Bölüm21~

1.2K 94 3


Y/N:Bu bölüm sadece Hunhan olacak ^.^ 

Luhan'ın ağzından;

Sehun beni seviyor.
Seviyor değil mi?
Hem ona o kadar bubble tea aldım.
Beni sevmeyecekte kimi sevecek sıpa?
Bütün gece yatağımda dönüp durmuş,birtürlü uyuyamamıştım.
Düşünceler beynimde dolanıyordu.
Myungsoo'ya olan duygularımın aşk olduğunu sanıyordum.
Ama aşkın yanından bile geçmiyormuş.
Bunu Sehun'u tanıdığımda anladım.
Hayatın bana 'Al sana asıl aşk bu işte'deme şekli gibiydi.
Onu o akşam sokak lambasının altında gördüğümde de biliyordum.
Benim için farklı olacağını.
Ve bedeniyle beraber kalbini bana verdiğinde anlamış oldum.
Sabah olduğunda sıcak bir duş aldım ve uyumadığımın çok belli olmamasını umdum.
Okulun kapısından girdiğim an gözler bana döndü.
Aslında hayran bakışlara alışıktım.
Ama bu sefer insanlar bana hayranlıkla değil korkuyla bakıyordu.
Sorun ne?
Çoğunun gözlerinde nefret ve iğrenme vardı.
Umursamayıp sınıfa yürümeye başladım.
Bir kız birden önümü kesti.
"Utanmadın mı? Hiç mi acımadın!"
Neden bahsediyordu bu?
İçim huzursuzlanırken kaşlarımı çattım.
"Ne demeye çalışıyorsun sürtük?"
Kız alaycı bir gülüş verdi.
Arkadaşları kolundan çekip onu uzaklaştırmaya çalışıyordu.
"Pislik!"
Ona doğru yönelmemle arkadaşları onu uzaklaştırdı.
Sehun'u bulmalıydım!
Hemen!
İnsanların bakışlarını önemsemeden koşmaya başladım.
Okulun her bir köşesine bakmıştım.
Hiçbiyerde yoktu.
Koridorun sonunda Kai'yi görünce hemen ona doğru koştum.
Kolundan tutup kendime çevirdim.
Şaşkın bakışları beni görünce büyüdü.
"Sehun nerde?"
"Hyung ben--"
"Çabuk söyle Kai!"
"Hyung senin haberin çıktığından beri ortada yok."
Ne haberinden bahsediyordu bu?
Kolumun çekiştirilmesiyle o tarafa döndüm.
Chen'de benim gibi koşmuş olmalıydı.
"Lu ge yalan olduğunu söyle!"
Sinirle saçlarımı karıştırdım.
"Neler oluyo anlamıyorum! Herkesin nesi var? BEN NE YAPMIŞIM!!"
"Hyung son sınıflardan bir kız senin ona tecavüz ettiğini söylemiş."

NE?
HA?
BEN?
BİR KIZA?

"İyi de ben tecavüz etsem Sehun'a ederim. Kıza niye yapayım?"
Chen ve Kai rahatlamış bir nefes verdi.
"Yah hyuung!"
"Biri sana oyun oynuyo sanırım.Ama Sehun çok hassas.Ona nasıl gerçeği anlatacağız ki?"
"Onu bulacağım merak etme."
Bunu söyler söylemez çatıya koşmaya başladım.
Daha önce neden aklıma gelmemişti ki?
Kesin çatıda olmalıydı.
Nefes nefese çatının kapısından içeri girdim.
Çatının uç tarafında aşağı bakıyordu.
Ne yapıyordu bu çocuk?
Düşebilirdi.
Bir hışımla ona koşup,kendime çektim.
Onu tuttuğum kolumu itti.
Hala bana bakmıyordu.
"Sehun'ah bana bak."
Bakışları hala yerdeydi.
Elimi çenesine koyup kafasını kaldırdım.
Ve kalbim binlerce parçaya bölünüyormuş gibi hissettim.
Gözyaşları güzel gözlerinden akıyor ve yanağında iz bırakıyordu.
"Ben sana yetmedim mi?"
"Be-ben"
Sehun'un bakışları beni delip geçerken ölmek istedim.
Onu ağlatmaktansa binlerce kez ölmeyi.
"Senden başkasına dokunmam mümkün mü?"
Sehun bana inanmıyor.
Bunu gözlerinde görüyorum.
"İlk aşkım beni aldatıyor.Senden nefret ediyorum."
Sehun koşarak çatıdan kaçarken ben hala sözlerinin etkisindeydim.
Gözlerim dolmuştu ve görüşüm bulanıklaşmıştı.
Kalbim öyle acıyordu ki,tüm renkler anlamını yitirmişti sanki.
Artık hava güzel değildi.
Nefes almak istemiyordum.
Sanırım gerçekten de mutlu olmayı haketmiyordum.
Oh Sehun.
Bana hiç güvenmedin mi?

-----

Sehun'un Ağzından;

Vücudum bana isyan ederken sonunda eve yaklaşmıştım.
Bütün gün deli gibi etrafta yürümüş,sahilde uzanmıştım.
Canım öyle acıyordu ki bunu anlatamıyordum bile.
Sanki birileri beni bıçaklıyor gibiydi.
Eğer ilgi alanı kızlarsa,beni kendine aşık etmeliydi!
Bana aşkın güzel birşey olduğunu hissettirmemeliydi.
Ki görüyordum.
Aşk beni mahvetmişti.
Eve yirmi adım kala sokakta duvara yaslanmış beni izleyen çocuk dikkatimi çekti.
Öyle ki gözlerini benden ayırmıyordu bile.
Ona baktığımda dudakları alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı.
Bana küçümser bir ifadeyle bakıyordu.
Sorunu ne bunun?
Onu takmayıp yürümeye devam etti.
"Böyle olacağını biliyordum."
Olduğum yerde duraksayıp ona döndüm.
Şimdi aramızda beş adım vardı.
Koyu kahve gözleri beni delip geçiyordu.
"Luhan'ı kimsenin benim onu sevdiğim kadar sevemeyeceğini biliyordum."
Vücudum buz keserken ne söyleyeceğimi bulamıyordum bile.
"Kimsin sen?"
"Kim Myungsoo ufaklık.Adımı aklına kazı.Çünkü Luhan'ın bundan sonra beraber olacağı kişi olacağım."
"O seni sevmiyor."
Bundan emin değildim.
Sonuçta benide sevmiyordu.
Sevse kıza tecavüz edermiydi?
"Tam 3 yıl önce."
"Ha?"
Çocuk bilmiş bir şekilde gülümsedi.
Suratındaki tebessüm moralimi bozuyordu.
Ve bende onun suratını dağıtma isteği getiriyordu.
"3 yıl önce Luhan'a aşık olan kız ona iftira atmıştı.Ona zorla sahip olmaya çalıştığını ama kaçtığını iddia etmişti."
Gözlerim kocaman açılırken duyduklarıma inanamıyordum.
Bugün olanda iftira olabilir miydi?
"Herkes ondan nefret ederken ben ona inandım.Yanında oldum.Ve sadece 1 hafta sonra iftira olduğu ortaya çıktı."
Salaksın Sehun!
Aptalsın Oh Sehun!
Yanından koşarak geçtim ve arkamdan bağırmasına rağmen onu takmadım.
Nefesim kesilse bile durmadan koşmaya devam ettim.
Bekle beni Lu.

----

Normal bakış açısı;

Luhan koltukta top gibi kıvrılmış boş bakışlarla sehpayı izliyordu.
Kris,Tao,Kyungsoo hatta burda ne işi olduğunu hala anlamadığı Kai bile bir sürü dil dökmüştü.
Ama Lu onları duymuyor gibiydi.
"Kyungie senden daha erkeksi."
"Ha?"
Lu birden doğrulup ateş saçan gözlerini Kai'ye doğrulttu.
Herkes kakhaha atıyordu.
"Size kalkacağını söylemiştim!"
Luhan gözlerini devirip tekrar uzandı.
Tao koltuğun önüne oturup şirince Luhan'ın sırtını pat patladı.
"Hyung sadece şokta olmalı.Göreceksin düzelecek."
Kris Tao'nun t-shırtünden tutup onu kedi gibi kaldırdı ve diğer koltuğa oturmasını sağladı.
Tao'nun çığırmalarını duymuyor gibiydi.
Luhan hafif tebessüm etti.
Kai ve Soo o kötü diye birbirlerinden uzak oturuyor ve kıskandırıcı hareketlerde bulunmuyorlardı.
Gerçi bir iki defa birbirlerine öpücük attıklarını görmüştü.
Bu haldeyken bile güldürebiliyorlardı.
Birden kapı şiddetli bir şekilde çalmaya başladı.
Bir yandan zili çalıyor bir yandan da kapıyı yumrukluyordu.
Kyungsoo aceleyle kapıya koştu.
Kapıyı açtığında karşısında bir adet nefes nefese kalmış Oh Sehun buldu.
"Lu--Luhan'ı çağırabilir misin hyung?"
Luhan duyduğu sesle daha o çağırmadan kapıya koştu.
"Sehun'ah??"
"Beni takip et."
Sehun önde Luhan arkada çatı katına çıktılar.
Sehun aklına gelen görüntülerle kızardı.
Lu karşısında dudaklarını kemiriyordu.
"Özür dilerim."
"Ha?"
Sehun bakışlarını Luhan hariç heryerde gezdiriyordu.
"Sana inanmadığım için özür dilerim hyung.Senden nefret ettiğimi söylediğim için öz---"
Cümlesini tamamlayamadan bir çift dudak dudaklarını hapsetmişti.
Anında ona karşılık verip kollarını Luhan'ın belinde birleştirdi.
"Seni seviyorum hyung."
"Bende seni seviyorum Sehun'ah.Peki nasıl anladın iftira olduğunu?"
"Hyung sana doğru gelirken yolda Kai aradı."
'Vay esmer sıpa'
"Özür dilerim Sehun'ah hepsi benim eski sevgilimin başının altından çıktı."
"Kim Myungsoo değil mi?"
Luhan kaşlarını çattı.
"Nerden biliyorsun?"
"Bana saçma sapan şeyler söyledi.Boşver."
Luhan gülümseyip Sehun'un yüzünün her bir köşesine öpücüklerini kondurdu.
"Birdaha ilk önce beni dinle olur mu beybi?"
"Söz veriyorum hyung."
İkili bir daha aralarına kimsenin girmeyeceğine söz verdiler.
Ve gecenin geri kalanında defalarca birbirlerinin oldular.
(Smut yazacağım sandınız değil mi? ihihuhuhi. Siz yine de beni sevin  )

Başa Bela KomşumBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!