Chapter I

501 52 35

      Marinette derin bir nefes aldı ve sınıf kapısını yavaşça ittirdi. Her ne kadar istemese de tüm dikkatleri üzerine çektiği belliydi. Sonuçta ne olursa olsun, insanların lacivert saçlı ve farklı üniformalı birini fark etmemesi imkansızdı. Tek kelime etmeden ve alaylara aldırmadan en arka cam kenarındaki yerine oturdu, çantasını masasına bıraktı. Etraftaki öğrencilerin sırf onun da anlayabilmesi için yaptığı İngilizce dedikoduları duyabiliyordu.

"Bakın kim gelmiş."

"Bunca şeyden sonra nasıl hala gelebiliyor?"

"Bu sürtük farklı bir ülkeden olduğu için kendini bir şey sanıyor."



         Genç kız iç geçirdi, olabildiğince umursamaz davranıyordu. Ders Fransız Edebiyatı'ydı, ve Fransızcası o kadar da iyi olmadığı için elbette ki bir çok şeyi anlamıyordu. Ancak dersin hocası Felix Agreste kesinlikle bir iyilik meleğiydi, bu açıdan rahattı.





       Öğretmenin sınıfa girmesiyle tüm konuşmalar kesildi, herkes sırasında ayağa kalkıp verilen komutla geri oturdu. Marinette tam bakışlarını pencereden dışarıya çevirmişti ki öğretmeninin sözleriyle önüne döndü. "Bugün yeni bir öğrencimiz var. Adrien, neden içeri gelip kendini tanıtmıyorsun?" İçeriye giren öğrenci Felix Hoca'nın gençlik hali gibiydi, sadece göz renkleri farklıydı. "Merhaba, Ben Adrien Agreste. Buraya şehir dışındaki bir okuldan geldim, ve aslında Felix'in erkek kardeşiyim. Umarım iyi geçiniriz." Felix en arkadaki Marinette'in yanında bulunan sırayı gösterdi, Adrien da oraya doğru ilerlemeye başladı. Seneye lise son sınıf olacaklardı, bu yüzden rahat bir şekilde geçirebilecekleri son yıl buydu.





        Kızlar çoktan kalp halini almış bakışlarla bakarken, erkekler düşman görmüş gibi olan bakışlarını önlerine çevirdi. Marinette'in ilk düşüncesi ise "O uzun!!!" olmuştu. Gerçi, genlerinde de olan şekilde sınıftaki herkes ondan uzundu, ama bu Adrien'ın uzun olduğu gerçeğini değiştirmemişti. Bu sırada yan sırasına doğru gelen Adrien'ın bakışlarını herkesin üzerinde gezdirdiğini fark etti. Ta ki bakışları buluşup Adrien ona göz kırpana kadar. Kızaran yüzüyle kafasını pencere tarafına çevirdi. "Çok yakışıklı... Lanet olası bir model falan mı, nasıl bir yürüyüştür bu böyle!?"





         "Bayan Cheng, Adrien'a derslerden sonra okulu gezdirme görevini sana bırakıyorum." Ve Marinette yanlışlıkla dilini ısırdığına emindi. Karşı gelmek isterdi ama bunu dersin ortasında, herkes dinliyorken yapmak hoşuna gitmiyordu. Felix Hoca'yla daha sonra da bunu konuşabilirdi. Bakışlarını bahçeden ayırmasa da, Adrien'ın ona bakmaya devam ettiğini hissedebiliyordu.





        Kısa bir süre sonra, bu sinirlerini bozmaya başlamıştı bile. İç çekerek ne olduğunu sormak için Adrien'a baktı, ancak gördüğü tatlı gülümsemeyle ne söyleyeceğini unutmuştu. "Hey, bana okulu göstereceksin değil mi?" Genç kız cevaplamadı ama başını sallayarak onayladı. "O zaman sana emanetim~" Sevimli bir fısıldamayla söyleyerek önüne döndü. Felix hariç konuştuklarını fark eden kimse olmamıştı, sarışın öğretmen ise iç çekmekle yetinmişti. Kardeşinin nasıl biri olduğundan gayet iyi haberdardı.







        Genç kız ise dertli bir şekilde kafasını geri masaya koydu. "Bu iyi değil... Adrien bana iyi davranıyor ama tüm alayları duyduktan sonra- ki alayların nedenini ben bile bilmiyorum, açıklama yapmam imkansız- benden soğuyacaktır. Yine de, diğer herkes onun etrafında dolanıp ona odaklanacaktır, biraz rahat nefes alabilirim." Düşüncelerini dile getirmeden mavi gökyüzüne baktı. "Adrien... Adrien... Adrien Agreste. Çok güzel bir ismi var."



         Kafasını yan sırada oturan gence çevirdi, dersi dinlemek yerine kalemiyle oynuyordu. "Ah, en azından ortak bir yönümüz var." Sonrasında kendi kendine lanet okuyarak önüne döndü. Onun hakkında daha fazla düşünmemek en iyisi olabilirdi. Ta ki parmağındaki kedi patisi desenli yüzüğü fark edene kadar. "Kedileri mi seviyor aca- ah siktir." Kafasını sıraya gömdü, kendi düşüncelerine dur diyememek korkunç bir şeydi.

....

Selam Dünya!

Tüm bu yayınladığım ilginç kurgulardan sonra tekrar bir okul kurgusu ile karşınızdayım! Ah tanrım, cidden nöronlarımın ne iş gördüğü ile ilgili en ufak bir fikrim yok T-T

Söz verebileceğim tek şey bir sürü bir sürü tatlış olaylar! Evet, cidden buna ihtiyacım vardı...

Bu kitapta özellikle amaçladığım şey, bölümü okuduktan sonra telefonu kenara bırakıp "Yaa... çok tatlı..." ya da "Ah lanet bir sen eksiktin" ya da "Hadi yap yap!" benzeri tepkiler vermenizi sağlamak. Bu sıralar bir Soukoku kitabı okudum ve bu duygularla kitabı bitirdim, ağlamak isteyeceğim sahneler bile oldu, size de aynı şeyleri yaşatmayı hedefliyorum! (Daimi okuyucularım nerede, siz benim nasıl büyük bir Soukoku delisi olduğumu bilirsiniz dfghjkl)

Bölümlerin gelme hızları ile ilgili sözler veremeyeceğim, bildiğiniz gibi yayımda olan bir sürü kitabım var ve ben artık 11. sınıfım. Yine de, en ufacık bir vaktimde bile bölüm yazıp yayınlamaya çalışacağım!

Aysh, bölüm kısa olmuş! Şimdi fark ettim- uykum var da dfghjkl Her neyse, bunu giriş bölümü olarak görürseniz sıkıntı olacağını sanmıyorum~

Bana bölüm hakkındaki düşüncelerinizi iletmeyi unutmayın!

Kendinize iyi bakın, benim yaşadığım yerde şu an gökyüzü en sevdiğim maviye sahip, umarım sizde de öyledir, dışarı çıkıp biraz temiz hava alın ve kafanızı kaldırıp yukarı bakmayı unutmayın!

-Aoi-desu!

After The Rain/ MiraculousWhere stories live. Discover now