"Afedersiniz. Sizi çok iyi tanıdığım ama uzun zamandır görmediğim birisine benzettim." diye bildim sadece. Çünkü bir deli olduğumu düşünüyordu. Yoksa bu tuhaf davranışımın başka bir açıklaması yoktu.

Sadece bana gülümsedi. Bu bir veda gülümsemesiydi. O kadar iyi biliyordum ki bu gülümsemeyi. Neden hiç tanımadığım bu adamın şuan yanımdan gitmesini istemiyordum ki?İçimi acı bir korku sardı. Daha önce böyle bir duyguyu tatmamıştım.

Gözlerini görmüşken, gözlerimin içine bakman bu kadar kısa olamaz! Sokağın başındaydı ve köşeyi dönmek üzereydi. Hâla suratını seçebiliyordum.

Aklıma takılan soru ağzımdan bir seslenme olarak çıkmıştı.

"Hey! Seni nereden tanıyorum?"

Gerçektenkelimelere dökemediğim bu duygu da ne? Ve neden beni telaşlı bir hale sokuyor? Neden boğazımın düğümlenmesine sebep oluyor? Eğer onu bir daha göremeyeceksem, hayatıma nasıl devam edebilidim? Sadece bu anıyla yetinemezdim. Sanki bütün benliğim onunla beraber boş sokakta ilerliyordu. Arkasına baktı fakat bir tereddüt yaşadı ve yoluna devam etti.
......

Kesintisiz bir uyku hiç uyumadım. Bütün gece defalarca uyanırım ve geri yatarım..  Aslında alışığımdır her yerde uyumaya. Zaten bütün turne boyunca soyunma odasında bulunan, üzerine yattığınızda derisi cildinizi açıtan, sert ve artık deriden çok ter kokan deri koltukta uyudum. Her sabah uyandığımda omurgamda hissettiğim ağrı bile, artık sıradanlaşmıştı.

Sırtımı koltuğa dayamıştım. Ayaklarım sehpanın üzerindeydi. Gözlerim ise dışarıda. Emma ise arkamda dolabımı kurcalıyor, Olly'e edeceğimiz veda partisi için elbise bakıyordu.

Emma, hafif turuncu doğal kızıl saçlara sahip... Suratında onu sevimli kılan az sayıda çili var. Ve o benim burada yakın olduğum tek insan.Gercekten ona inanamıyorum. Hiç üşenmeden benimle partiye kıyafet seçmek için evime geldi. Onun bu heves ve heyecanının aksine, benim suratım düşük ve herzamanki gibi çekilmez bir insan suratı. O sürekli elbiselerden bahsediyor, ben ise gözlerimi deviriyordum.

"Bu kadar marka elbise ve özel tasarım ayakkabılara sahipsin demek. Neden bu dolabı bana daha önce göstermedin ki Meggie. Zengin bir sevgilin mi vardı?" Elindeki Channel elbiseye bakarken, bana sitem ediyordu. 

Elindeki siyah Channel elbise, en sevdiğim elbiselerimden biriydi. Ama artık o elbiseyi giymekten zevk alamıyordum. Tasarımcılarla takılırdım, marka sahipleriyle. Çok iyi çalışmış, bir kariyer yapabilmek için kafayı yemiştim. Karşılığı ise bunlardı. Eskiden bir insandan daha fazla anlam yüklediğim bu elbiseler şimdi benim için sadece bez parçasından ibarettiler.

Dolabımdan bantlı, mini ve dar mor bir elbiseyi seçip altına, siyah tek bantlı sivri topukluları, Louboutin'leri seçtim.

Olly'nin partisi Fabric'te olacaktı. Giyeceğimiz kıyafetleri yanımıza alıp, arabama bindik.

* * *

Yol boyunca sürekli küfür etmek zorunda kalmıştım. Hâla Londra'yı iyi bilmiyorum ve Emma'nın "buradan dön" komutlarını hep kaçırıyorum..

Konser yerine vardık ve hazırlıklar başladı.. 'Acele et,şunu yap,bunu getir, Olly nerede?? Bu kıyafete ne yaptınız? Saç fırçalarıyla kim oynadı? Biri bana kahve getrisin!! Ben şekersiz içerim, bunu değiştir.'
Arka taraf her zamanki gibiydi.
Kulis bu haldeyken sahnede çalışanları düşünemiyordum...

NUMB(The Truth about Love) Z.MBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!