13.BÖLÜM: 

SIRIUS

 Sirius önündeki dosyaları paketlerken ne kadar sıkıldığı yüzünden okunuyordu, bir kez daha esneyerek  işini yapmayı sürdürdü. Oturduğu masadaki bir ton evrağı kucaklayıp Filch’in masasına yığdı. Saat dokuza yaklaşıyordu ve aksi ihtiyar Filch onun gitmesine izin verecek gibi değildi. Yaklaşık bir saattir büyülü aynadan James’e sesleniyordu ama bir türlü James’in yansıması aynasında belirmemişti. Hangi cehennemdeydi bu çocuk? Filch’i kontrol etmek için kapıyı aralayıp ucundan koridora göz attı. Etrafta gözükmüyordu. Dudaklarını tekrar aynaya yaklaştırdı ve “James!” diye fısıldadı. Aynanın üzeri sadece nefesi yüzünden buğulandı.

Filch’in ayak sesleri koridorda yankılanınca aynayı hemen cebine attı. Filch’in eline en son düşecek şey olmalıydı bu ayna. İkisi ayrı yerlerde cezalı olduğunda bu aynayla konuşurlardı. Filch kapıyı fırtına gibi açıp içeri girdi.

“Peeves aşağı koridorda işleri çığırından çıkarmış. On beş dakikalığına gidiyorum. Eğer buradan çıktığını görürsem sana zindanları temizletirim!” dedi Peeves yüzünden kıpkırmızı olmuş suratında büyük bir öfkeyle Sirius’a bakarak.

“Hıı..eminim ”

“Ne dedin?!”

“Yo, hiçbir şey demedim. Yalnızca tamam dedim. Zindanları temizlemek istemem.”

Filch ona öfke dolu bir bakış fırlatıp kapıyı çarptı. Sirius hemen aynayı cebinden çıkardı ve “James!” dedi tekrar.

“Sirius!” diye cevap geldi birden. James’in yüzünü görmek için aynayı kendine yaklaştırdı ama ayna hala boştu. Ancak kapının dışından sesler geliyordu. Sirius usulca kalkıp kapıyı açtı.

“Çatalak?”

“Sonunda seni buldum Patiayak!”  Bomboş koridordan James’in sesi çok net geliyordu. Sirius sırıttı ve James’in sesinin geldiği yere elini uzattı, çekip çıkardı pelerini. Ama James’in bunu umursadığı yok gibiydi. Elindeki Çapulcu Haritasını izliyordu pür dikkat.

“Peeves’i ben ikna ettim. Şimdi çabuk gel. Çok önemli bir şey oldu.”

Ortak salonda ilerlerken James hala ne olduğunu söylememeyi sürdürüyordu. Çabucak parolayı söyleyip içeri girdiler. Kanepede oturup sohbet eden kız takımı Sirius içeri girdiği anda ona baktılar.

James'e dönüp "Ne olduğunu artık söylüyorsun Çatalak!"  Birden Peter yanlarında belirdi.

"Ne yani, ona söylemediniz mi daha?" hayretle James'e baktı ve "Mary Senin şu Valentine'ı , Ravenclaw'ın kaptanıyla beraber şatodan çıkıp Karanlık Orman tarafına giderken  görmüş." dedi pat diye.

James öfkeyle Peter'a bakarken Sirius onlar yanında değilmiş gibi derin düşüncelere daldı.

"Eee? ne dersin seni Davies'e satmış olmasın?" Sirius bir anda başını kaldırdı ve hızlıca "Sersemlet" diye bağırdı.

Peter şöminenin yanındaki masaya sert bir şekilde çarparken "Bu sana haddini aşmaman gerektiğini hatırlatır Kılkuyruk."

Artık bütün kafalar onlara çevrilmişti.

"Hadi yatakhaneye çıkalım orası daha sakin olur." dedi James.

Merdivenlerde Lily'le karşılaştılar. James kısa bir süreliğine onunla bir şeyler fısıldaştı ve geri geldi. "Lily'nin haberi yok, ve Jules'un hayatta Karanlık Orman'a gitmeyeceğini söylüyor."

"Bunu biliyorum, aklımın ucuna gelecek son şey ona güvenmemek olurdu. Fakat, yine de.. niye gittiğini anlamıyorum James."

James'in bir anda gözleri parladı "Bunu kontrol etmeden anlayamayız."

Bir Harry Potter Evreni Hikayesi - AndromedaBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!