bölüm 7 - alex*

81 5 1

Merhaba,uzun süre beklettiğim için özür dilerim.Okuyacağınız bölümü,Yelda'm nam-ı diğer 'ohmetaphor' tarafından yazılmıştır.Bu bölüm tamamen onun elinden cikmistir.Aganippe'ye yaptığınız bütün yorumlar için teşekkürler.Siz beğendikçe,daha iyisini yazmak istedim.Umarım Aganippe okumaya devam edersiniz :D

Manchester'da durgun, gökyüzünün alabildiğine bulutsuz ve mavi olduğu bir yaz sabahıydı. Şehrin merkezinde, kendine has aykırı bir dekorasyonu olan dairesinde, gayet hoşnutsuz bir ifadeyle uyandı genç adam.

Bu rüyalar artık iyice canını sıkmaya başlıyordu. Anlamsız olmaları ayrı bir meseleydi, Alexavier'ın canını asıl sıkan şey, rüyasında gördüğü genç kızı bir türlü bulamamasıydı.Hâlbuki ilk zamanlar umursamasa da iş ciddi bir hal alınca birazcık araştırma yapmıştı, rüyalarda görülen insanların bir yerlerde mutlaka gördüğünüz birisi olması gerekiyordu. Eh, Alex bunun gerçek olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirdi şimdi.

Ayrıca rüyalarının en rahatsız edici yönü, hiçbir zaman ne kendisinin, ne karşısındaki kızın konuşmamasıydı. Bazen öylece durup belki de bütün gece birbirlerine bakıyorlar, çoğu zaman ise akıl almayacak derecede karışık, ürkütücü ama Alex'e -ne kadar kendine itiraf edemese de- zevk veren maceralar yaşıyorlardı. Ve yine, hiçbir zaman konuşmuyorlardı.

Genç adam nefesini bıkkınlıkla dışarıya verdi, bunları düşünmenin bir anlamı yoktu, çünkü iyice sinirlerinin bozulmasından başka bir işe yaramıyordular. Kalkıp pencereden dışarıya, şehrin karmaşasına bakarken telefonu çaldı. Açmayı düşünmüyordu, fakat arayan kişiyi görünce fikrini değiştirdi.

"X, sanırım aradığımız şeyi buldum."

İşte! Bu konuda en yakın arkadaşı Clemente'e güvenebileceğini biliyordu Alex. Araştırma yapmada onun üstüne yoktu. Az önceki huysuzluğunun yerini rahatlık alıyordu şimdi ister istemez. "Nerede buluşuyoruz?" dedi kendine özgü sert sesiyle.

"Size geliyorum? Biraz... acayip bir şey. Ortalık yerde kurcalamasak daha iyi olur."

"Bekliyorum." Kısa bir tereddüt anından sonra, "Clem? Bunu ödeyeceğim." diye ekleyip telefonu kapadı. Teşekkür etmek veya özür dilemek ona göre bir şey değildi, şimdi Clemente'e gerçekten borçluydu ve borcunu muhakkak ödeyecekti. Eğer bulduğu şey işe yararsa, bu onun belki de rüyalarından kurtulma yolu demekti.

Bu fikir dudaklarının hafifçe kıvrılmasına sebep oldu. Şimdi bekleyemiyordu Alex, kendini meşgul etmek için bir duş almaya karar verdi.

Kapı çaldığında Alex duştan daha yeni çıkmıştı, havlusunu beline sararak kapıyı açtı. Fazla mutlu görünüyor olacaktı ki, "Vay, keyfinden geçilmiyor? Bilseydim aramamı hızlandırırdım." derken sırıtıyordu Clem.

"Komik," dedi alayla. "Çok konuşma, geç içeri. Giyinip geliyorum."

Clem'in elindeki kahverengi bir kağıda sarılı paket, Alex'in dikkatini çekmişti. Odasında çabucak üstüne bir şeyler geçirdikten sonra, kulağının altına kadar gelen siyah saçlarını havluyla hızlıca karıştırıp, oturma odasında onu bekleyen arkadaşının yanına gitti.

"Ee? Umarım işe yarar bir şey bulmuşsundur."

Clem arkadaşına yapmacık bir dargınlıkla bakıp alt dudağını sarkıttı. "Sorma gereği bile duymaman lazım." Daha sonra getirdiği kahverengi pakete doğru uzattı elini. "Yalnız, X, iyice düşünmen gerek. Bazı yan etkileri olabileceğini öğrendim."

Alex tam itiraz etmek, koşulsuz şartsız kabul edeceğini söylemek üzereydi ki, 'yan etkiler'in can sıkıcı olabileceği geldi aklına. Soru sorarcasına tek kaşını kaldırdı.

AGANIPPEBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!