27. Bölüm

2.4K 123 15

Mrb, işte yb! Bolum geç geldiği için özür dilerim ama epey uzun yazmaya çalıştım. Lütfen okuyup geçmeyin. OYLAMANIZ VE YORUMLARİNİZ benim için çok önemli. Sizi seviyorum. Keyifli okumalar:D

Saatlerdir yürüyorduk ve ayaklarım artık bana küfür edercesine ağrıyorlardı. Havanın kararmasına beş dakikadan az bir süre kalmıştı bizse hâlâ bir su kenarı ve mağra arıyorduk. Carter önden giderek başı çekiyordu ve bende ona yetişmek için son gücümle çırpınıyordum. Lanet tarlada bir mağra bulamamıştık. Her yer sarı otlar ve kurak bir topraktan oluşuyordu. Önde yürüyen -hâlâ nasıl bu kadar hızlı yürüdüğünü bilmiyorum- Carter'a baktım.

Ah, tanrılar aşkına! Koskoca yeraltında milyarlarca ruhun içinden bir tanesini nasıl bulacaktık ki!

Evet bir planımız vardı tabii ki ama yine de bu delilikten başka bir şey değildi bence.Öncelikle yeraltı Dünyası'nın ikinci katına gitmeliydik.Yani Çağrı Sular'ına. Böyle birşeyin var olup olmadığı bile daha bilinmiyor ama sanırım başka şansımız da yok. Çağrı Suları Yeraltı Dünyası'nın resepsiyonu gibi bir şey. Ölen ruhların kaydını tutar ve istediğinizde bir ruhla geçici olarak konuşmanızı sağlayabilir. Tabii öyle bir yer varsa...

Plan buydu ama Yeraltı'nın katları arasında seyahate çıkmak kesinlikle yürüyerek yapılacak bir iş değildi. Aptal sis herifler! Ne var dı sanki şu dev Hummer'ı buraya soksak. Şimdi Hummer'ın deri koltuğunda oturmuş manzarayı izliyor olurduk.

"Acele et, Αυτο μοu. Hava kararıyor."

Gözlerimi yerden kaldırıp Carter'a diktim. Bana fark attığını anlamış olacak ki durup ona yetişmemi bekliyordu. Gücümün kalan son kırıntılarını da kullanarak ona yetiştim. Ellerimi dizlerime koydum ve nefesimi düzenlemeye çabaldım.

"Carter...çok yoruldum."

Eiğildi ve alnıma sıcak dudaklarını bastırdı. Nasıl oldu bilmiyorum ama dudaklarının teması ile deşarj olmuş gibi doğruldum.

"Biraz daha dayan, Αυτο μοu."

Gülümsemeye çalıştım ve çarpık bir gülüş olsa da sanırım başardım.

"Tamam, devam edebiliriz."

Carter'ın arkasından tekrar yürümeye başlıyordum ki zınk diye kalakaldım.

"Carter, dur!"

Dönüp baktı.

"Duydun mu?"

"Neyi?"

İşaret parmağımı dudağıma götürüp sus işareti yaptım ve etrafımızı dolduran sesle dudaklarımda koca bir gülümseme belirdi. Su sesi.Yavaş yavaş akan bir derenin su sesi.

Üstelik ses o kadar yakından geliyordu ki, daha önce nasıl duyamadığımıza bir anlam veremiyordum.

Carter'a baktığımda o da gülümsüyordu.

"Evet, duydum Αυτο μοu."

Hızla kafamı oraya buraya döndürerek sesin kaynağını bulmaya çalıştım ama kuru otlardan ve hemen yanımızdaki sarp kayalıklardan başka birşey göremedim.

"Sence ses nereden geliyor?"

Carter'da durup ciddi bir ifadeyle etrafa bir göz gezdirdi ve sonra bir şey görmüş gibi yanımızdaki sarp kayalıklara bakıp sırıttı.

"Peşimden gel, Αυτο μοu. Sanırım buldum."

Ne yaptığını anlamasamda ikiletmedim ve peşinden kayalıklara tırmanmaya başladım. Baya yükseğe tırmandıktan sonra Carter düz bir kayalığın üzerine çıktı ve beni de yanına çekip çıkardı. Kayalıkta dengemi sağladıktan sonra çevreye bakındım.

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!