For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Bu bölümü yazarken çok uykum vardı çok uçmuş olabilirim bazen kendimi uyurken yazmaya devam eder vaziyette buldum -tabiki böyle bişey olmadı ama gülün çaktırmayın- Multimedia'daki videoya bir göz atmanızı rica ediyorum. İyi okumalar! :)

"Ne zaman öğrendin?" dedi sanki sadece buna şaşırmış gibi.

"Sen.." Gözlerimi kapatıp hayır demesini umarcasına cümlemi tamamladım "Sen bunu biliyor muydun?"

Hiç bir şey söylemeden kahvesinden bir yudum aldığında bunu zaten bildiğini anladım. Biliyordu ve bana babamın üvey olduğunu söylememişti.

"Biliyordun değil mi?" diye gürledim istemeden. Ellerimi saçlarıma götürdüm, başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyordu.

"Stiles nasıl söylemezsin? Ya inanamıyorum. Ne zamandır biliyorsun bunu?"

Ayağı kalkıp yavaşça yaklaştı, omuzlarımdan tuttu.

"Lydia sakin ol, bunu sana söyleyemezdim."

Sinirle ellerini omzumdan çekip bağırmaya devam ettim. "Söylemen gerekirdi!"

Biraz sustuktan sonra ona haksız yere bağırdığımı fark ettim. Ne de olsa bana gelip "Baban üvey gerçek baban Scott'ın babasıyla aynı kişi ve ben bunları öylece otururken öğrendim yeni hayatına merhaba de!" diyemezdi değil mi. Elimi alnıma götürüp saçımı düzelttim ve affedilmeyi beklercesine yavru bir kedi gibi Stiles'a baktım.

"Özür dilerim, ben- yani bildiğini anlayınca söylemediğin için çok kızdım. Ama haklısın ne diyecektin ki? 'Baban aslında Scott'ın babası ailen sana oyun oynuyor işte gerçek dünyan, selam!' mı? Saçmaladım."

Acır gibi gülümseyip sarıldı. Huysuz küçük kızlar gibi rahatsızca kıpırdanıp uykum geldi bahanesiyle yattım.

✖✖✖✖✖

Bir kırılma sesiyle yataktan fırladım ve ayağa kalktığım anda biri eliyle ağzımı kapatıp beni sürüklemeye başladı. Çırpınıp bağırmaya çalışırken odaya beyzbol sopasıyla Stiles girdi ve beni sürükleyen adamın kafasına sopayı geçirip elimden çekiştirmeye başladı. Koşarak arabasına bindik. Sürebildiği kadar hızlı sürüyordu.

"Stiles dur!"

Şaşkın ve sorar gözlerle bana döndü.

"Neden?"

"İstediği benim seni tehlikeye sokamam hem nereye gitmeyi düşünüyorsun Stiles dur"

"Eğer sen tehlikedeysen, son nefesime kadar yanında olacağım ve koruyacağım. O yüzden bir daha böyle bir cümle asla kurma."

Sözünü bitirdiği anda arabanın üzerinden yüksek bir ses geldi ve Stiles arabanın kontrolünü kaybetmeye başladı. Oradan oraya savruluyorduk. 

"Stiles dikkat et!" 

Büyük çığlığımdan sonra araba korkunç bir şekilde bir ağaca gömüldü. Ben iyiydim, ama arabanın sol tarafı daha çok çarptığı için Stiles oldukça kötü durumdaydı. Direksiyonun üzerine düşen başı kanıyordu. Benim de başım kanıyordu ama umurumda değildi, eğer ona bir şey olursa vicdan azabından ölürüm. Sertçe hırpalıyor ve gözlerini aralaması için dua ediyordum. Stiles diye bağırıp ağlarken kapı açıldı, burnuma bir şey tutulduğunu hissettiğimde yavaş yavaş derin bir uykuya daldım. 

✖✖✖✖✖

Gözlerimi açtığımda bir sandalyeye bağlı olduğumu fark ettim, kollarımda bir sürü kablo vardı ve birileri gerçekten bu sandalyeden kurtulmamı istemiyor gibiydi. Etrafıma bakındığımda oturduğum sandalye, kablolar, masa ve üzerindeki garip kutular haricinde bomboş yıkık dökük bir odada olduğumu gördüm.

start of timeBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!