2 » YAĞMUR

11.6K 746 83

Teknik olarak suratıma damlayan su tanecikleri beni yerimden sıçratırken bunun bir köpek salyası olmasını beklemiştim. Hadi ama piknik alanında, çimenlerdeyiz ne bekleyeceğim ki başka? Hatta eminim ki yattığım yere bile işemişlerdir.

Kim bilir kaç dakikadır kapalı olan gözlerimi aralayıp başımın tepesinde bana bakan bir köpek aradım ama yoktu. Toprak kokusu burnuma dolarken etrafıma bakındım.

Yağmur çiselemeye başlamıştı.

Bizim çocukların olduğu yere baktığımda artık orada olmadıklarını gördüm. Siktir, beni bırakıp gitmişler miydi yani?

Kesin Atlas ikna etti!

Yavaşça yerden kalkmak için doğrulduğumda önümdeki  gölgeyi farketmem bir oldu. Geriye doğru adımladım ve başımı kaldırıp gölgenin sahibine baktım. "Atlas?" Hey ben az önce beni bırakıp gittiklerini söylerken bunun sorumlusunun tamamen Atlas olduğunu dile getirmiştim.

Eheh, yanıldım. Tamam çaktırmayın, şşh bu aramızda.

"Gerizekalı gibi ıslanmaya devam mı edeceksin Su? Hadisene, çocuklar arabaya gittiler ben senin için bekledim." Kaşlarımı çattım. "Niye bekledin?" diye sordum. "Nasıl yani?" Soruma soruyla karşılık verirken kaşlarını anlamadığını bildiren bir şekilde havalandırmıştı.

"Mal mısın diyorum Atlas, niye bekliyorsun ki? Gitseydin."

Bileğimden yakalayıp hareketsiz dikilen bedenimi çekiştirdi. "Ya ne saçmalıyorsun, yağmur bastıracak şimdi yakalanmadan gidelim."

Belli belirsiz başımı salladığımda, gökten müthiş bir gürleme yeryüzüne doğru yayıldı. Bu beni irkiltse de belli etmemeye çalıştım.

Biz harekete geçtikten sadece saniyeler sonra yağmur şiddetlendi. "Şom ağızlı!" diye bağırdım ellerimi başıma siper ederken.

"Kapa çeneni Su. Valla atarım seni şimdi şu çukura!" Önümüze çıkan çukuru işaret ettiğinde bakışlarımı ondan kaçırdım.

Sanki izdiham çıkmış gibi herkes farklı yönlere koşuşturmaya başlamıştı ve dolayısıyla aksi yönden üzerimize doğru hücum eden kitleden mi kaçacaktık yoksa yağmurdan mı belli değildi.

Eğer kenara çekilmezsen ezip geçecek gibi geliyorlardı.

Oflayıp koşuşturmaya bir son verdim. "Bir yerin altına girsek ya. Böyle deli gibi koşunca ne değişiyor? Yine ıslanacağız. Ki şeker değiliz." Tamam donuma kadar ıslanmak gibi bir hobim elbette ki yoktu ama yine de koştuğumuz zamanda sıçana dönüyorduk.

"Ne? Nereye gireceğiz be?" Atlas'ın afallayan sesi karşısında kıkırmadan edemedim. Görüş alanıma giren yaşlı çınar ağacına kısa bir bakış attım. Rüzgarın etkisiyle yavaşça yere doğru eğilmeye başlamıştı dalları.

Atlas'ı ağacın bulunduğu tarafa doğru iteklediğimde nereden geldiğini şaşırdı. "Su ne bok yiyorsun!" Onu itmeye devam ederken söylendi ama kulak asmadım.

Ağacın altına girip sırtımı yaşlı ağacın gövdesine yasladım ve iç çektim. "Bahsettiğim şey tam da buydu." dediğimde etrafına bakınırken kıkırdadı. "Bir yerin altına girmek." Ahlaksız düşüncelerinden neyi ima ettiğini algılayabilmek mümkündü.

Omzuna şaplak geçirdiğimde dişlerinin arasından sızlandı. "Yağmur dinene kadar burada mı bekleyeceğiz yani?"

Yavaşça başımı aşağı-yukarı salladım. "Bizimkilere haber versene o zaman!" Bir anda sesini yükselttiğinde yerimden sıçradım. Bu halime kıkırdadı. Omzumu silkerken, "Banane." dedim. "Çok meraklıysan sen ara."

"Ya kontorüm gidiyor, duyduğuma göre sen faturalıymışsın." Gözlerimi kısıp ona kötü bakışlar yolladım. "Ne beleşçisin varya! Ayrıca faturalı değilim! Hadi onu geçtim onun da bir bedeli var yani! Değirmenin suyu nereden dönüyor zannediyorsun sen!"

Elini alnına götürüp ıslanan saçlarını geriye yatırırken ofladı. "Tamam be tamam, arıyorum. Sus sen yeter ki sus." Bu tepkiyi elbette ki beklemiyordum ama yine de dediğimi yaptıracaktım ve bunun için kendimi gülmekten alıkoyamıyordum.

Ona random gülüşümü gönderirken o da bana 'gerizekalı mısın?' bakışları atıyordu. Telefonunu kulağına götürdü ve her kimi aradıysa açması için bekledi.

"Alo, Doğukan biz yağmura yakalandık da-"

"Ne? Nasıl gittiniz lan!" Gülmeye son verip yüzüme ciddi bir ifade takındım ve meraklanan surat ifademden ödün vermeden ona ve söylediklerine dikkat kesildim.

"Ya ne satıcısınız. Siktir oradan, kapat tamam kapat kontörüme değmezsin." Hızla telefonu kulağından ayırıp cebine tıkıştırdığında burnundan soluyordu.

"Ne oldu ?"

"Elinin körü oldu!" Atlas gürlediğinde bir yaprak gibi titredim. "Ya tamam üzgünüm, tırsma hemen. Sadece bizi burada bırakıp gitmişler. Ve pişkin pişkin bir de bunu söylüyor bana ya. Delirtti beni."

Başını iki yana sallarken dudakları arasından sıkıntıyla karışık sesli bir nefes saldı.

"Ne yapacağız peki?" Hava kararmıştı ve eve bir an önce gitmem gerekiyordu. Yoksa annem gelir beni bulur etlerimi liğme liğme ederdi. Tamam biraz abarttım sanırım. Ama benim annem işte böyle. Fazla sıkıdır da. Ah her neyse.

"Düşünüyorum Su!" Atlas bana yeniden bağırdığında gözlerimin dolduğunu farkettim. Hızla ona arkamı döndüm ve ağacın oyuk gövdesini incelemeye başlarken dişlerimi sıktım.

"Otur şuraya. Yağmurun dinmesini bekleyeceğiz."

Omzumu silktim ve ona dönmedim bile. "Otursana Su. Bak zaten sinirliyim, çatacak kişi arıyorum sana patlamayayım!"

Onu duyduğuma dair en ufak bir reaksiyon göstermediğimde iç çekti. "Küstün mü?" Ses tonu biraz daha alçalmıştı.

"Ya sana diyorum." Elini omzumda hissettim. "Çek o elini." dedim dişlerimin arasından. "Giderim bak." Sesini inceltti. Güya sevimli olmaya çalışıyor. Ya da sevimli taklidi yapıyor ama odunun takendisi! Eh durum böyle olunca pekte bir faydası olmuyor.

Kesin şuanda dudaklarını büzüp gözlerini kırpıştırıyor.

"Git." Tripli bir şekilde sesimi yükselttiğimde elini yavaşça omzumdan çekti. "Pekala, gidiyorum o zaman?" Nah gidersin bu yağmurda. Gerzek. Kimi kandırıyorsun sen?

"Gidersen git!" Kararlılığımı korudum.

"İyi ben gittim o zaman." Elimle alnıma vurdum. Allahım bazen o kadar sinir bozucu oluyor ki!

"Git Atlas git toz ol, yok ol, uza , kaybol. Anladın mı?!" Ona döneceğim sırada diz kapaklarımın iç kısmına ve belime dolanan elleri hissetmem bir olurken havaya yükseldim. Dudaklarımın arasından şokla çıkan ufak çaplı çığlığımı önleyemedim.

"Hiçte bile, hiç bir yere gitmiyorum." İsyankar sesi sonrasında döndü ve yavaşça ağacın dibine oturdu. Beni indirmemişti ! Ve... kucağındayım! Ah ! Neden bu kadar mükemmel kokuyor ki?!

-----

Merhaba! İşte 2. bölüm :D Okuduğunuzu belli edebilir misiniz az biraz? adsadf Oy ve yorumlarınızı bekleyeceğim .x

AFİLLİ SAÇLARWhere stories live. Discover now