Chapter VII

228 40 64

Shhh, hala ölmedim, biliyorum çok şaşırdınız dhdjxjf

Okuyucuların tepkisi: medyada

...

     
       "Şimdiii..." dedi Adrien, dağınık sarı saçlarının bir tutamıyla oynarken. "Ben yemek yapmayı bilmiyorum, yani, sipariş etsek olur mu?" Sevdiği kızın gözünde beceriksiz konumuna düştüğüne inanamıyordu, yemek yapmayı abisinden kesinlikle öğrenecekti. Tamam, bir portakallı ördek yapamazdı belki, ama en azından soslu makarna hazırlamayı öğrenebilirdi. Bakışları Marinette'e kaydı, burnunun üzerinde bir yara bandı ile orada durmuş, gülmemek için kendini zor tutuyordu.

     En sonunda küçük bir kıkırtı ile gülmeye başladı. "Bunun için neden endişeleniyorsun ki, ben de yapabilirim yemeği. Ah, mutfağınızı kullanmam sorun olurs-" Sarışın genç parlayan gözlerini ona dikti ve elini tutup iki avucunun arasına aldı. "Lütfen yap."

Yaptığı güneşe bakan buldog bakışlarına verecek bir karşılık bulamamıştı genç kız.

     En sonunda üstünde siyah pati desenleri olan bir önlükle soğanları doğruyordu. Adrien da bu sırada odasına gönderilmiş, uygun kıyafetler aramaya başlamıştı. Aslında pek fazla uğraşmasına gerek yoktu, genç kız istediği şeyi giyebilirdi. Bu Adrien'ı rahatsız etmekten çok mutlu ederdi, ama eğer bunu söylerse Marinette'in korkup ondan uzaklaşması ihtimali de vardı.

      "Tanrım," diye mırıldandı. "Evleneceğin kızı tavlamak bile çok zor bugünlerde."

     Elinde bir NYC yazılı kazak ve ona artık küçük gelen eşofmanlarla mutfağa girdiğinde genç kız da ocağı kısmış, yemeğin üstüne eğilmişti. Büyük ihtimalle tencerenin cam kapağından yemeği izliyordu. Her ne kadar Adrien lacivert saçlı genç kızın bu halini daha da fazla izlemek istese de, gün boyu yorulmuştu ve artık oturmak istediği bir yalan değildi.



      "Mari, kıyafetlerin hazır, duşa gir istersen." Marinette yüzünde onaylar bir ifadeyle döndü ve telaşla önlüğünü çıkarttı. "Ç-çok teşekkür ederim, yemeğin altını 10 dakika sonra kapatırsın olur mu?"




     Genç kızın üzerinde boyfriend model siyah bir kot pantolon ve beyaz tişört vardı. Normalde de abartılı ya da fazla resmi giyinmez, yine de modaya uygunluğunu korurdu. Tabii, bazen kimono benzeri hırkalar giyerek okula geldiği de oluyordu. Adrien genç kızın kimono giydiği günleri düşünürken, hatırladığı anka kuşlu kimono-ceket ile telefonunun notlar bölümünü açtı. Marinette'den kendi için de böyle bir kimono-ceket istemeliydi.



Japonların moda anlayışları kesinlikle güzeldi.


     Masadan bir sandalye çekerek yemeğin kaç dakikası kaldığına baktı. Abisi evde değildi ve Marinette de duşa girmişti, evde yalnız kalmış gibi hissediyordu. Aslında tek başına kalmaktan nefret ederdi Adrien, ancak fazka kalabalık ortamlardan da hoşlanmıyordu.




       "Şimdi şöyle küçük bir çocuk evde dolansa, ne güzel ol-" Ne düşündüğünü fark ederek elindeki telefonla kafasına vurdu. Evet, yavaş yavaş beyni Marinette'i resmi karısı olarak kabul etmeye başlamıştı.


Mükemmel.


      Bu sırada büyük bir bağırış ile içeri giren Marinette'i fark etti. Ocaktaki yemek taşıyordu, ve Adrien'ın haberi bile olmamıştı. "Ad, aklından ne geçiyor, yemek neredeyse boşa gidiyordu!"



       Sarışın genç ister istemez kıkırdadı. Aklından geçenleri Marinette'e söyleyeceğine giyotine başını yatırmayı tercih ederdi. Genç kız ise bunu fark etmek için fazla meşguldü- tabakları ayarlamakla uğraşıyordu. Her ne kadar normalde utangaç bir insan olsa da, Adrien'ın rahat tavrı onun da sakin kalmasını sağlamıştı. Kafasına estiği gibi dolap kapaklarını açıyor, yemeği koyabileceği uygun tabağı seçmeye çalışıyordu.



      Mutfak normal boyutlara sahipti, ancak evin ne kadar lüks olduğu girildiği gibi anlaşılıyordu. Marinette eve ilk girdiğinde şaşırmadan edememişti bu yüzden. Halbuki, Adrien'ın ailesininevi bunun 3 katı falan olabilirdi.



     "Ayh," Genç kız aniden elini çekince düşünce treninden sıyrıldı Adrien. "Ne oldu!?" diyerek ayağa kalktı. Beyaz tendeki kızarıklık ne olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Ve her ne kadar Marinette elini sallayarak fazla acımadığını söylese de, Adrien'ın umurunda değildi.



Genç adamın resmen gözü kararmıştı, delicesine ne yapması gerektiğini düşünüyordu.



      En sonunda mutfak çeşmesini açarak avucunda sıkıca tuttuğu küçük eli suyun altına koydu. Marinette ani soğukla hafifçe titrese de, acı yok oluyormuş gibi hissediyordu. Bu yüzden itiraz etmeden beklemeye başladı.



      "Çok yanıyor mu? Nasıl oldu ki? Ah tanrım, bilseydim ben yapardım. Ne tarz kremlerin iyi geleceğini biliyor musun? Neden giderek kızarıyor? Ambulans mı çağırsak? Telefonum nerede?" Lacivert saçlı genç kız ister istemez bir kıkırtı çıkardı dudaklarından. "Adrien, sakin olur musun? Ne ambulansı? Üzerime kaynar su dökülmedi merak etme."



      Sarışın genç cevap vermek ister gibi ağzını açsa da, ardından vazgeçerek kafasını eğdi. "Peki, tamam. Biraz fazla abarttım, özür dilerim."



"Adrien?"



"Efendim?" Şaşkın yüz ifadesiyle tekrar kafasını kaldırdı. Marinette ise parlayan gözlerle ona bakıyordu. 



        "Çok tatlıydın az önce, ş-şey, yani özür dilemene gerek yok diyecektim ne tatlısı? Ah bir puding olsa da yesek, ya da ıslak kek..." Dağılan konuya rağmen aklından tatlıları geçerek dalan Marinette'e baktı Adrien. Ardından aklına gelen muziplikle kocaman sırıttı.



"Annemin yaptığı şeyi yemek ister misin?"



"Annen bir şey mi yaptı?Ne, nerede?"



"Beni yaptı, karşında duruyorum."



Ve Adrien kafasına saniyeler içerisinde inen kepçe ile beyin kanaması geçirdiğine yemin edebilirdi.


...

aoi'den size bir Pazartesi hediyesi...

-kalp kalp kalp-

aoi.


After The Rain/ MiraculousWhere stories live. Discover now