For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

15 Ekim 2007

Jasmine marketten aldığı bütün meyve ve sebzenin parasını ödedi. İstese ödemezdi. Aklından geçirse ve ödemeyeceğini düşünse kasiyer ondan para almazdı. Ama Jas ödemek istemiş ve şimdi poşetlerle çıkmıştı.

Arabasının arka koltuğuna poşetleri koyarken belindeki hançeri kontrol etti. Yalnızca beş ay önce o çocukların onu kovalamasından sonra edinebildiği bütün bilgiler doğrultusunda kendine bir hançer ve üç tane melek bıçağı almıştı. Bunları enstitülerinden aldığında çocukların haberleri dahi olmamıştı. Siyah saplı bir stel bulduğunda onunla kendine kitaptan gördüğü mühürleri çizmişti. (Kitabı da kütüphaneden almış, ardından onu postayla onlara göndermişti.)

Arabasına binince dikiz aynasından arkayı kontrol etti. Onu takip edip etmediklerini bilmiyordu ama hala aynı binada yaşıyordu. Yalnızca eski evinin bir alt katındaydı. Şu süre zarfında onu kimse rahatsız etmemişti. Jasmine şanslı olduğunu düşünüyordu.

Yola çıktığında öğrendiği şeyleri tekrar etti. Jace'in adını öğrenmek o kadar işe yaramıştı ki. Aşağı Dünya'da baya ünlüydü ve arkadaşları da bilindik insanlardı. Örneğin Isabelle -Izzy- Jace'in parabatai'si olan kişinin kız kardeşiydi. Uzun siyah saçları, kahverengi gözleri vardı. Kırbacıyla çok iyi iş çıkarıyordu. Ayrıca... Simon Lewis'in kız arkadaşıydı. Jas, Simon'ın onu neden onunla tanıştırmadığını anlamıştı.

Izzy'nin ağabeyi Alec -Alexander- çok iyi bir okçuydu. Siyah saçları ve mavi gözleri vardı. Jace'ten uzundu ve geniş omuzları vardı. Magnus -New York'un en iyi büyücüsü- adındaki bir büyücüyle çıkıyordu. Ailesi buna karşı mıydı bilemiyordu Jas ama onu bu üstün cesaretinden dolayı kutlamak gerekirdi.

Clary ise çok ayrı bir konuydu. Jace'in kız arkadaşıydı ve hikayeleri çok fenaydı. İlk başta kardeş sanmışlardı birbirlerini ve bu sebepten uzaklaşmışlardı. Aşağı Dünyalıların anlatmaktan hoşlandığı bir hikayeydi. Bunu hep gülerek anlatmaları Jasmine'i sinirlendiriyor, Jace ve Clary'i savunma ihtiyacı duyuyordu.

Clary aslında bir Morgenstern kızıydı. Kardeşi Jonathan Christopher Morgenstern, iblis kanından yapılma bir Gölge Avcısıydı. Eline geçen bütün Gölge Avcılarını Karanlık Gölge Avcılarına dönüştürüyordu. Bütün bunlar, gelecek savaşın habercisiydi Aşağı Dünya için.

Jasmine kendisine fazlasıyla benzeyen Jace'i düşündü. Onun sarı saçları kendisininkiyle aynı tondaydı, altın ve biraz kehribar. Göz renkleri aynı altın tonuydu. Ten renkleri bile aynı gibiydi. Jace ondan yalnızca birkaç santim uzundu. Onun dışında vücut yapıları bile Jas'e benzer geliyordu.

Jace bir Herondale'di. Ailesi uzun zaman önce ölmüştü ve onu Clary'nin öz babası Valentine büyütmüştü. Jace ve Clary'nin içindeki fazladan melek kanı Jace'e ekstra güç ve kuvvet verirken, Clary'e ise bazen kitaplarda bile görülmemiş rünler çizilmesine sebep oluyordu. Aşağı dünyanın sakinleri Clary'e yaratıcı diyordu.

Jasmine evin önüne geldiğinde arabanın içindeki silahları hızla çantasına koydu. Kapalı haldeki melek bıçakları zararsız ve küçüktü. Çantasını omzuna astı ve içinden evin anahtarını çıkardı. Arabadan çıkıp arka kapıları açtı ve oradan poşetleri aldı. Tek eliyle taşıdığı poşetler fazla ağır değildi. Arabayı kilitleyip evin girişine yürüdü.

***

Alec yarım saattir kızın evinin çatısında bekliyordu.

Buraya geri geldiğini Simon haber vermişti. Onun nasıl haberinin olduğu ise bir muammaydı. Yalnızca onlara eve döndü demişti. Hızla takımlarını giymişler ve o eve gitmişlerdi.

Kanlar Şehri (City of Blood)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!