Çağrı nefretinden gelen kuvvetin de yardımıyla Mert'in suratına ard arda geçirirken bir süre sonra yavaşlamaya başladı. Ne yaptığının yeni farkına varıyormuşçasına önce bir durdu daha sonra yüzüne daha şiddetle geçirdi. Öyle bir vurmuştu ki. Mert'in kan tükürmesini sağlayacak kadar.

Kavga ederken çok güçlü ve seksi gözüküyordu.

BENİM SORUNUM NE ????

Bu süre zarfında onları kimse ayırmamıştı. Can dahil. Umarım kamptan atılmazdı. Görevliler nerde diye düşünürken Kerem'i gördüm. Çağrı'yı kollarından tutup çekti.

" Sakin ol. Kötü bir şey mi dedi sana ? " dedi Kerem anlayışla.

Çağrı hiçbir şey söylemeden boş boş suratına baktıktan sonra gözleri beni buldu. Muhtemelen Mert'i onun yanına gelmeden önce benim yanımda görmüştü.

Acı bir gülümseme yollayıp teknenin içine yürüdüğünde peşinden gittim. Çağrı'yı görenlerin hepsi dağıldılar. Belli ki korkmuşlardı. Gören de savaştan çıktık sanır.

" İyi misin? " dedim çekingence.

" Pekala doğruyu söylememi mi istiyorsun ? Kötü olmam dışında.. İyiyim. "

Duvara yaslanıp kafasını geriye yasladı.

" Kafamı şişirmeyi planlıyorsan şimdiden git derim. "

Kafamı iki yana sallayıp omzumu duvara koydum. Gitmek istemiyordum. Belki bana bir şeyler anlatıp rahatlayabilirdi.

" Yanında durmak istiyorum. "

" Neden ? " dedi netçe.

" İyi hissetmeni istiyorum. "

" Neden lan neden ? "

" Kaplumbağa deden. "

Birden gülmeye başlayınca şaşkınlıkla ona baktım. Eğer Çağrı Duman bu espriye güldüyse kesinlikle ters bir şeyler vardı. Biriniz ambulansı arayabilir mi ?

" Ya kızım ne salak bir şeysin sen ya.. "

Kahkahalarının arasından konuştuğunda suratımı astım.

" İyi gidiyorum. " dedikten sonra kollarımı göğsümde birleştirip arkamı döndüm.

" Hey, sadece şakaydı gitmesene. "

Şaşkınlıkla geri döndüm.

" Ama bana anlatacaksın ? "

" Güle güle Kumsal. " dedi bu kez kaşlarını çatarak.

" Ama neden ?" dedim son bir umutla. Gözleri bende bir şeyler ararcasına gözlerime baktı.

" Sen bana anlatıyor musun ?"

Pekala, anlatmıyordum. Bir şeyler bulmak için gözlerimi kıstım. Acıyla bağıran gözlerine baktığımda içimde bir şeyler titredi.

Tam ağzımı açıyordum ki Çağrı'nın telefonundan This Why I'm Hot şarkısı yükseldi.

" Eylül bir sorun mu var ? " demesiyle arkadan tırmalayıcı bir ses yükselince gözlerini sımsıkı kapatıp git dercesine suratıma baktı.

Kafamı sallayıp Can ve Gülsüm'ün yanına yürüdüm. Hiçbir şey olmamış gibi öpme yarışı yapıyorlardı.

Hemen anlatayım. Karşınızdaki kişinin yüzünde herhangi bir alanı o öpmeden önce öpme yarışı. Saçma, evet ama çok eğlenceli gözüküyordu. Ta ki Gülsüm ve Can'ın kafaları birbirine toslayana kadar..

" Sokucam kafana  derken gerçekten cidiymişsin bebeğim... "

Her zamanki laf dalaşlarından sonra Can beni farketti.

" Ooo Kumsal..  bir durgunsun ? "

Karşılarına geçip oturma alanına ayı postu gibi yayıldım.

" Eylül. Çağrı'nın kardeşi. Anlatın. "

" Bence bizim anlatmamız pek doğru olmaz. " dedi Gülsüm çekingence.

" Peki siz nerden biliyorsunuz ? "

" Gülsümle çocukluk arkadaşılar zaten. Ben de kaç yıldır onunlayım. Tesadüf eseri bir  şekilde öğrendim. "

" Pekala öyle olsun.. Siz az önceki kavgaya rağmen nasıl bu kadar rahatsınız ? "

" Kerem halleti onu. Mahşallah ne iyi çocuk tütütü.. " deyince havada tükürükler uçuştu ve bana doğru sıçradı.

"Iyyy.."

" Aşk olsun benden mi iğreniyorsun ...? "

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra gülümseyerek gözlerimi açtım.

" Ben bir Çağrı'ya bakayım. "

İkisinden de aynı anda " Oooo " sesleri yükselince çılgın ve öldürücü ayı bakışlarımla karşılık verdim.

Çağrı bıraktığım herde yoktu. Tekneyi biraz dolaşınca kimsenin olmadığı bir ara bölgede denizi seyrettiğini gördüm.

" İyi misin ?"

" Bana şu soruyu sormaktan vazgeç. "

"Pardon, sadece iyi his- "

" Ya Kumsal Allah aşkına neden böyle bir şeyi istiyorsun ki ? Sanki sana her dediğimi yapabilecek ya da düzelmeyecek şeyleri düzeltebileceksin gibi. "

Haklıydı. Ama direnmeliydim.

" Sadece istiyorum."

" Öp o zaman beni. "

Kaşlarımı çatıp suratına baktım.

" Arkadaşlar. Öpüşmez. Ve birbirine karşı bir şey hissetmezler, Çağrı. "

Alayla güldükten sonra yüzünü yana doğru yatırdı. Yüz ifadesini anlayamıyordum. Ama çok solgun gözüküyordu. Zar zor bir dille konuşma çalıştı.

" O zaman, belki de ben... Sadece...Ben..  Belki de arkadaş olmayı istemiyorumdur. "

*****

YAZ ÖKÜZÜBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!