7 - "Votka"

84.6K 3K 362
                                    

Bölüm parçası System of a Down - Radio/Video. Multimediayaya ekleyemedim malum internet ağrızalı. İyi okumalar :*

“Merhaba Destan, ben Güneş Önür, kuzenin. Tanıştığımıza memnun oldum.”

Güneş Önür. Önür. Kuzenim.

Semih doğana kadar, yani 16 yaşıma kadar, tek çocuk yetişmiş biri olarak hep, kalabalık ailelere özenerek büyümüştüm. Arkadaşlarım sinemaya ve ya kahve içmeye giderken yanlarında hep kuzenlerini ve ya yaşlarına yakın teyzelerini, halalarını getirirdi. Kiminin amcası ona şık bir telefon alırdı, kiminin teyzesi ise doğum günü partisi için mükemmel bir elbise.

İşkence içinde, her gün bir damla sevgi için çırpınarak, derin bir yalnızlık içinde büyüyen ben, onların bu anlattıklarını büyük bir özlemle dinlerdim. Gerçekten yalnızdım. Getireceğim paradan başka bir şeyi umursamayan bir annem, her gecesini ayrı bir yarışta geçiren uçuk ruhlu bir babam vardı. Annem o günler dışında suratıma bile bakmaz, babam ise bana araba kullanmayı öğrettiği zamanlar dışında benimle çok ilgilenmezdi. Sırf onun azıcık olan ilgisini, bana dediği o küçük 6 harfli “aferin” kelimesindeki sevgiyi yakalayabilmek için 12 yaşımda araba kullanmayı öğrenmiştim. Annemden kestiğim tüm umudu babama yüklemiş, Pandora’nın kutusunu ağzına kadar doldurmuştum. Fakat ne kadar çırpınırsam çırpınayım elde edebildiğim 6 harfli bir kelime ve gece okunan bir iki masaldan ileri gidememişti.

Bana yoldaşlık edecek akraba hasretim tutuşturulan çalı misali tüm kalbimi yakarken senelerce birinin çektiğim işkenceyi görüp gelmesini beklemiştim. Ama annem ve babamın verdiği cevap hep aynıydı. “Kimsemiz yok.”

Ve şimdi bu sarışın, yeşil gözlü, iki ayaklı mahlûkat bana kuzenim olduğunu söylüyordu. Güneş Önür, siktiğim amcamın ve ya halamın oğlu.

İçimde çağlayan öfkenin, hayal kırıklığının ve hüznün damarlarıma patlayan bir volkan misali yayıldığını fark ettiğimde her şey çok geçti. Sağ elim, Güneş’in mükemmel beyazlıktaki teninde getirdiği yüksek sesle beraber kırmızı, şekilli bir iz bırakmıştı. İnce parmaklarımın kabartısını yanağından seçebiliyordum.

”Seni şerefsin herif! Senelerdir ben yalnızlıktan çırpınır, elin itleri altında geberirken nerdeydin?” Hırsım ve öfkem gözlerimi doldururken engelleyemediğim bir kuvvetle yakasına yapıştım. “Nerdeydin Güneş? Amcam ve ya halam olacak o lanet insan nerdeydi? Beni neden senelerce yalnız bıraktınız?” Yakasını bırakıp onu hırsla iterken geriledim. Başım, hayal kırıklığı ile iki yana sallanırken Güneş’in yüzündeki hüzünlü gülümsemeyi görebiliyordum. Beni yumuşatmasına izin vermeyecektim. “Siz, benim tek katilim annem değil. Siz de benim katilimsiniz. Beni o adamların eline bırakarak siz de öldürdünüz. En az onlar kadar kötüsünüz. Korkaklar!”

“Dur Destan bir beni dinle lütfen!”

Güneş Önür, namı diğer kuzenim, elleri havada bana doğru yaklaşırken titreyen dudaklarımı durdurmak amacıyla ısırdım. Ağlamayacaktım. Üzüldüğümü görme şerefine ermesine izin vermeyecektim.

“Bak Destan, babam ve ben seni çok aradık, ama baban iz kaybettirme konusunda çok iyiydi. Sizi bulduğumuzda da geç kalmıştık zaten. Annen ve baban ölmüştü, sen ise Semih’le kalmıştın. İlk önce sizi yanımıza almayı düşündük ama sonra babam böylesinin daha doğru olduğuna karar verdi. Bak Destan yaptığımız doğru demiyorum ama babam ve ben çok sağlam tipler ile takılmıyoruz, tüm mafya âlemi, bir açık vermemiz için bizi kolluyor. Babam kendi ailesini zor koruyor, bir de sizden haberleri olursa zarar görmemeniz imkânsız.”

RuhsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin