Upuzun bir ara oldu biliyorum ama özürlerimi sizlere sunuyorum. Lütfen kusuruma bakmayın. Bir hafta yazlıktaydım ve internet yoktu. Eh herkesin de bir özel hayatı var, yazmaya fırsatım olmadı. Üzgünüm bir daha bu kadar bekletmeyeceğim inşallah yavaş yavaş sonlara da yaklaşık. Gelen yorumlar ve beğenilere kocaman teşekkürler ve keyifli okumalar :* Öpüldünüz!

Bu bölüm upuzun yorum yapan ahsenahsen'e gelsin :)

24.BÖLÜM

 "Hep beni sana getirecek yollar, senle bana açılacak kapılar, kokunla dolu odalar, seni bende uyutacak yataklar istiyorum. Beş tane çocuk istiyorum, dört kız bir erkek. Karnın ağrıyınca karnını ben okşamak istiyorum, miden bulanınca yanında ben olmak istiyorum. Zeynep'i her görüşünde ona sinirle bakarken beni kıskandığını bilip zevkten havalara uçmayı ben istiyorum. Annemlere yakalanma korkusu yaşamadan seninle aynı yatakta yatmak istiyorum. Minik Çöpçatanımızla geçirdiğimiz bu tatili Eymen'e seninle birlikte anlatmak istiyorum. Senin yemek yapmaya çalışmanı seyredip yapamayınca hemen yardıma ben koşmak istiyorum. Koltukta seninle uyuyakalmak istiyorum. Pes atarken sıkılıp yanımda uyuyakalmanı istiyorum. Bana seni ilk öptüğümde ki gibi hep 'Öp beni' demeni istiyorum. Eymen yerine bu sefer kendi çocuklarımızı küvette yıkayalım istiyorum. Senin her zaman sapığın olmak istiyorum. Seninle doya doya sevişmek istiyorum. Sapıkça şeyler yaptığımda hep kıpkırmızı ol istiyorum. Her şeyden çokta senle anlam bulan sıcacık bir yuva istiyorum. Benimle evlenir misin sevgilim? Sapığına bir kez daha evet der misin?"

dedi Dolunay aşkla parıldayan gözlerini İstanbul'a dikerek. İstanbul işte şu an hayallerinde ki gibi mükemmel bir evlilik teklifi almıştı. Bu gerçekten duyduğu en iyi teklifti. O da sapığının dediği şeyleri doya doya yapmak istiyordu. O sapığını gerçek anlamda çok çok seviyordu. Sapığına ikinci kez evet diyecek kadar zamanı yoktu ama bu sefer sadece tutkuyla dudaklarına kapanacaktı Dolunay'ın.

 İstanbul tam olarak da bunu yaptı, gözleri dolmuş bir şekilde Dolunay'ın kucağına atladı ve atlar atlamaz dudaklarını sevdiği erkeğin dudaklarına örttü, ayaklarıyla Dolunay'ın belini iyice kavradı. Dolunay İstanbul'un kucağına çıkıp onu öpmesiyle İstanbul'u sıkıca kavradı ve sevgilisinin dudaklarına yapışmış dudaklarını ayırmadan suyun kenarına doğru çıktı. İstanbul'u yavaşça ıslak kumların üzerine indirip, uzanmasını sağladı. 

Dolunay'da İstanbul'un üzerinde yerini aldı, dalgaların kıyıya vurup onları ıslatmasını hiç önemsemeden öpüşmeye devam ettiler. Dolunay kendini çekip soluk almalarını sağladıktan sonra tekrar dudakları buluştu. İstanbul'un gözleri kapandı ve inlemesi Dolunay'ın dudaklarında kayboldu. İstanbul dudaklarını araladı Dolunay'ın dilini ağzının içine davet etti. Dolunay bu daveti zevkle kabul edip dilini önce İstanbul'un dudaklarında gezdirdi, ardında dilinin üzerinde. İstanbul ne kadar kendini susturmaya çalışsa da Dolunay'ın dilinin diline değdiğinde aldığı zevkle inledi. Dolunay bu sefer İstanbul'un o tatlı baştan çıkarıcı inlemesini duymak için dudaklarını zorlukla İstanbul'un dudaklarından ayırdı. İstanbul'un saçlarını okşayan ellerini Dolunay'ın kendini geri çekmesiyle kendine doğru bastırdı. İstanbul'un bu hali Dolunay'ın çok hoşuna gidiyordu, arzulu bir kaç öpücük çalabilmişti İstanbul, Dolunay ne kadar bu bal tadında dudaklardan ayrılmak istemese de ayrılmak zorundaydı.

"Eve gidelim aşkım." dedi nefes nefese, yan yan sırıtarak. İstanbul'un kafasını sallamasıyla ayaklandılar ve el ele tutuşup, sarmaş dolaş evlerine yol aldılar. 

Dolunay kapıyı aralayıp eve girdikleri anda İstanbul'u kucaklayıp hızlıca odalarına çıkardı. Odaya çıkarken dudakları boynunda gezinmeye devam ediyordu. Odalarına girdikleri anda İstanbul'u yatağa yatırdı ve üstündeki tişörtü bir çırpıda çıkarıp attı. İki saniye önce boş bıraktığı dudaklara kocaman bir özlemle yumuldu tekrar. Bu kadın hiç bir zaman öpmeye doyamayacaktı. Eh doymak isteyende yoktu zaten. Dolunay onu sabah akşam her fırsatta öpmek istiyordu. Ona kalsa evlendikten sonra bir üç dört yıl yataktan çıkartmayı planlamıyordu müstakbel karısını.

Minik ÇöpçatanBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!