AŞK NEDİR

995 5 0

Aşk nedir? Bunun tanımı yapılabilir mi acaba? Herkese, her şeye, her şarta ve duruma göre değişir aşkın ne olduğu ya da olmadığı... Ama bazı şeyler vardır ki bunları ne kimse, ne de şartlar ve durumlar değiştirebilir...

 

            Aşk öyle tuhaf bir şeydir ki; hiçbir hesap kitap tanımaz, frenleyemezsin istesen de... Frenlemek, dizginlemek istesen bunun için uğraşsan gaza basmış olursun... Çünkü sen ne kadar uğraşsan aşk bildiğini okur, dolu dizgin koşar.

 

          Kördür aşkın gözü... Başkasını göremez istese de, fark edemez... Öyle tuhaf bir körlüktür ki bu sevdiğini, aşık olduğunu bile göremezsin... Aşkının hatalarını kusurlarını göremezsin. Görsen bile bunlar kusur değil artıdır, ona kişilik kazandıran...

 

         Aşk her fırsatta ona koşmaktır, çağırılmadan. Bu dünyada kalan yaşamımın birazını daha onunla geçirmiş olayım, ama iyi ama kötü biraz daha anım olsun onunla diye. Hatta onu bıktırmayı göze alarak.

Aşk da istek vardır, istek de özlem, özlem de ulaşılmazlık, ulaşılmazlık da öfke vardır...Aşkla nefret bu yüzden de kardeştir belki...

 

         Öyle tuhaf bir duygudur ki aşk, hem arzu vardır içinde, hem de kıyamama... Bir deniz kıyısında, ay ışığında denize girersin birlikte... Heyecandan arzudan titrerken dokunamazsın, tutarsın kendini, ama onun mutlu olması için vedalaşırken öyle bir öpüş yaşarsın ki; yıllar sonra bile hissedersin tadını dudaklarında...

 

        Çok mutlu olursun onunla, ama çok da acı çekersin... Arkasından rahatlıkla kahpe dersin, ama bunu derken bile özlersin onu. Bir müzik onu hatırlatır, belki bir çocuk bahçesi...

 

          Önceliklerinin en başındadır o... Ne aile, ne çoluk çocuk, ne dostlar,  ne geçmiş, ne de gelecek umurundadır. Aşıkken hiçbir şey düşünemezsin, ne geleceğini, ne geçmişini... Hiçbir şey umuruna gelmez... Sadece anı yaşarsın. Geçmiş geride kalır, gelecekse hayaldir.

 

          Kimsenin kırılmasını üzülmesini, incinmesini düşünemezsin... Bu yüzden biraz da bencilliktir aşk. Öyle bencilce bir duygudur ki; yoğun bakımda yatan babanı bırakıp, bir günlüğüne bile olsa aşkının yanına koşarsın. Öyle bencilce bir duygudur ki;  biraz sonra yola çıkacak oğluna veda etmek bile umuruna gelmez. Öyle bencilce bir duygudur ki; sadece sadece onu görmek, onunla olmak istersin. Dünyada o ve sen yapayalnız kalmak...

 

          Öyle bir şeydir ki aşk; çok farklısınızdır aslında... Ama aynısınızdır. Birbirinizi öyle bir tamamlarsınız ki... Herkes ve her şey susar. Sadece siz konuşursunuz.

 

          Sabırsızdır aşk; ondan bir adım uzakta olmaya tahammül edemezsin. Aynı zaman da öyle bir sabırdır ki; sevdiğin sevdiğine gider beklersin... Yeri gelir kavga edersin, yeri gelir delirecek gibi olduğun halde sessizce beklersin...

        

          Bir gariptir aşk; kocaman yalanları, ihanetleri görmezden gelirsin, ama bir başkasıyla yaptığı  küçücük bir sohbeti büyütür, fırtınalar koparırsın... Duygularını senden başkasıyla paylaşmasına tahammül edemezsin...

 

         Bir aşk hikayesi okumuştum gerçekte yaşanan. Adam homoseksüeldi. Bir gün kadınla tanışmış sevmişti. Her şeye set çekmişti. Kadın da inanmıştı adama. Onlarca yıl aşkı yaşamışlardı, taa kadın ölene dek... Aşk her şeyden ve herkesten vazgeçebilmektir!!!

 

        Kendini düşünemezsin aşıkken, sonunun ne olacağını bilmeden yaşamaktır aşk. Zaten bilsen de bir şey fark etmez. Dostluk da kalsa, geride nefret de yaşanacaklar yaşanır. Nefret edeceğini bilsen de, sonunda anı yaşarsın. Bazen kendine kahrederek...

 

        Bazen onun hayatı kurtulsun diyerek, çıkıvermektir hayatından, onun da seni delicesine sevdiğini bilerek. Bazen de sevilmediğini bilerek, ama başkasıyla da mutlu olamayacağını hissederek gurursuzca kovulsan da gitmemektir.

 

        Bazen umuttur aşk;  bir gün mutlaka bana gelecek diye beklemektir... Bazen de umutsuzluktur;  sürekli yanında olsa bile asla benim olmayacak diyebilmektir.

 

        Acı çekmektir aşk, sadece kendi acını çekmezsin. O bir başka aşk acısını çekerken onun acısını da hissedersin katbekat... O ağlar sen gözyaşlarını içine akıtırsın, ona moral vermeye çalışırken... O küfreder sevdiğine, sen savunursun için kan ağlayarak. Neden benim için ağlamıyor dersin, ama istemezsin senin için de olsa o gözyaşlarının akmasını... Dayanamazsın...

 

        Bazen terk edip gitmek istersin yokluğunu hissetsin, seni özlesin diye... Ama gidemezsin yalnız bırakamazsın ihtiyacı varken... Belki bunu yapabilsen anlayacak seni, bir daha bırakmayacak ellerini... Ama yapamazsın. Buna ne para sebeptir, ne de çocuk. Sadece ve sadece aşk sebebindir.

 

         Zordur aşk, onun için duyguların en yoğun noktadayken, onun şefkatine, sevgisine ihtiyacın varken onun gözleri başkasına bakar, başkasına ihtiyaç duyar.Ama şehvetle ama şefkatle... Oysa senin ihtiyacın vardır o şehvete de şefkate de... Susar ve dinlersin, ses çıkaramazsın.

 

          Öyle bir tutkudur ki aşk; onsuz geçen bir an bile ölümden beterdir, dayanılmazdır. Keşke görünmez olsa başkası göremese, sesini duyamasa dersin...

 

         Onun yanındayken seni hiçbir şeyin rahatsız edememesidir aşk; bazen de bir "yabancı"dan gelen çağrının istemesen de, elinde olmadan irkilmene sebep olmasıdır.

 

        Aşk en yakın dostu olmaktır onun; en mahrem sırlarına ortak olmaktır, başka kimseyle paylaşamayacağı...

     

        Onun susarken bile anlattıklarını dinleyebilmektir.

Suskunluğundan,  nefret edercesine acı çekerken; saatin tik taklarını sabırla dinleyebilmektir... Konuşmasından, nefret edercesine acı çekerken, onun dışındaki bütün seslere kulak tıkayabilmektir.

 

       Gidebilmektir bazen aşk; o aradığı bakışı bulabilirse... Mücadele etmektir bazen de; boşa vakit kaybetmesin diye...

 

       Bazen sıcak ekmek gibidir aşk; tazeyken doyum olmaz. Soğuyunca bile ihtiyaç haline gelen. Bazen de şarap gibidir; yıllandıkça tadı doyumsuz olan...

 

       Bazen sen gibidir aşk... Ulaşılmaz... Bazen de ben gibidir aşk, her ihtiyacın olduğunda yanında olan...

Ya sence..., sence nasıldır aşk???

●●●T€0R£M●●●

♥SEVGİLİYE MEKTUPLAR♥Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!