37.Bölüm

3.6K 287 83

İlham askerciklerim kaçtı.. ☹️

🇹🇷

Ceylan

Kalakalmıştım. Ne hareket edebiliyor ne de konuşabiliyordum. Bana, bir Türk Askerine böyle bir teklifi nasıl yapabildiklerini ve bu güveni nereden aldıklarını merak ediyordum.

"Bizim safımıza geç Deniz, bizimle savaş! Kendini ve arkadaşını kurtar!" Dediğinde bir gülme dalgası sardı bedenimi. Attığım duygusuz kahkaha odayı sardığında Hawar'ın kaşları çatılmıştı.

"Sen bana hain olmayı mı teklif ediyorsun Hawar?" Diye sorduğumda Hawar tepki vermedi. İkinci adımı kullanmasını şu anlık es geçmiştim.

"Kime göre hain Deniz? Neye göre? Kendini kurtaracaksın işte!" Dediğinde dişlerimi sıktım.

"Biz sadece götümüzü kollamaya çalışıyor olsaydık, adımız TÜRK ASKERİ şanımız, BORDO BERELİ olmazdı! Önce bunu öğren ve bir daha kime ne teklif ettiğine dikkat et!" Dedim ve sözümü bitirmemle açılan kapının Hawar'ın dikkatini dağıtmasıyla atağa geçtim. Öncelikle Salih'e doğrulttuğu silahını elinden kaptığım gibi tekmemi karnına geçirdim. İçeriye giren doktorlar şok olmuş bir şekilde odaya bakıyorlardı. Yere düşen Hawar'ın üzerine çıktım ve suratına yumruklarımı geçirirken hala donakalmış bir şekilde ayakta dikilen doktorlara bağırdım.

"KURTARIN ONU!" Gürlememle beraber doktorlar güvenliği çağırmış ve Salih'e doğru koşmuşlardı. Gerisini görmemiştim. Önümdeki şerefsize odaklandım. Cezasını çok ağır ödetecektim! Güvenlik gelene kadar vaktim vardı, ancak bu şerefsizin dedikleri doğruysa onu Tugay'a götürsem bile, ona yardım edeceklerdi. Bu durumda onu öldüremezdim de! Böyle çıkmazlardan nefret ediyordum!

Hawar'ın üzerine çıkıp kolunu arkaya aldım ve onu kilitledim.

"Durumu nasıl?" Diye bağırdım doktora doğru. Doktor bir yandan bana korkuyla bakarken, diğer yandan da Salih'le ilgileniyordu.

"Bayıltılmış. Dikişi açılmış, hayati riski yok!" Dediğinde gerisini dinlemedim. Önümdeki piçe odaklandım.

"Hain kim!" dediğimde Hawar'ın yüzünde hiç hiç hoşuma gitmeyen bir gülümseme belirdi. Ve daha sonrasında söylediği isimle dünyam başıma yıkıldı.

Olamazdı!

"Yalan söylüyorsun!" diye suratına doğru bağırdığımda Hawar başını iki yana salladı.

"Kime güveneceğini asla bilemezsin Ceylan!" dediğinde hayatımın en güçlü yumruğunu suratıyla buluşturdum. Hawar bayıldığında yavaşça üzerinden kalktım.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı!

Bu durum Türk Askeri'nin itibarını zedelemeden önce halledecektim! Gerekirse zamanında canımı emanet ettiğim insanların, canlarını alacaktım!


🇹🇷


-HAKKARİ DAĞ VE KOMANDO TUGAY KOMUTANLIĞI-

Aslan

Odada bulunan adamların üzerinde gözlerimi gezdirdim. Bizi buraya böylesine küçük bir operasyon için göndermeleri canımı sıkıyor, kafamı karıştırıyordu. Bordo Bereliler böyle küçük operasyonlara çıkmazdı ve bizi buraya yollamaları sanki birşeylerden uzaklaştırmaya çalışıyorlarmış gibi geliyordu. Yüzümdeki boş ifadeyi bozmadan bana seslenen adama döndüm.

"Yüzbaşı Aslan."

"Evet?" dediğimde karşımdaki Albay dişlerini sıktı. Buralarda, namımdan dolayı pek sevilmezdim. İnsanlar beni egoist olarak görseler bile, o tür şeylerde işim bile olmazdı. Benim varım da, yoğum da Vatanımdı!

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!