Elimde bi poşet dolusu süsle odaya daldım. Poyraz başına ters bi şekilde cap takmış kulaklıkla müzik dinliyordu. Bunu çok yüksek sesle dinlediği için dışarıdan duyulan seslerden anladım. Micheal Jackson- They don't care about us.

"Zararlı!" diye bağırdım kulaklığı çekiştirirken.

"Nooluyo!“

“Zararlı diyorum beyinsiz! Kendine zarar verceğine bana yardım et."

Poşetleri yere boşalttım. Birbirine geçmiş süsleri ayırmaya başladım.

"Onlar ne?"

Şaşkın görünüyordu. Normal olarak.

"Görmüyon mu! Süslemeler! Oda için!"

"Sen sinirli misin?"

"Ne sinirli olcam be!"

"Hadi hadi itiraf et!"

"Yaa yok! Sen gidip Lal'la konuşsana! Hem belki sa-"

"He sen ona kızdıın." dedi anladığını belirten bi yüz ifadesiyle.

"Hayır! Ben kız-ma-dım!"

Yataktan çıkıp yanıma oturdu. Elini saçlarımın arasında gezdirmeye başladı. Heyecanla karışık korku yaşıyordum. Napıyo bu yaa!!

"Sen -durdu- beni kıskanıyo musun?"

Kolundan tutp itikledim "Hehe işim gücüm yok seni kıskancam. Başka."

"Tamam canım kızma." dedi imalı bi şekilde.

"Bana canım deme."

"Ne demememi isersin?"

"Hiçbişey! Çeneni kapatıp yardım etmeni istiyorum! Anladın mı?"

"Peki." dedi ve yerden bi süsleme alıp birbirine geçirmeye başladı.

"Ne yapıyosun sen yaa!"

Beni dinlemeden devam etti. Upuzun ve renkli bi çember yaptıktan sonra ayağa kalktı. Elini tutmamı ister gibi elini uzatıp durdu. Ben ona aldırmadan yere baktım.

"Beni kıracak mısın?" dedi yavru köpek gibi. Benzetmelerim harikadır asdasjsa. Oflaya poflaya elini tutup ayağa kalktım. Elimi çekmek istesemde izin vermedi. Elindeki süslemelerden yaptığı şeyi boynuma taktı. Soluk gözleriyle gözlerimin içine baktı.

"Kalbin çok hızlı atıyor." dedim. Bunu duyabiliyordum.

"Senin için atıyo."

"Ne?"

"Ne mi? Hala anlamadın mı? Durmaya yakın bu kalp senin için atıyor! Şimdiye kadar durması beklenen bu kalp senin yüzünden durmadı!"

Yere baktım "E ama süslemeler..."

"Süslemeler mi?"

"Evet." deyim yerden bi kaç süsleme alıp duvara yapıştırdım.

"Sence oldu mu?"

"Hehe. Oldu. Tabii yaa. Süper oldu."

"Bencede. E hadi sende yap."

"Tamam." dedi sinirli bi şekilde.

Poyraz da yerden bi süsleme alıp duvara yapıştırdı.

"Peki sence bu oldu mu sevgilim?"

"Sevgilim?" ben gaipten seer mi duyuyorum yoksa Poyraz bana sevgilim mi dedi.

"Evet. Nasıl oldu?"

"Bak Poyraz-" sözümü böldü. Iyikine de böldü çünkü cümleye ne diyemeceğimi düşünmeden başlamıştım. Mal öküz elini yine saçlarıma götürdü. O an saçlarımın onu üzdüğünü yani benim saçlarıma baktıkça kendi saçlarını özlediğini hissettim.

"Benimle çıkar mısın?"

ÇİLEKBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!