Bölümleri baştan okuyup duzenleyeceğim.Gecikme için özür dilerim. Yorum ve oy yapanlara teşekkür ediyorum.  Hepinizi seviyorum. Bölümler hakkında fikir,şikayet ya da önerileriniz varsa dile getirebilirsiniz. İyi okumalar.

Clary Leon'un surat asmasından hoşlanmamıştı.

Ne vardı ki eve gitmek istemesinde ? Leon ile yakın arkadaş değildi. Bunu biliyordu. O da söylemişti. Çocukluk yapmamalı. Diğer melezleri bulmalıyız başka çaremiz yok. Beynim makineye dönüyor. Yapmalıyım ya da yapmamalıyım. Önemli olan bunlar gerisi sorun değil. Buraya alıştığımı sanmıyorum. Deniyorum olmuyor. Yine Bob'un yanında onunla konuşmak istiyorum. Tek arkadaşımın bir titan olduğu gerçeğini yüzüme vuruyorum. Tek arkadaşımı bırakamam. Yalancı. Harika bir yalancısın Clary. Onun için değil kendi için dönmek istiyorsun. Kendi kendine yalan söylüyorsun. Sen mutlu olmayı hak etmiyorsun.

"Neden dönmek istiyorsun bilmiyorum." Ağaca yaşlanmış öylesine oturuyorduk. Anlaşılan geceyi parkta geçirecektik. Dediklerini duymazdan gelerek "Görünen o ki geceyi parkta geçireceğiz." Neşeli bir sesle " Öyle görünüyor. Tartarus'a gittiğinde göremeyeceğin bir kaç şeyden biri." Başımı hafifçe sallıyorum. "Aslında o kadar da kötü değil." gülüyor "Daha da kötü haklısın." Soğuk davranışlardan bıktım. Gülümsemeye çalışarak "Belki. Oraya gitmeyi ben istiyorum." Bir şeyler homurdanıp hala bir adım bile ilerlemediğimiz kehanetden söz etmeye başladı.

Dönüp dolaşıp aynı şeyleri anlatmasından ben bile sıkılmıştım. "Bence artık ipuculardan bize yardım gelmeyeceğini anlamış olmalıyız. Öyleyse yeni bir şeyler bulalım. Ya da biraz yardım. Anne lütfen!" Anlamsızca bana bakıyor. Hayır kafayı yediğimi düşünmemeli. Çaresizim, belki bencilim biraz da patavatsızım ama deli değilim. Esneyerek "Öyleyse bul. Çünkü cidden uykum var." Yüzümü ekşiterek " Nöbet tutmamıza gerek var mı ?" Çantayı kafasının altına sıkıştırıp arkasını döndü. Bu bir evetti. "İlk nöbet benim sonra uyandırırım." Kafa sallayıp çantaya kafasını gömdü.

Vakit ilerliyordu. Leon'u uyandırırsam kendim uyuyup uyuyamayacağımdan emin değildim. Saatler öylece birbirini kovaladı. Sırtıma dokunan bir elle önce irkildim. Leon yanımda uyuyordu. Yutkunarak hızlı bir şekilde arkamı dönüp oturduğum yerde doğruldum. Yaşlı bir kadın karşımda duruyordu. Eliyle onu takip etmemi işaret edince hangi akıl bilemem onun peşine takıldım. Epeyce ilerledikten sonra " İyi uyumuş görünmüyorsun kızım." "Anne !" aslında ona ne diye burada olduğunu soramalıydım fakat o bende önce davranarak "Aslında pek sayılmaz." gülümseyerek devam etti elini cebine soktuğunda kendimde bir silah aradım ama yoktu. Çünkü Leon şu anda çantanın üzerinde yatıyordu! Elimi çekerek içine bir kolye koydu." Bu ne ?" fazla kaba davrandığımın farkındaydım fakat bir cevap istiyordum. "Git artık."

Peşinden gitmeye çalışsam faydasızdı. Gerisin geri yürümeye başladım. Şehir henüz yeni yeni uykudan uyanıyordu. Sesli bir şekilde yerime oturduğumda Leon kaşlarını çatmış bana bakıyordu. Kolyeyi ona fırlatıp her şeyi anlatmaya başladım. Dinlediğinden emin değildim fakat yine de duraksamadım. Elindeki kolyeyi incelmeyi bırakıp "Bunun bir benzerini daha önce gördüm. Sanırım artık kehaneti çözmekte yalnız değiliz."

"Yani bunla Percyle bağlantı kurabileceğiz öyle mi ?" Kolye de özel görünen hiç bir şey yoktu. Gümüş bir kordonun ucuna asılmış biraz büyükçe renkli bir taş. Eğer birinde görsem fazlasıyla kötü diyebileceğim türden. '' Clary, ciddi olur musun ?'' başımı sallarken ''Sanırım bu kolyeden onlardada var ne dersin?'' gülümsedi '' Olabilir, olabilir !''

TARTARUS[Askıda]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!