For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Fotoğraf; Cenk Tuna. Bölüm Şarkısı; Sertab Erener - Sessiz Gemi.

Hatırlatma: Eren, SAHTE AŞK'ın 2. Bölümünde karşımıza çıkan bir karakter. Sinem'in ve Ceren'in arkadaşı, kendisi hafiften Ceren'e yanık.

İyi okumalar...

"Gözlüğünü ve şapkanı hiç çıkarmıyorsun. Neden hep onları takıyorsun?" Ege'nin meraklı tavrıyla gözlüğümün ardından gözlerimi ona çevirdim. Bunu onun gıcıklığına yapmıyordum, yapmak zorundaydım. Kendimi gizlemeliydim, teyzem ara sıra ben evde olmadığımda buraya gelip gelmediğimi kontrol edebilirdi. Bu yüzden kendimi gizlemek zorundaydım. Sürekli buraya gelmemi istemiyordu, geleceksem onunla olmamı istiyordu ama ben annemle yalnız vakit geçirmek istiyordum.

"İsmini de bilmiyorum. Ama sen benim her şeyimi biliyorsun. İsmimin Ege olduğunu, Ece adında kız kardeşimin olduğunu, babamı, annemi... Her şeyimi."

"Sen de benim her şeyimi biliyorsun. Sadece isim vermiyorum, bunda ne var ki?"

"Nasıl göründüğünü bilmiyorum. Kendini bana neden göstermiyorsun?"

"Gözlerimi ve saçlarımı sevmiyorum," dedim. Gözlerim babamın aynısı olduğu için bu söylediğim yalan değildi ve teyzemin dediğine göre benim babam kötü bir adamdı. Annemin yüzünü babam yüzünden bir daha göremeyecektim.

"Ama ben gözlerini bir kere görmüştüm, güzeldiler." Gülümseyip oturduğum yerden kalktım ve pantolonuma bulaşan kiri temizledim. Ege'ye doğru eğilip yanağına küçük bir öpücük kondurduğumda o da gülümsemişti. "Görüşürüz, Ege."

Mezarlığın çıkışına doğru geldiğimde aniden kolumdan çekilmiştim. Korkarak kolumdan çeken insana baktığımda bunun teyzem olduğunu gördüm. Yüzüme eğilip gözlüğümü çıkardı, bana çok kızmış görünüyordu. Gözlüğümü yere atıp tuttuğu kolumdan çekiştirmeye başladığında ben de ağlamaya başlamıştım. Buraya geldiğim için bana çok kızıyordu ama onun annesi daha ölmemişti, beni anlamıyordu.

"Yürü, gidiyoruz!"

Ağlamam bu söylediğiyle şiddetlenmişti. "Nereye?"

"Bir daha evden kaçıp buraya gelemeyeceğin kadar uzak bir yere!" Beni biraz ilerimizdeki bir arabaya bindirdiğinde Rüzgar'ın da o arabanın içinde olduğunu gördüm. Ona şaşkınca baktığımda yüzüme bile bakmamıştı, arka koltukta dizlerimin üzerinde durdum ve arka camdan geldiğim yolu izlemeye başladım. Ön kapı açıldığında ve teyzem arabaya bindiğinde Ege, mezarlığın dışına çıkmıştı. Yere eğilip teyzemin attığı gözlüğümü eline aldığında biraz ilerisine bakıp arabadaki beni görmüştü, araba hareket etmeye başladı.

Arabanın hareket etmesiyle birlikte elimi arka cama yasladığımda Ege arabanın peşinden koşmaya başladı. Ağlamam şiddetlenmeye devam etti, annem gittikten sonra hayata yeniden tutunmuştum, yeniden masallara, perilere inanmaya başlamıştım ve bunu Ege sağlamıştı. Şimdi gidiyordum, bir daha buraya gelemeyecektim. Bir daha onu göremeyecektim. Ondan uzakta olacaktım ve o benim onu terk ettiğimi düşünecekti. Elimle arka cama vurdum.

"Gitme!" Ege'nin bağırışları kulağımda çınlarken ondan daha hızlı uzaklaşmaya başlamıştık. Biz hızlandıkça o da hızlanıyordu, arabaya yetişmek için koşuyordu ve koşarken o da benim gibi ağlıyordu. O gözümden kaybolana kadar koştu arabanın peşinden, belki daha da koşmuştu. Haberim yoktu, o göz hizamdan çıktıktan sonra ne yaptığı hakkında hiçbir fikrim olmamıştı.

Önüme dönüp oturur pozisyona geldiğimde Rüzgar, kolunu omzuma atıp beni kendisine çekti. Onun omzunda deliler gibi ağlarken kendimi durduramıyordum. Ben bir daha Ege'yi göremeyecek miydim? Bir daha o mezarlığın kapısından giremeyecek miydim? Onunla konuşamayacak, sesini duyamayacak ve gözlerine bakamayacak mıydım?

SAHTE AŞKBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!