Bölüm22~

1.4K 95 0

Masanın üzerindeki kahve kupasını kavrayıp dudaklarına götürüyor ve bir yudum alıp bırakıyor.
Dudağında kalan bir damlayı baş parmağıyla temizlemesini büyülenmişçesine izliyorum.
Kendi kendine fighting! yapıp önündeki kağıtlara biraz daha gömülüyor.
Gömleğinin üstten üç düğmesi açık ve köprücük kemikleri beni çağırıyor.
Ve ben saate baktığımda onu tam bir saattir izlediğimin farkına varıyorum.
Sanırım onu izlerken zaman çok hızlı geçti.
Artık kalkmam gerektiğini hissettim ve içeri odaya yöneldim.
Eğer farkederse uğraşmadan bırakmayacağını biliyordum.
Televizyonun karşısına kurulurken cebimdeki telefon titredi.
Telefonu çıkardığımda Suho'dan mesaj geldiğini gördüm.

Kimden:SeksiJunmyeon
Kime;Jongdaelmacıkkemik

Ne güzel oturuyorduk niye içeri gittin? kkkk 
Şu dikizlenme olayına alışmıştım oysaki.

LANET!
NASIL ANLAMIŞ?
YİNE REZİL OLDUM!
Argh!
Bana baktığını da görmedim ki ulan!
Ben kalkmış koltukta tepinirken telefon tekrar titredi.

Kimden:SeksiJunmyeon
Kime:Jongdaelmacıkkemik

Koltukta tepinmen beni dikizlediğin gerçeğini değiştirmiyor ufaklık.
Ah bana umutsuz bir şekilde aşıksın.
Ne yapabilirim ki?

Ha?
Cidden!
Bir insanın egosu nasıl bu kadar büyük olabilir?
Sinirle saçlarımı karıştırıp balkona çıktım.
Balkonda bacak bacak üstüne atmış bir elinde kahve kupası sırıtıyordu.
Kollarımı göğsümde bağlayıp dil çıkardım.
Bu onun kahkaha atmasına sebep olurken benim iyice kızarmama sebep olmuştu.
Pis seksi popolu Junmyeon!
Kahve kupasını bırakıp kollarını başında kalp yaptı ve bana öpücük yolladı.
Ergen kızlar gibi kıkırdayıp elimle yüzümü kapadım.
Neden bu kadar tatlısın lanet herif!
Birden Junmyeon'un gözleri büyüdü ve 90 derece eğildi.
Arkamı döndüğümde bize kıkırdayan annemle karşılaştım.
DAHA NE KADAR KIZARABİLİRİM ACABA?
"Ah anne geldin mi,bende odama gidiyordum heh ehe "
Tam önünden geçerken t-shirtün ucundan tutup beni içeri sürükledi ve karşısına oturdu.
"Onu çok seviyorsun değil mi Chen'ah"
Şimdiden terlediğimi hissediyorum.
"Uh,ben evet."
Annem çok az duygusal takılırdı.
Genelde onu duygu yüklü bir halde göremezdiniz.
Ama şuan gözlerinde görüyordum.
Gözleri ışıl ışıl parlıyordu.
Elimi ellerinin arasına aldı.
"Mutlu olmana sevindim bebeğim."
Anneme sımsıkı sarılırken kulağına mırıldandım.
"Teşekkür ederim anne.Seni seviyorum."
Telefonum tekrar titrediğinde odama girmiştim.

Kimden:SeksiJunmyeon
Kime:Jongdaelmacıkkemik

Bende böyle bir sarılma istiyorum.

-----

Jongin her zamanki gibi part time işi kafede müşterilerle ilgileniyordu.
Beş tane kızın olduğu masaya servis yaparken kafeye giren kişiyi tabiki görmedi.
Kyungsoo arkalarda ve cam kenarında bir masaya oturup onu görmesini bekledi.
Jongin kızlarla öyle meşguldu ki onu hala farketmemişti.
Sinirle dudağını dişledi.
Diğer garson masasına geldiğinde bakışlarını Jongin'den çekti.
"Ah ne arzu etmiştiniz?"
İçinden Jongin demek gelsede sadece gülümsedi.
"Ben çikolatalı milkshake alayım.Birde Jongin buraya bakabilir mi?"
"Ehrm.Tabiki."
Çocuk not defterine birşeyler karalarken mutfağa yöneldi.
Az sonra Jongin suratındaki mükemmel sırıtışla ona doğru geliyordu.
"Buyrun beni istemişsiniz bayım?"
"Ah üzgünüm kızlarla o kadar mutlu görünüyorken gelmeseydin keşke!"
Jongin kahkaha atarken Kyungsoo'nun karşısına oturdu.
"Kıskandın mı sevgilim?"
Kyung gözlerini devirdi.
"Hah?Ben?Kıskanmak? Anlamını bile bilmiyorum."
Jongin onun bu tepkisine öyle gülmüştü ki kafedekiler dönüp onlara bakmıştı.
"Senden başkasıyla mutlu olmam mümkün değil."
Jongin bunu söylerken seksi bir şekilde saçlarını geriye taradı.
'Gizli silahını kullanıyor,lanet!'
Kyungsoo suratındaki evil gülümsemesiyle kızlara baktı.
"Ben özelim çünkü kahpeler"
Ve bu sefer Jongin'in kahkahasına o da eşlik etti.
Yine tüm kafenin onlara bakmasını önemsemeden.

Jongin paydos yaptığında beraber eve doğru yürümeye başladılar.
Kenetli elleriyle oldukça uyumlu gözüküyorlardı.
Sanki birbirleri için yaratılmışlarmış gibi hissediyordu Kyungsoo.
"Jongin'ah,her zaman mutlu olamayabiliriz."
"Yinede beraber olacağız."
"Birbirimizi kırıp,üzebiliriz."
"Yinede beraber olacağız."
"Ama bir gün benden--"
Kyungsoo tamamlayamadan bir çift dudak sözünü kesti.
Eğer sözü böyle kesilecekse,kesinlikle seve seve karşılık verebilirdi.

----

"Benden onu giymene izin vermemi beklemiyorsun değil mi?"
Tao şaşkınca tekrar aynada kendine baktı.
Tamam deri pantolon biraz dar olabilirdi.
Bunun neresi problemdi ki?
"Çok fazla dar değil ki."
Kris'in suratı biraz daha sinirle kasılırken yatağın başlığına yaslandı.
"Bence onu şimdi çıkar Tao'yah.Yoksa ben davette insanların gözlerini çıkaracağım."
Tao kıkırdayıp Kris'e yaklaştı ve dudağına küçük bir öpücük bıraktı.
"Ah ne yapsakki bu pantolonla harika popom ortaya çıkıyor."
Kris için bu son nokta olmuştu.
Tao'yu belinden çekip yatağa yatırdı.
O kahkahalarla gülerken pantolonunu çıkarmaya başladı.
Ama genç adam rahat durmuyor,kaçmaya çalışıyordu.
"Seninle ne yapacağım ben?"
"Ihm.Bunu da ben mi söyleyeyim?"
Kris gülerek Tao'nun dudaklarına yaklaştı.
Tao şimdi gülmeyi kesmiş Kris'in dudaklarına bakıyordu.
Dudaklarının arasında milimler oynarken Kris mırıldandı.
"Davul seslerini duyuyor musun?"
Tao kafasıyla onaylayınca dudakları sürtmüştü.
"İşte o kalbimizin sesi."
Tao büyülenmişcesine Kris'in gözlerine bakarken pantolon çoktan bacaklarından çıkıp yeri boylamıştı.
Tao umursamadan Kris'in ensesinden çekip dudaklarını birleştirdi.
Ayrıldıklarında Kris Tao'nun saçlarını okşadı ve ona aşık olduğu gülümsemeyi verdi.
Daha sonra ikili davete hazırlanmak için yataktan kalktılar.
Malum ailelerin tanışma ve şirket birleşimi kutlama partisi vardı.

--

"Hyung bunu cidden taşımak zorunda mıyım?"
"Cezanı çek beybi."
İkili okula giderken Sehun Lu'nun gerçekten ağır olan çantasını taşıyordu.
Büyü olan derslere bile doğru dürüst girmezdi.
Ama çantası eşşek ölüsü gibi ağırdı.
"Hyuuuungg ciddeen ağııır"
Sehun aegyo dolu sesiyle tekrar cilve yaptı.
Bu çantayı taşımaya devam ederse kolu kopabilirdi!
Lu büyük sulu gözlerini ona dikti.
"Beni üzdün Sehun'ah.Bir çanta bile taşıyamıyor musun?"
Sehun vicdan azabıyla olduğu yerde durakladı.
O haklıydı.
Onu ağlatmıştı.
Bütün cezaların en büyüğünü hakediyordu.
"Özür dilerim hyung.Ne istersen yapacağım."
Sehun çantayı taşımaya devam ederken Lu'nun sıratındaki istediğini almış şeytani sırıtışı görmedi.
Luhan sevgilisine istediği herşeyi yaptırmanın güzelliğini tüm gün boyunca tattı.

"Sehun'ah bana çilekli kek alır mısın?"

"Sehun'ah sırtıma masaj yapamaz mısın?"

"Sehun'ah seni öpmem gereken bir konu var buraya gel!"

Ve daha bir sürü saçma şeyler.
Luhan bu işi oldukça sevse de Sehun'un bütün gün canı çıkmıştı.
Bu da yetmezmiş gibi Chen hyung ve Kai sürekli dalga geçiyordu.
'Bu hallere düşecek adam mıydım? Nalet!'
Okul çıkışı elleri cebinde Lu'nun çıkmasını bekliyordu.
Ve daha sonra onu bekleyen tek kişi olmadığını farketti.
O gün kapısının önündeki çocuk okul kapısına yaslanmış,bekliyordu.
Huzursuz bir şekilde kafasını kaşıdı.
Çocuğun gerçekten yakışıklı olması durumu zorlaştırıyordu.
Dapdar siyah bir kot ve üstüne lacivert koyu kot gömlek.
Siyah düz saçları gözünün biraz üstünde bitiyordu.
Gülümsediğinde harika göründüğüne yemin edebilirdi.(Ve yazar Myungsoo'ya yavşadığını farkedip kendini durdurur.öhöm.)
Luhan kapıdan çıkıp suratındaki muhteşem gülümsemeyle Sehun'a yöneldi.
"Sehun'ah çok beklettim mi?"
Sehun Lu'nun elini eline kenetledi.
"Çok beklemedim hyung.Gidelim mi?"
Luhan kafasını sallayıp yanağına bir öpücük bıraktı.
Sehun sırıtırken içinden zafer dansları yapıyordu.
'Gör bunu paçoz'
Tam okuldan çıkmış sokakta yürüyorlardı ki Myungsoo önlerine çıktı.
"Bir anlaşma yaptık bambi."
Gözleri sinirle ikilinin arasında gidip geliyordu.
Kıskançlık vücudunu kavuruyordu.
"Anlaşmanız umrumda değil.Lu benim."
Sehun Luhan'ı arkasına çekip öne geçti.
Ama sang namjamız tekrar öne çıktı.
Lütfen.
Arkada saklanacak falan değildi.
"Aradan çekil Myung.Seni sevmediğimi biliyorsun."
Myungsoo sinirle çöp tenekesini tekmeledi.
"Onu sevmiyorsun bambi!"
Luhan alayla sırıttı.
"Peki sevmesem bunu yapabilir miyim?"
Sehun'u kendine çekip dudaklarını birleştirdi.
Etraflarında kimse yok gibi,
Myungsoo onları izlemiyor gibi aşkla öptü.
Ayrıldıklarında sokakta yalnızlardı.

Başa Bela KomşumBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!