AŞK HEP AYNI ASLINDA. BİZ YAŞAMASINI BİLMİYORUZ

206 2 0

AŞK HEP AYNI

Aşk nedir? Kimimize sorulduğu zaman bu soru; gözlerini kapatıp hiçbir zaman anlam biçemediği ve şimdiye kadar ki edebi sanatları kullanarak -ki bildiği edebi sanatlarından yalnızca benzetmeyi kullanır- bir cümle kurar. Yüreğinden çıkmıştır o nağmeler; çünkü aşık olana hiçbir zaman insan değildir, aşık olan insanın yüreğidir..... Bu yüzdendir ki "Aşk nedir?" diye sorulduğunda çoğu kişi yüreğini duyma gereksinimi duyar. Ama soruyu başka bir kişiye sorduğumuz da,  ya tıkanır yada aşkı bir mantığa büründürmeye çalışır. Ancak bu mantığa büründürme, duygusal bir şey olmadığı için bazen aşkın tanımını tam olarak karşılayamaz.... Yeryüzünde, "Aşk nedir?" sorusuna birçok yanıt alırız. Ya "Kaç çeşit aşk var?" Bunu düşünen var mı? Aşkın çeşidi, aşkın tanımı kadardır denilebilir. Çünkü her insanın aşkı ayrıdır. Kimi insan bir ilahi aşk besler, kimi doğaya karşı bir aşk besler; örnekler çoğaltılabilir. Çoğu insan da karşı cinse bir aşk besler. Aynı cins insanlar arasında da aşk olabilir ama insanlık kriterlerine uymadığı için bu kişileri insan dışı mahlukat kabul etmekle birlikte, bunların yaşadıkları, aşk kategorisi içine alınılmamaktadır. Çünkü aşk, insanı yeryüzündeki varlıklardan ayıran önemli bir duygusal dürtüdür.... Kimilerinin aşklarından bahsettik. Ama biz kimilerini bir yana bırakalım, çoğularının beslediği karşı cinse olan aşkı inceleyelim. Çünkü bu aşk diğerlerinden bayağı farklı... Farklı insan cinsleri arasındaki aşk; yani kız ve erkek arasındaki aşk. Bunu irdelemek için önce aşka bir tanım bulalım. Bu tanımı yaparken yüreğimizi dinleme efekti verip saçmalama olayına gitmeyelim. Çünkü yürek aşk konusunda zaaftır. Hisseder, sadece bir mana biçemez. Her ne kadar beynin aşka dair kabul gördüğü terimler aşkı tam olarak açıklamasa da, biz beynin yardımıyla aşka bir tanım bulacağız. Çünkü aşk kalbin zaafı olmakla birlikte, herkesin kalbi aşk için aynı şeyleri söyleyemez. Onun için aşka şöyle bir tanım kullanacağız. -ki bu farklı cins insanlar için aralarındaki aşkı açıklar.- "Aşk, karşı cinsten bir kişiye duyulan duygudur ve bu kişiyi her görüşte kalbinde bir dürtüklenme, bir yanma ve tabiri itibariyle yüreğinin o an cız etmesidir. Ki aşık olunan kişiyi boş zamanlarında hayallerinde yaşatmak çabası..." Aşk budur işte. Maşuk, karşıdakinin kalbinde bir cız ettiren kişi; aşık, o cızlamanın verdiği sancıyla acı çeken kişi. Aşk, bir acıdır. Ve insanlar daima acı çekmekten kaçmışlardır. Ancak acı çekmeyi daima sevmişlerdir; çünkü daima aşkı aramışlardır. Ama aşkı bulan kişi genelde bu acıyı hafifletmek için bazı arayış yollarına doğru yönelmiştir. Bunun başında aşık olduğu bir araya gelmek düşüncesidir.Ki eğer bu bir araya gelme işlemi gerçekleşirse, aşk bir boşluğa itilmiş olur. Çünkü bir araya gelme, aşkı yok etmek için kullanılan tek yöntemdir denilebilir. Çünkü uzaktan bakınca bakınca onca açı çeken insan ve her acı çektiğinde başka bir mutlu olan insan, bir araya geldiği kişiye artık yakından bakmaktadır. Ve her yakınlaşma aşkı yavaş yavaş yok ediyor. Çünkü bir araya gelme olayından sonra çiftler kendilerini birbirine beğendirme çabasına giderler. Bunu için en ilginç anılarını ve zevklerini utanmadan ve sıkılmadan söylerler. Ki zaten aşkın ölümü burada başlıyor bu çiftler için. Çünkü burada kişiler karşıdakini kendini benzetme çabasına girişir. Ve bunu her iki taraf da yaptığı için ve ayrıca oradaki güvenin tam olarak oluşmaması nedeniyle kızın erkeğe, kızlardan uzak durmasını; erkeğin kıza, erkeklerden uzak durmasını söylediği için aşk idama mahkum ediliyor. Ve karardan şimdiye kadar da dönülmemiş tarihe kayıtlı olarak. Herkesin aradığı -ya da çoğunun aradığı diyeyim- aşk burada ölüyor.... Ve çift ayrılıyor sonunda; ama her ikisi acı çekiyor. Bu normaldir; çünkü her ölümden sonra matem olur....

Bu yazıdan çıkarılacak sonuç; aşk, uzaktan sevmek, sevdiğin kişiyi gördüğün zaman yüreğinin cız etmesi, bir alev topunun yüreğinin derinliklerine saplanmasıdır. Aşk, uzaktan uzaktan sevmenin bitip kişilerin bir araya gelmesiyle ölüyor. Ama akıllarda şöyle bir şey kalıyor: "Biz gerçek aşkı şimdi bulamıyoruz çünkü gerçek aşk şimdilerde yok. Ancak geçmişte 'Leyla ile Mecnun' ve 'Kerem ile Aslı' aşkları gerçek aşktır." Hayır!!! Aşk o zamanda aynıydı şimdi de aynı. Siz bir araya geldiğiniz için gerçek aşk dediğinizi bulamıyorsunuz. Kerem dağı deldi ama Aslı'ya kavuşamadı. Mecnun, aşkından çöllere düştü ama Leyla'ya kavuşamadı.

                     AŞK HEP AYNI,

BİZ YAŞAMASINI BİLMİYORUZ SADECE....

●●●T£0R£M●●●

♥SEVGİLİYE MEKTUPLAR♥Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!