1 » AFİLLİ SAÇLAR

39.5K 1K 144

"Şu saçlarını yoldurtma bana!" Yolda yürürken ona omuz attım.

"Saçlarımla ne derdin var senin!" Uzanıp parmaklarımı saçları arasından geçirmeye çalışırken kıkırdadım. Geriye doğru kayınca saçlarını karıştırmak için kaldırdığım elim havada asılı kaldı.

"Ne olur bozsam ya! Bakıyor oğlum bakıyor, koyduğumun kızları bakıyor!" Durdu ve yavaşça başını çevirip omzunun üzerinden bana baktı. Dudağının kenarı sinsice yukarı kıvrılırken tek kaşını havalandırdı.

"Ha anladım senin derdini, kıskanıyorsun!" Ağzım bir karış aralandı. Yüzüme yüklenen şaşkınlık ifademi yok etme çabalarına girişmem işe yaramasa da, bir reaksiyon gösterip hızla söze atıldım.

"Ne kıskanacağım seni be!" Omzumu silkerken parmaklarımı pantolonumun ceplerine tıkıştırıp yürümeye devam ettim. "Bal gibi kıskanıyorsun işte." Atlas'ın alay yüklediği sesi sinir kat sayımı arttırırken omuzlarımı dikleştirip onu duymazdan gelmeyi seçtim.

Çeneni tutamazsan öyle olur işte salak!

Ah koca çenem!

Koparıp atacaksın bir kenara!

"Kendi kendine ne konuşuyorsun sen?" Atlas'ın net çıkan sesi kulaklarımı doldurduğunda yüzüme eğilmişti; elini omzuma atmış başını hafifçe görüş alanıma sokmuştu.

Dudaklarımı büzerek nefesimi suratına üfleyip sıkıldığımı belirttim. Bununla birlikte iri mavilerini kıstı ve suratına bir vantilatörden hava geliyormuş gibi kollarını iki yana açtı ama bunu yapmasıyla dengesini kaybetmişti; öne doğru tökezledi.

Onun bu haline kıkırdarken yolda sallanmaya başlamıştım. "Ee Atlas bey bu kadar meraklı olursanız işte buyrun size zararları." Dişlerimi çıkartıp kedi sesi çıkarttığımda -çıkartmaya yeltendiğimde- Atlas toparlanıp histerikçe güldü.

"Bu yalnız kedi sesi olmadı Su." dedi ciddiyetle. Suratına aniden takındığı bu ciddi tavrını algılamaya çalışırken gözlerimi kararlılıkla kısıp, "Gayette başarılıydı!" dedim. "Hem sen nah çıkartırsın o sesi, angut kafa!"

"Ooo, hakaret ettin şimdi bende sana ne sesi çıkarttığını söyleyeceğim." Umursamaz bir tavırla hıhlarcasına bir ses çıkarttığımda suratındaki ifadesinden ödün vermemişti.

"Maymun."

"Hayvan."

"Evet maymun da bir hayvan." dedi. "Hemde muz yiyor."

"Siktir oradan Atlas! Seni sirk budalası!"

"Çarpık bacaklı." Ağzım şokla aralanırken gözlerimde eş zamanlı irileşmişti. Hızla üzerini süzüp söyleyebileceğim bir şeyler aradım.

Gerizekalının kusuru da yoktu ki.

Ama gel gör ki bir şeyler uydurmak zorundayım, hem yalan söyleyeceğim. Onu bunu geçin de ben çarpık bacak değilim!

Ha yani cidden değilim.

"Ne o, bakıyorum da bir şey bulamayınca susup kaldın."

"Nereden uydurdun?" diye sordum. Ağzını açıp bir kelime edecekti ki, konuşmasına izin vermeden aklımın ucuna gelenleri bir bir sıraladım.

"Kepçe kulaklı,  eşek burun delikli, yamuk gözlü, ayı kıllı, seyrek kaşlı, dişlek!" Suratı şokla çarpılırken istediğimi elde etmişliğimin verdiği rahatlıkla sırıttım.

"Eh, kaşınmayacaktınız bay koca ayak." Ona göz kırpıp hızla çocukların olduğu tarafa yöneldim.

"Bunların hiç birinin doğru olmadığını biliyorum. Hadi erkek olsan yakışıklılığımı kıskanıyor, çekemiyor diyeceğim ama hayırdır sana?" Üfleyip omzuna iki tane çakıp görüş alanıma giren bizimkilere el salladım.

"Seni çayıra atıp kene yapıştırtmayan ne olsun. Yerlere sürteceğim ki, kene sana değil sen keneye yapış!"

"Hehe ondan ondan. Anneminde sana selamı var Atlas, her daim, şartlar ne olursa olsun mutlaka iletirim." Yapmacık bir şekilde gülümserken ona bakmaya son verip yere çakıldım.

"Selam millet!"

"Neredesiniz siktikl-?" Umut'un ağzını kapattığımda kalın kaşlarını çattı. Engel olmasaydım lanet bir küfür çıkacaktı o pis ağzından. "Çatma o pala kaşlarını be." dedim.  "Çatmadan daha yakışıklısın." Umut söylediklerimi işittiği an kaşlarını normal hale getirip güldü.

"Sen zaten millete iltifat et, hep bana hakaret et. Bu ne ya? hep bana hep bana, aaaa." Atlas kulağıma fısıltısını bıraktığında bu sıcakta çekilmeyen sıcak nefesi kulağımı her ne hikmetse gıdıkladı.

Atlas, "Lan kaput suratlı, ne bok yediniz biz yokken?" diye sordu çocuklara bakarak ama muhattap olarak aldığı kişi Umut idi. Bu süreç zarfında benden uzaklaşmıştı. Dizlerini kırıp ellerini dizlerinin üzerine gelişi güzel bir şekilde attı.

"Pişirmeye bile başlamadık!" Ozan atıldığında Yağmur kıkırdadı. "Aşkım sakin ol." Ozan, Yağmur'u pek umursamışa benzemiyordu.

"Ee tabii, işi bize yıkacaktın, ama hiç kusurabakma arkadaşım üstüme yeterince koku sinecek bir de ellerimi bulaştıramam." Atlas, prensesler gibi konuştuğunda başımı geriye atıp kahkaha patlattım.

"Elini bulaştırmayacakmışmış." diye homurdandım. "Hasbam."

"Millet yalnız Atlas elini bulaştırmayacakmış, sanıyorum ki götüyle yemeyi düşünüyor."

"Yaaaaaaaa." Yüzümü buruşturdum. "İğrençlik yapmayın be şurada!"

Atlas cebinden telefonunu çıkartıp bizi kaileye almadı.

"Bizlik iş var mı beyler?" diye sordum çocuklara.

"Tamam git sen, beceriksizliğini etrafa göstermene gerek yok hallederiz biz." Atlas oldukça gıcık bir tonda konuştuğunda ona dil çıkarttım. Bok halledersin. Ah bu çocuğu dengesizlikleri! Az önce ne dedin oğlum sen? Ne dedin gerzek! Aptal ya valla aptal!

 Ellerimi yere sabitleyip kendimi ayağa çektim. Çimenler avuç içlerime batmış, gıdıklanmamı sağlamıştı.

Avuçlarımı pantolonuma sürtüp bir kaç adım ilerledim ve etrafa bakınma gereği duymadan boş bulduğum ufak alana, çimenlerin üzerine yayıldım.

Parmaklarımı birbirine kenetleyip ellerimi zemin ve başım arasında bırakıp ezilmelerine aldırış etmedim.

Çok uykum var . Üstelik bu temiz hava benim daha çok uykumu getirmişti. Hemen şuracıkta uyuyabilirim.

------

Merhabaaaa, bu hikayeyi güle oynaya yazmıştım. Sadece eğlenmek amacıyla yazıyorum, yazacağım :D Umarım beğenirsiniz. Okuyan küçük yıldıza basar ve yorum bırakırsa çok sevindirik olurum. :D

AFİLLİ SAÇLARWhere stories live. Discover now