İkizler

703 41 4

Evet evet bu bölümde QaF kopyası çektim :)

“Kaç yaşındasın?” 

“24”

 

Blaine elini Kurt’ün saçlarına daldırdı. Kurt bu hareketi sevmiş olacak ki hafifçe inleyip kendini Blaine’e daha da bastırdı.

“Bende 25” dedi Kurt ve Blaine’in gömleğini yırtarcasına çıkardı. Blaine Kurt’ün kırmızı tişörtünü tek bir hareketle çıkardığında ikisinin de göğüsleri çıplaktı ve birbirine değiyordu. Bu yakınlık Blaine’in hoşuna gitse de belli etmemeye çalıştı. Hala Kurt’ü öpmeye devam ediyordu. Kurt’ün alt dudağı kendi dudaklarının arasında, hatta bazen dişlerinin arasında, ısırıyor, emiyordu. Kurt hızlı ve çevik bir hareketle onun pantolonundan kurtuldu ve dudağını ondan kurtarıp sırıttı.

                                               ***

Gece çoktan bitmiş, artık güneş doğmuş, Kurt’ün geniş ve gece mavisi çarşaflara sarılı yatağında iki delikanlı nefes nefese yatıyorlardı. Blaine yanında uzanan beyaz tenlinin karın kaslarıyla ilgileniyordu. Kurt’ün gözleri kapalıydı ama uyumuyordu. Yorulmuştu sadece. Telefon çaldı. Kurt hemen yerinde dikleşti ve Blaine geri çekildi. Yatağın yanında yerde duran telefonu aldı ve açtı. Konuşmadı sadece dinledi ve en sonunda hemen geliyorum deyip yataktan fırladı. Blaine kaşlarını çatarken Kurt daha birkaç saat önce yere fırlattığı pantolonunu giyinmiş, üzerine hızla bir gömlek geçirmişti.

“Taksi bu saatte bulunmaz. Of!” diye inledi Kurt odanın ortasında Blaine yataktan kalkıp hemen üzerini giyindi.

“Hey, buraya arabayla geldik. Seni bırakabilirim” Kurt ona kurtarıcısı gibi baktı ve başını salladı. İkisi de evden çıktılar.

                                               **

Geldikleri hastane koridorunda Blaine neden burada olduklarını bilmeden ilerliyordu. Kurt bir kapıyı açtı ve içeri girdi. İçerisi çok kalabalık değildi. Hasta yatağında sarışın bir kız, onun yanında oturan esmer bir kız, ayakta durun sarışın bir çocuk. 

“Geç kaldın Hummel. Saat 3 gibi geldik biz. Sözde sende gelecektin” dedi esmer kız. Kurt bir şey demeden yatağa oturdu sarışın kızın elini tuttu.

“Nasılsın Brittany?” sarışın kız başını sallayıp gülümsedi.

“İyiyim Kurt. Sadece yoruldum” ama kızın yüzündeki gülümsemeden yorulduğu belli olmuyordu.

Kurt oturduğu yerde dikleşip genç kızın alnını öptü. O sırada kapı açıldı ve içeriye iki hemşire girdi. Birinin kucağında pembe, diğerinde mavi yumuşak olduğu belli olan battaniye vardı. Blaine neden apar topar hemen hastaneye geldiklerini anlamıştı. Kurt yerinden kalktı ve büyülenmiş gibi bebeklere baktı. Hemşireler birini esmer kıza diğerini ise Brittany’e verdi.

“Gel buraya Kurt” dedi sarışın kız yumuşak bir sesle. Kurt ürkekçe yatağa oturdu ve iki bebeğe de baktı. 

“Muhteşemler” diye fısıldadı Kurt. Ayaktaki sarışın çocuk koltuğa oturdu.

“Britt’in bağırmasıyla yataktan fırladım. Hemen hastaneye getirdim-“

“Ama Sam’in ne halde olduğunu tahmin edebilirsin. Bizden daha panikti” diye sarışın çocuğun cümlesine devam etti esmer kız.

“Arka koltukta biri doğururken arabayı kullanmak nasıl bir şey hiçbir fikrin yok Santana” evet, adı Santana olan esmer kız gözlerini devirdi. 

Gona With The WindBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!