Lanet Düet Ödevi

67 3 2

Sabah erkenden kalktım . Bugün büyük gün, new york'ta ilk defa şarkı söyleyeceğim .Mideme bulantılar girsede eğlenceli olucaktı.

 Acaba ne giymeliydim ?Sahnede kusursuz ve olabildiğincede rahat olmalıydım . Içimde Pump It Up - Elvis Costello & The Attractions çalıyordu. Bu iyiye işaretti. Daha fazla dayanamayıp gerçeğini Spotify'dan açtım.Yarısı yerleştirilmiş bavulumu ve yarısı dolu dolabımı karıştırken başım döndü ama en sonunda en uygun kombini buldum. Siyah derin V yakalı bir tişört , mor çiçek desenli siyah bir kot , bu desenleri ben yaptım ama hiçte kötü gözükmüyor, altına siyah süet botlar , yanımada üşürsem diye lacivert bir kot ceket aldım. Bir kaç takı taktım ve klasik mor eyelinerlı ve parlak lipglosslu makyajımı yaptım. Saçımı da düzleştirdim , bana özgüven veriyordu.(sizinde saç şekillerinize göre ruh hallerinizin olduğu durumlar oluyor mu ? Benim öyle mesela saçımı dalgalı yaparsam en kendim olduğum zaman , eğer topuz yaparsam hiç bir şey umrumda olmayıp komik bir erkek çocuğuna dönüyorum , eğer kıvırcık yapıp hacimli olursa o zaman kendimi annem gibi hissediyorum , niye cidden bilmiyorum )Evet okul için hazırım ...

...

Sınıfa girdiğimde hala titriyordum. Midemin bulantısından kahvaltı bile yapamamıştım. Normalde şarkı söylerken pek heyecanlanmam ama burası çok ama çok farklı . Benimle beraber James'te erken gelmişti . Günaydın diyerek yanıma geldi. Eski bir gömlek , içinde de eski bir rock grubu tişörtü ve siyah yırtık bir pantolon giymişti . Yine kaş ve dudak piercingi yüzündeydi . Bembeyaz bir cildi ve beyaza yakın buz mavisi gözleriyle tezat simsiyah biraz uzun saçıyla çok hoş bir çocuktu. 

Elindeki cips paketini bırakmadan yanıma doğru bir sandalye çekti . Cipsi bana uzattı.Kokusuyla daha da fena olan midem yüzünden kafamla hayır dedim.

James içten gülüşüyle "Gerginsin , bu kadar kasma alt tarafı şarkı söyleyeceksin. " dedi ve bir klişe ekleyip "Herkesi çıplak düşün."göz kırptı. 

Gülümsedim ve onun ne söyleyeceğini falan sordum. Biz epey koyu bir sohbetin içine düşerken sınıf doluyordu. Yanımıza Elsa geldi . James'in kafasına bir şaplak atıp "Sana söylediğim CD leri getirdin mi" diye sordu.James ' in yüzündeki şapşal gülümsemeyi görünce "Yine mi James ? Sana dün kaç kere hatırlattım . Merak ediyorum getir şunları!"dedi ve o da bir sandalye çekti. 

Ne CD'si olduğunu sordum . Sanırım onlar ve bizimkilerden bir kaç kişi daha bir demo kaydetmişler . James'ten bana da bir tane vermesini istedim , yarın yine unutmazsa getireceğini söyledi. Yine havadan sudan muhabbetimize devam etti. Bu sırada Elsa'nın isminin aslında o olmadığını , bir alışveriş merkezinde yanlış anlayarak girdiği bir gösteride ELSA olarak Let It Go'yu söylemesinden dolayı öyle demeye başlamışlar ve Anna ile iyi arkadaş oldukları için kabul etmiş. Gerçek adı Ada'ymış. Her ne kadar ee bu türk ismi desekte , yabancılarda da var . Örnek olarak Peaky Blinders'taki Ada Shelby gibi. 

Zil çalmaya yakın yerlerine geçtiler ve öğretmeni beklemeye başladık. Jake'i arandım ama sınıfta yoktu. Yine hangi kızın peşindeydi acaba ?

Bayan Hathaway her zamanki gibi sakince içeri girdi ve sıcacık bir gülümsemeyle konuşmasını yaptı. Tam birini sahneye kaldırırken sınıfın kapısı çaldı.Gelen Jake'ti. 

Güler yüzlü kadın , yüzünü ciddi bir ifadeye büründürüp tek kaşını kaldırdı "Bay Ricardo , daha ilk günlerden mi başlıyoruz yine ?" dedi gayet sakin ama biraz sert bir tavırla. 

Bıkmışçasına nefes veren Jake "Üzgünüm , üzgünüm.. Bir daha olmaz."dedi ve yerine geçti.

Bayan Hathaway derin bir nefes alarak tekrar gülümseyerek sahnedeki çocuğa döndü. Sonrada herkes sırayla şarkılarını söyledi.

Spot Işıkları (DUZENLENIYO)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!