"Mari! Yüzüne ne oldu böyle?"

"Şey... Merdivenden düştüm?"

"Oradan baktığında aptal gibi mi görünüyorum?"

Genç kız Adrien'ın şakacıktan kızmasına karşı güldü ve yan kahkülünü kulağının arkasına sıkıştırdı. Ardından olayı anlatarak annesine karşı söyleyebileceği bir bahane aradığını da ekledi.

"Bahaneye ne gerek var? Anneni ben ararım, izin isterim, haftasonu bizde kalabilirsin. Felix de yoktu zaten."


Marinette önce reddetse de Adrien'ın ısrarlarına karşı normal olarak dayanamamıştı, annesinin onayını bekliyordu.


Adrien ise aramayı sonlandırır sonlandırmaz abisini aramış,kısa bir konuşmayla telefonu kapatmıştı. "Bu haftasonu Marinette bizde kalmaya geliyor. Kendine kalacak başka bir yer bul."


...

Genç kız tedirgin olsa da kapıyı tıklattı ve ayaklarını yere vurarak Adrien'ı bekledi. Genç adam koşarak kapıyı açmış, ardından Marinette'i güleryüzle karşılayarak salondaki koltuklara yönlendirmişti.


"Dövüşe ilgin olduğunu bilmiyordum." Marinette Adrien'ın uzattığı tabaktan elmalı tarçınlı kurabiye aldıktan sonra geri yaslandı. "Japonya'dayken çetemiz vardı denebilir. Küçük çaplı bir şeydi." Burada konuşmayı bitirmeyi planlıyordu ama Adrien'ın meraklı gözlerini görünce boğazını temizledi.


"Annem normalde bir Japon ve babam da bir Fransızdır. Ancak ikisi de ben henüz 10 yaşındayken öldüler. Ben de yetimhaneye verildim, yine de kısa süre içerisinde Bayan Sabine tarafından evlatlık alındım. Kendisine oldukça benziyordum, bu yüzden zorluk çekmeyeceğimi düşünmüştü. Ardından okulda çeşitli arkadaşlar edindim; Naomi, Katsuhira, Naoji ve Hiromi. Naomi ve Naoji kuzenlerdi. Biz 5'imiz de dövüş konusunda yetenekliydik ve bundan gurur duyuyorduk. Ancak bir gün Hiromi bir mafya yöneticisinin metresine aşık oldu, ardından arada çıkan kavgada mafyadan birini öldürdü. Her ne kadar biz hiçbir şey yapmamış olsak da olay yerinde bulunduğumuzdan polise götürüldük. O gün annemden yediğim nutuğu hala kelimesi kelimesine hatırlıyorum.



Eh, sonradan mafyanın hepimizden intikam alacağını öğrendik, kuzenler korkuyla Yokohama'dan Tokyo'ya taşındılar. Hiromi hala hapishanedeydi. Aralarından en yakın olduğum Katsuhira ailesi tarafından evden atıldı, ancak şanslıydı ki eline limitsiz bir kredi kartı vermişlerdi. Ailesi zengin biraz, Japonya'nın saygın ailelerinden. Biz de annemin kararıyla Fransa'ya taşındık. Bu kadar sanırım."


Kafasını kaldırmasıyla Adrien'ın dikkatle dinlediğini fark etti. Ardından genç adam yerinden kalktı, Marinette'in yanına oturdu ve genç kızın kafasını göğsüne yaslayarak saçlarını okşadı. En sonunda kafasının tepesine bir öpücük kondurdu ve çenesini dayadı. "Her şey geçti. Artık Fransa'yı da Japonya gibi seveceksin, sana söz veriyorum."


Marinette de tebessüm etti ve gözlerini kapattı. "Seviyorum zaten, içinde sen varsın çünkü."

...

Bir an bölümü tamamlayamayacağım sandım sjsjsjsjs Kusura bakmayın, daha erken yayınlayacaktım ama şarjım bitti ve yazmaya ara vermek zorunda kaldım~

Ama sonuç olarak, buradayım ve bölüm içime sindi~

Şimdi, itiraf köşesi:

-Acayip derecede nefret ettiğim biri var. Gerçek anlamda, tüm nefretimi ona veriyor olabilirim. Eğer günah olmasaydı onu kendi ellerimle öldürebilecek kadar nefret ediyorum kendisinden sjsjsjsjs. Neden nefret ettiğimi açıklamayacağım, ama bilseniz bana hak vereceğinize eminim.

-Onu öldürüyor olsam yakar ya da boğardım, izlemek eğlenceli olurdu.-

Bu kadar^^ Şimdi tatlış bir resim daha (Chain'e de başka bir tane bıraktım da snsnsns) bırakıp kaçıyorum ben~

Bu kadar^^ Şimdi tatlış bir resim daha (Chain'e de başka bir tane bıraktım da snsnsns) bırakıp kaçıyorum ben~

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Aoi-chan!

After The Rain/ MiraculousWhere stories live. Discover now