5 - "Zehir"

94.3K 3.5K 518
                                    

Bölüm parçası multimediada. Bölüm sonu notlarına bakmayı unutmayın. :*

Bazen,  Ayaz ile kesinlikle aynı dili konuşmuyorduk.

 Büyük koca binanın önünde dikilirken aklım, birazdan yaşanacak olaylar dizisinden çok sabah ki tartışmalarımızdaydı. Ve şöyle bir gerçek vardı ki, babası oğlu amcası farketmez, Haznedar erkekleri her şekilde aksiydi.

"Sana baştan çıkarıcı bir sekreter gibi giyin dediğimi hatırlıyorum Safir." diyerek bıkkınlıkla başını salladı Ayaz. Aynaya doğru dönerken söylediklerine anlam veremiyordum. Üzerimdekileri süzerken kaşlarım çatılmıştı. Topuklu botlar. Uzun, beyaz bacaklarımı saran süper ince çoraplar. Kalçalarımın hemen altında biten koyu bordo, kloş bir etek. Dik yakalı beyaz bir gömlek. Ve dirseklerimin altına kadar katladığım dökümlü kumaştan siyah, eteğimle aynı boyda bir blazer ceket. Bordo rujum ve siyah eyeliner'ım ile de gayet normal görünüyordum.

"Sana lanet olası bir sekreter demiştim, liseli bir lolita değil. Duyma problemin falan mı var?" Söylediği alaylı cümlelere sabrımın son haddesiyle iç geçirirken tısladım. "Kusura bakma playboy, ömrüm senin aksine babamın şirketlerinde sekreterler ile kırıştırarak geçmedi!"

Delici soğukluktaki bakışları safirlerimi delip geçerken huzursuzca kıpırdandım. Ayaz önceki hayatında Medusa falansa, bu bana hiç süpriz olmayacaktı . Zira şuan bana attığı bakışlar bırak beni, otelde yaşayan her canlı varlıı taşa çevirebilirdi. "Bazen," diye fısıldadı ölümcül bir soğuklukla "Sabrımı yanardağa atıp cadı kahkahasıyla izlediğini falan düşünüyorum. Bu sinir bozuculuğunun başka bir açıklaması olamaz Destan."

Ona dil çıkarma isteğimi hızla içime gömüp onun peşinden valizlerimin bulunduğu odaya dalarken iç geçirdim. Ben kendimi yatağa bırakırken o, elbiselerimi inceleyip sağa sola fırlatmakla meşguldü. "Sana görev için alışveriş yap dediğimi hatırlıyorum Safir, beni neren ile dinlediğini sorabilir miyim?"

Ona "Vücudumun en harika parçalarından biri ile." deme isteğimi hızla derinlere gömüp gözlerimi kısarken mırıldandım. "Bana lanet olası bir sekreter gibi giyinmem gerektiğinden bahsetmemiştin Bay Titanik Batıran! Ömrüm boyunca sekreter gibi giyinmeyi bırak, herhangi rezil bir şirketin kapısından bile adım atmadım ben!"

Başını onaylamaz şekilde sallarken içinden geçenleri adım gibi biliyordum artık. Ayaz Bey'in bana karşı belirlediği mottosu barizdi. 'Sen iflah olmazsın Safir!'

Kıyafetlerimi incelerken çatılan kaşları ve rahatsızlıktan bükülen dudakları içimde gülme isteği uyandırmıştı. "Hep böyle mi giyinirsin sen?" diye mızmızlanan sesi, yüzüme büyük bir şok ifadesinin yayılmasına sebep oldu. Bay Medusa, Bay Titanik Batıran, Bay Playboy, Bay Fırtına Göz ve daha bir çoğu olan Ayaz Haznedar, bir çocuk gibi mızmızlanıyordu! Ve lanet olsun ki, içimdeki bir yan onun bu halinin dudaklarına yapışmak istiyordu.

Ben saç diplerime kadar kızarır, kendimi yatağa gömmeye çalışırken Ayaz, huysuz huysuz söylenmeye devam etti. "Senin şu abin kılıklı herif, Gündüz müydü, Ay mıydı neydi, bunlarla gezmene nasıl izin veriyor? Şu şorta bak! Satın alırken paran yetmedi de kalan yüzde 75ini rehin falan mı verdin?"

İnanamamazlık ie başımı sallarken dudaklarım bir açılıp bir kapanıyordu. Kendimi oksijen yetmezliğinden ölecek olan bir balık gibi hissediyordum. Ağzım açıp kapanıyordu ama yeterli oksijen bir türlü beynime ulaşmıyordu. Ulaşmıyordu ki verecek bir cevap bulamıyordum.

"Ya bu tişörte ne demeli, yarısını hangi kaloriferin köşesine taktın ta yırttın acaba?"

Onun çatılı kaşları ve öldürücü bakışları altında aklımdaki gerçeği dile getirip getirmemek konusunda kararsız kalsam da, onun Medusavari bakışlarını üzerime çekmeyi göze alarak söylemeye karar verdim. "O bir elbise. Tişört değil."

RuhsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin