha veletler?"
Bay Huang,Bay Wu'ya katılırcasına kafasını salladı.
Ama sinirli değil neşeli gözüküyorlardı.
Uh.
Çok garip.
"Ama baba--"
Bay Huang kolunu Tao'ya atıp onu yanına çekti.
"Eğer o bizimle kalırsa sende kalmak zorunda kalırsın değil mi?"
Tao kıkırdarken Kris gözlerini devirdi.
"Beni kendi silahımla yaraladınız Bayım."
İki baba kahkaha atarken Tao kızarmıştı.
"Pekala biraz kalabiliriz."

Dörtlü bir masaya geçip sohbete başladılar.
Şirket durumu,evlilik gibi sıkıcı konulardı.
Tao uyuyor gibi olup kafasını birden kaldırıyordu.
Ama nafile.
Kafası tekrar öne düşüp gözleri kapanıyordu.
Kris onun bu haline kıkırdayınca babalar durumu farketti.
"Tamam oğlumun uyku gelmişe benziyor.Gidebilirsiniz."
İkili önlerinde 90 derece eğilip dışarı çıktı.
Temiz havayı derince içlerine çekip motorsiklete yöneldiler.
Kris birden Tao'yu durdurup ona bakmasını sağladı.
"Bundan sonra senin hem kocan,hem arkadaşın;kısaca ailen olacağım."
Tao Kris'in beline kollarını sarıp ona sarıldı.
"Bende senin asla yalnız kalmana izin vermeyeceğim."
"Öyleyse anlaştık Panda."
"Anlaştık Bay Ejder."

----
Pekala.
Dram izlemek tamamıyla kötü bir fikirdi.
Yani kötünün kötüsü.
Tabiki ağladığımdan falan değil.
Öhöm.
Hiç değil.
"Ağlıyor musun sen bakim?"
"Hah?Ağlamıyorum tabiki"
Suho beni omuzlarımdan tutup kendine çevirdi.
Ve kahkaha atması bir oldu.
Seni kötü adam.
"Aigoo ağlarken nasıl da şirin olurmuş."
Şuan ciddi fan kızlar gibi sırıtıp kollarını havada sallıyordu.
"Hyung bu kadar hoşuna mı gitti ağlamam?Çok kötüsün."
"Aigoo Jongdae çok tatlısın!"
Bana sarılırken bir yandan da saçlarımı okşuyordu.
Sakinlik ve huzur vücudumu sararken gülümesedim.
Ki uzun sürmedi.
Birden Junmyeon'un kapısı şiddetle çalmaya başladı.
Kapıdaki kişi oldukça sinirli olmalıydı.
Suho ve ben şaşkın şaşkın kapıya baktık.
Kim olabilirdi ki?
Suho kapıyı açtığında oldukça bakımlı bir bayan kapıdan ikimize bakıyordu.
Kırmızı ruju ve siyah dantelden elbisesiyle oldukça cüretkar görünüyordu.
İçimi endişe kavururken susma kararı aldım.
Suho şaşkın suratı sinirli bir ifadeye dönüşürken bağırdı. 
"Yah Kim Su Yeon! Burda ne işin var?"
Kadın sinirli bir kahkaha attı.
Oldukça sesli bir kahkaha olduğunu kabul ediyorum.
Ve daha sonra beni mahvedecek cümleyi kurdu.
"Beni özlediğini düşündüm Oppa.Özlemedin mi yoksa?"

----
"Hyung cidden senin bu suratınla istediğimiz herşeyi bedava alabiliriz!"
"Yah,Oh Sehun! Şuan beni kullanıyor musun?"

Sehun kahkaha atarken kahvesinden bir yudum aldı.
Beraber el ele yürüyorlardı.
Ve bu kahvelerde Lu sayesinde ucuza gelmişti.
"Hyung çok sevimli bir yüzün var ne yapabilirim ki?"
Lu hafif bir yumruğu Sehun'un omzuna savurdu.
"Erkeksiyim ulan ben!"
"Tamam tamam erkeksisin"
Sehun bunu kahkahaları arasından söylediği için biraz kekelemişti.
"Oh Sehun ölmek ister misin?"
Sehun şirince kafasını Lu'nun göğsüne sürttü.
"Hyung ölmek için çok yakışıklıyım ben"
Luhan kıkırdayıp genç olanın saçlarını karıştırdı.
"Voah Sehun'aaah!!"
İkili seslenen kişiye döndü.
Şirin bir gülümsemeye sahip kız onlara sırıtıyordu.
Dalgalı kahverengi saçları beline uzanıyorken gözleri açık kahveydi.(oha kendimi söyledim resmen hahaha)
Luhan kıskançlıkla kızı süzerken kız onların dibine geldi.
"He-yo nasılsın?"
Sehun gülümseyip cevap verdi.
Yada 32 diş sırıttı mı demeliydim?
"İyiyim Su'ah sen ?"
Kız gülümsedi ama gözleri Luhan'ı süzüyordu.
"Bende iyiyim buarada kim bu sevimli çocuk?
Lu sırıtırken Sehun'un kıskanmış suratını izliyordu.
Pekala işler aleyhine değişmişti.
"Uh. bu Luhan."
Kız kızarırken bakışlarını başka yere çekti.
Luhan Sehun'a gülüyordu.
Neden üstüne alınmıştı ki?
"Sevgilisi var mı?"
Sehun sinirle kolunu Luhan'ın omzuna atıp onu kendine bastırdı.
"Evet ve bu kişi benim."
"Haaa? Sevgili misiniz?"
Kızın şaşkın suratına Hunhan çifti kahkaha atarken kız kiyice kızarmıştı.
"Amaaa"
"Ama ne?"
"Ama siz çok tatlısınız hııııaağğ!!"
Şaşkınlıktan cevap veremeyen ikiliye kız sırıtmaya devam etti.
"Hiiç ayrılmaayııın!"
"Uh p-peki"
Kız el sallayıp ordan uzaklaşırken kıkırdıyordu.
Luhan Sehun'a biraz daha sokuldu.
"Hyung şu bedava alma işini bir kez daha düşün"
"Yaah,OH SEHUN!!"
---

"Yeeah kımoooon"
Dans odasında ikili özgünce dans ederken dans hocası buna daha fazla dayanamayacağını söyleyip ortamı terk etmişti.
Kyungsoo dansta pek iyi olmayabilirdi.
TAMAM!
Tam anlamıyla felaketti.
Ama bu Jongin'in hoşuna gidiyordu.
Onun hakkında diğer herşeyin hoşuna gitmesi gibi.
Aslında o harika dans etse bile şuan sevgilisine uyup saçmalıyordu.
"Kyuungie biraz daha kıvırr"
Kyungsoo kalçasını bir o yana bir bu yana kıvırtırken Jongin kahkahalara boğulmuştu.
Ayrıca bu küçük Jongin için çok iyi değildi.
Küçük?
Neyse.
Oralara girmeyeceğiz.
"Ulan çok seksisin be!"
Kyungsoo tavuklara benzeyen bir dans yaptığında Jongin sınıra gelmişti bile.
"Seni yemeliyim!!"
Kyungsoo "Aaa"diye bağırıp dans odasında koşmaya başladı.
dikdörtgen oda da gideceği pek yer yoktu gerçi.
Kai Kyungsoo'yu yakalayıp boynunu ısırdı.
"Hıııaağğ acıyo"
"Yiyeceğim demiştim rahat dur."
Kyungsoo kahkaha atarken bir yandan da kurtulmaya çalışıyordu.
"Bırakın beni bayııım!!"
Kai yanağını ve yüzünün her yerini küçük küçük ısırıklar bırakıyordu.
Acıtmıyor aksine Kyung'un hoşuna gidiyordu.
"Her yerini yemem lazım ulan!"
Kyungsoo ondan kurtulup sürünerek kaçmaya başladı.
Pekala.
Sürünmesi pek doğru seçim değildi.
Kai onu yakalayıp kucağına çekti.
Şimdi Kyungsoo Kai'nin kucağına oturmuş ve aynadaki yansımalara bakıyorlardı.
Kyungsoo'nun suratını sevimli bir kırmızılık kaplamıştı.
Kai biliyordu.
Mutlulukları gözlerinden okunuyordu.
"Çok güzel değil miyiz?"
"Kahretsin öyleyiz."
İkili kıkırdarken birbirine daha da sokuldu.

Başa Bela KomşumBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!