8

35 4 2

"Ne demek nerede?"

"Nezih kız yok diyorum sana!"

"Saçmalama Yusuf herhangi bir durum olsa bana haber verirlerdi. Hem yaralı kız nereye gidecek?"

"Yahu Nezih kız odasında yok diyorum! Sordum kimsenin haberi yok!" Yusufun sabrı iyice tükenmişti. Kızın basına birşey geldiğini düşünmek tüylerini ürpertiyordu. Babasıyla yaptığı konuşmanın ardından Melahati Maydadan ayırmama kararı almıştı. Herşey güzel olacakti da bu kız nereye kaybolmuştu. Bıraktıklarında baygındı kalkıp yürüyecek hali yoktuya!

Bir hışımla koşup elini yüzünü yıkayan Nezih aynı hışımla hastane güvenliğinin yanina gitti. Çalışanlara ufak bir azar çektikten sonra güvenlik kamerası kayıtlarını incelediler.

"Hah! Kız elini kolunu sallayarak çıkıp gidiyor. Böyle sahip cikıyorsun emanetime değil mi?"

"Tamam da abicim niye çıkıyor? Manyak mı bu kız?"

"Ne yaptıysanız artık?!" diye imalı bir tonla bağırdı Yusuf.

"Ne yaptıysanız mı? Gerçekten bunu bana sen mi söylüyorsun?"

"Evet abicim. Bunu benim hastama sahip çıkacağını söyleyip de hastamı kaçırtan sana ben söylüyorum! Bir kıza sahip cıkamadın! Bu havada o kıyafetlerle üstelik enfeksiyon kapma riski de varken nereye gider bu kız?"

"Sikimde değil anlıyor musun?" deyip sinirli adımlarla hastane yöneticisinin yanına gitti Nezih.

"Hemen o güvenlikçinin ve o hemşirenin ilişkisini kesiyorsunuz." dedi sakin bir tonla. Adam itiraz edecekti fakat cesaret edemedi. Nezihe öfkelenen Yusuf arabasının tekerine bir kaç tekme savurdu. Ayseline, ailesine ne diyeceğini düşündü. Melehat bir şekilde evine gidebilirdi fakat zorluk yasayacağı da aşikardı. Menekşesinin hayatıni kurtaran o cesur yürekli kız el üstünde tutulmalıydi. Gerekirse her yeri dolaşacak onu bulmadan eve gitmeyecekti.

Hastanenin kapısında kendisine ağlayarak yaklaşan bir hemşire gördü Nezih.

"B-Beni mazur görün ama siz demişsiniz ki 'dünya yansa beni uyandırmayacaksıniz' kapınıza kadar geldim ama içeri giremedim" deyip bir hıçkırığını koyverdi kiz.

Ne diyeceğini ne yapacağinı bilemedi Nezih. Yusuf haklıydı. Kendi keyfi yüzünden olmuştu herşey. Kendinden bir yanıt bekleyen hemşireye boş gözlerle baktığının farkında değildi. O edepsiz bücürü bulmalıydı. Arabasına doğru hareket ederken bir an hemşirenin varlığını farkedip irkildi

"Şimdi evine git birkaç gün istirahat yap sonra seni çağırtacağım."  dedi ve içinden kendine sövdü. Daha gözünün onündeki hemsireyi bile görmüyordu o edepsiz bücürü nereden bulacaktı?

Yusufun ilk işi Saliha ananenin yanına gitmek oldu. Melahatin hastaneden çıktığı çok olmuştu 'evine dönmüştür ya da evin yolundadır' deyip arabayı o semte sürmüştü fakat onu bulamamıştı. Üstüne üstlük Saliha ananeyi de telaşlandırmıştı. Yusuf

"Saliha hanım Melahat telefonunu bulamıyor evde unutmuş olabilir diye gelip bakayım dedim. Bir sıkıntı yok." dediyse de bu kurnaz bunağı inandırmak güc olmuştu.

Öfkeyle gaza basan Nezih, içinden oldukça orijinal küfürler etti. Neden kaçar gibi gitmişti bu kız? O masum görüntüden kim böyle hareketler bekleyebilirdi ki? Kızı bulmalıydı. Herşeyden önemlisi ondan hesap sorabilmek için; o kızı bulmalıydı. Fakat bu sinirle böyle yola odaklanmış dümdüz giderken onu bulamazdı. Bir büfenin önünde durup sigarayla çakmak aldı. Normalde sigara kullanmazdı Nezih. Hatta bağımlı bir şekilde kullananları da itici bulurdu. Ancak aşırı sinirlendiğinde bir iki dal sigaranın kendisini sakinleştirdiğini düşünürdü. Arabasına yaslanıp sigarayı dudaklarının arasına yerleştirdi ve aceleci olmayan bir tavırla tütünü ateşle tanıştırdı. Ağzına gelen o ilk mide bulandırıcı tattan sonra hem bir nefes daha çekti ve gözlerini kapayıp hafif aralık bıraktığı dudaklarından dumanin süzülmesine izin verdi. Başı dönmüştü. Uzun zamandır bu merete ihtiyaç duymuyordu ve bu da ilk günkü gibi çarpılmasına neden olmuştu. Derin bir nefes daha çekip başını ayılmak ister gibi iki yana salladı. İlerde süs ağaçlarinın arasındaki bir şeye takıldı gözü. Doğru olup olmadığını anlayabilmek için biraz daha kıstı gözlerini. Ve evet bu mesafeden o geceliğin kumaşını tanıması imkansız gibi görünse de tanımıştı. Koşar adımla ilerledi. Yoldan karşıya geçerken duyduğu öfkeli korna sesleri onu biraz olsun kendine getirdi. Parka yanaşıp kendini göstermeden bir süre mendil satan çocuklarla Melahatin sohbetine kulak misafirliği yaptı.

MELAHAT-Bir Dügün ŞarkıcısıBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!