Chapter V

364 57 72

Wowowo iyi okumalar!
...

     Adrien abisinin yedek hattını bulmuş olmanın getirdiği mutlulukla telefonunu komidinden aldı. Ardından yatağa yayılarak yeni numaradan Marinette'e mesaj attı. Genç kızın numarasını hızlıca ezberlemişti, ve kesinlikle unutmayacaktı. Kendi numarasını bile unutabilirdi, ama bunu asla.

     "Hey!" Marinette titreşen telefonunu mutfak tezgahından aldı ve elindeki elmadan bir ısırık daha aldı. "Bilmediğim bir numaradan." Kendi kendine mırıldandıktan sonra omuz silkti ve "Hey." yazarak karşılık verdi.

"Ah, cevap verdin! Kusura bakma, numaranı deneme sınavı sonuçlarının olduğu kağıtlardan birinden gördüm, ben de arkadaş edinmek iyi olur diye düşündüm. Adın Marinette'ti sanırım, değil mi?" Genç kız deneme sınavı sonuçlarının açıklandığını bile unutmuştu, elini alnına vurduktan sonra odasına gitmek üzere merdivenlere yöneldi. "Evet, ben Marinette. Senin adın ne?"

     Sarışın genç biraz yatakta yuvarlanarak ad düşündükten sonra parmaklarını klavye üzerinde hızlıca gezdirdi. "Ben de Jean. Koridorun sonundaki sınıftayım." Marinette anlayışla başını salladı, diğer sınıflardan kimseyi tanımıyordu. "Ben de 11-C sınıfındayım."

    "Bugün beden dersi olan sınıf sizdiniz demek! Pencereden baktığımda sarışın bir çocuğun düştüğünü görmüştüm. O iyi mi?" Genç kız Adrien'ın nasıl da tüm dikkatleri üzerine çektiğini görerek kıkırdadı. "Evet, hiçbir şeyi yok. Numara yapmış."


     "Çekici biri gibi görünüyordu, sen ne düşünüyorsun?" Marinette kafasını yastığa vurdu. Çekici kelimesi az bile kalırdı aslında. "O kadar da değil."


     Felix odasından çıkıp mutfak masasına kafasını vuran kardeşine baktı. "FELİX!"

"NE? BUGÜN BU İKİNCİ OLUYOR!"

"FELİX!"

"Bağırmayı kessek mi artık, komşular rahatsız olacak."

      Sarışın genç lafı duymazlıktan geldi. "Felix, ciddi ol ve doğruyu söyle, sence ben çekici değil miyim?" Kardeşinin yine ne olaya karıştığını merak ederek iç çekti ve süzgeçteki makarnayı aldı. "Bu insandan insana değişir Adrien. Özellikle de ben Bayan Cheng ile aynı şeyleri düşüneceğimi sanmıyorum, yani ona direkt sormalısın." Sarışın genç mutfak masasından kafasını kaldırdı ve tezgahtaki bıçağı alarak yansımasını inceledi. "Edebiyat öğretmeni bir abim olduğu için çok şanssızım. Senden evet ya da hayır şeklinde bir cevap istemiştim. Çekici olmadığıma inanamıyorum!"

     Felix kardeşinin elindeki bıçağı alıp çekmeceye geri koydu, ardından masayı hazırlamaya başladı. "Senin yüzüne karşı çekici olduğunu söylese garip olmaz mıydı zaten?" Adrien mutfaktaki koltuğa gidip üstüne atladı. "Ben olduğumu bilmiyor ama!"

"Bu sefer ne haltlar karıştırdığını merak ediyorum ama sormayacağım. Bridgette bana beden dersinde düşüp revire gittiğini söyledi."  Adrien kafasını yan çevirerek kırgın bir bakış attı. "Bakmaya gelmedin bile."


      "Duyduğumda ilk başta 'büyük ihtimalle numara yapıyordur' diye düşündüm. Sonrasında revire Marinette ile birlikte gittiğini öğrendim ve içimden dedim ki; 'kesinlikle numara yapıyor!" İki kardeş birlikte güldüler ve Adrien yemek yemek için masaya yaklaştı. "Marinette çok ilgili ve endişeliydi, çok iyi bir sevgili olacağına eminim~"

"Adrien, çeneni kapa yoksa yemek yemene izin vermeyeceğim."

     "Tamam tamam. Bu arada, Bridgette hoca ile ne zaman evleneceksiniz?"


     Felix makarnanın içindeki köftelerden birinin bütün olarak boğazına kaçtığına emindi. "Ne evlenmesi!?"

...

     Sonraki gün Adrien Marinette'in onu sürüklemesiyle sabah saatlerinde tamamen boş olan kütüphaneye girmişti. "Sana da günaydın Mari~" Marinette başını salladı ve gergin bir şekilde alt dudağını ısırdı. "İngilizce konuşabilir miyiz?" "Elbette, sen nasıl istersen."

     "Onlar sana benim hakkımda ne anlattılar bilmiyorum, ama benden uzak durmanı istiyorum. Sonra ikimiz hakkında saçma sapan konuşmalar başlatacaklar ve ben bunu istemiyorum." Adrien şaşkınca kaşlarını kaldırdı. "Kimin umrund-"

    "Benim umrumda! Bağırdığım için özür dilerim ama tüm bu saçmalıkları bir daha yaşamak istemiyorum. Burada bitirelim, tamam mı? Benim arkadaşlara ihtiyacım yok, Frnasa'ya geldiğimden beri yalnızım zaten. Bu şehirden nefret ediyorum ve insanları da midemi bulandırıyor. Lütfen bir daha benimle konuşma!" Ardından hızla kütüphaneden çıkıp boş koridorda tuvalete doğru ilerledi. Neden ağlıyordu ki?


     Adrien sandalyelerden birini çekerek oturdu. "Peki, bunu beklemiyordum... Ne yapacağım şimdi?"

...

     Bir hafta geçmişti bile. Ve Marinette bu süre boyunca onunla konuşmaya çalışan Adrien'ı görmezden gelmişti. "Neden benim için bu kadar şey yapıyor ki!" İç çekti ve yatak başlığına yaslandı. Adrien'ın sesi aklında çınlayıp duruyordu. "Kesinlikle beni kandırıp benimle alay etmek istiyor olmalı, tıpkı diğerleri gibi!" Her ne kadar buna inanmasa da kendisini avutmaya çalıştı.

    Diğer taraftan Adrien, bu durumdan kesinlikle sıkılmıştı. Ve iyi bir abi olarak Felix de durumu fark etmişti. Kardeşinin odasının kapısını tıklatarak içeri girdi ve tek sandalyeye oturdu. Adrien yatakta ayaklarını uzatmış, gözlüklerini de takmış bir biçimde kitap okuyordu. "Korkunç görünüyorsun."

    "Öyle mi?" Adrien kitaptan kafasını kaldırmadı, umursamazca cevapladı. Felix ise kardeşini nasıl konuşturabileceğini biliyordu. "Yakında Bayan Agreste olayı nereye gitti?"

    Adrien kafasını kaldırdı, ardından kitabı kenara atarak Felix'e gözlerini dikti. "Felix... Ne yapacağım? Marinette bana güvenmiyor, benimle konuşmuyor~" Felix dudaklarını büzerek düşündü ve kardeşinin altın sarısı saçlarını karıştırdı. "Merak etme, uğraşmaya devam edersen kısa sürede karşılığını alırsın. Hem sen bir Agreste'sin sonuçta, bu kadar çabuk mu pes edeceksin?"

"Hayır! Marinette benim olacak!"

...

Yaaa Adrien~

Fazla bekletmeden geri döndüm, bölümü beğendiniz mi?

Doğrusu tüm yazma isteğimi Soukoku ficlerinden alıyorum, onlara teşekkürler... Onları okumadan kendime gelemiyorum, ölü biri bölüm yazamaz değil mi? dfghjk

Satır arası yorumlar... neredesiniz? Sizi bulamıyorum!

Bu arada, sizce Marinette neden Japonya'dan Fransa'ya taşındı?

Not: Cevap kesinlikle pastane ile ilgili bir şey değil. Zaten bu kurguda bir pastaneleri de yok. Bu konuda ilginç fikirlerim var.

Cevaplarda saçmalayabilirsiniz, yorum köşesi serbest! Okuyacağımdan emin olabilirsiniz^^

Kendinize iyi bakın, bu bölümü yazmayı gece tamamladım ve Samsun'da geceleri kesinlikle hava çok güzel (serin çünkü sdfghjk), siz de hava almayı ve bu sıcaklarda bol bol su içmeyi unutmayın! Ayrıca aniden bastıran yağmurlara da dikkat edin, ıslanmak güzel olabilir ama hastalanmak öyle değil! Eh, ben kedilere benzeyen bir insan olduğumdan ıslanmaktan hiç hoşlanmam gerçi~

Bye!

-Aoi-desu!















After The Rain/ MiraculousWhere stories live. Discover now