Bölüm 21: İsyan

23 1 0
                                                  

Rinhutir Sivriok büyük bir ağacın yanında duran sandalyesine oturmuş, göreve katılmak için gelenlerin neler yapacağını izliyordu.

Birkaç elf askeri antreman sahasını ayarlıyorlardı. Bu sırada Keanexl ve ekibi ise tahtadan silahlarını kuşanıyorlardı. Rinhutir Sivriok onlara neler yapmaları gerektiğini anlatmıştı. İlk önce iki elf askerini gizli bir şekilde indirecek ve askerlerin sakladığı bir hançeri bulacaklardı. Ardından ise hançeri kullanarak askeri kamptan çıkacaklardı.

Keanexl ne yapmaları gerektiğini biliyordu. Tahtadan kılıçları onları sadece kısa bir süre idare ettirebilirdi ve eğer kamptan çıkmak istiyorlarsa bir rehini ele geçirmeleri gerekiyordu. Bu rehine ise tahtadan silahlarla tehdit edilemeyecekti.

"Başlayın," dedi deri zırh giymiş bir elf askeri. Ekibi iki askerin onları göremeyeceği bir yere bırakmıştı.

"Masline," dedi Keanexl. "Oraya yetiştiğimiz gibi hançeri aramaya başla. Dodeik sen ise, komutanın sandalyesinin yakınlarında dur çünkü Masline hançeri direk olarak sana fırlatacak ve sende komutanı rehin alacaksın. Böylece kamptan çıkabileceğiz."

Dodeik ve Masline başlarıyla Keanexl'ın dediklerini onaylayıp, görevlerini yapmak için işe koyuldular. Keanexl ise gizli bir şekilde elf askerlerinin arkasına doğru ilerledi. İki elinde de tahta kılıç vardı. Askerlerin arkasına yetiştiği gibi kılıçlarını enselerine doğru hızla salladı. Askerlerden biri yere yığılsa da diğeri kendini toparladı ve kılıcını çekmeye çalıştı ancak birkaç saat boyunca uyanamayacaktı.

Masline askerlerin yere yığıldığını gördüğü anda hızla bölgeyi aramaya başladı. Aramaları gereken bölge ne kadar küçük olsa da, hançeri bulması pek kısa sürmemişti. Komutan Rinhutir Sivriok onları izlemekle yetiniyordu. Masline hançeri bulduğu anda Dodeik'e doğru fırlattı. İnsan Diyarının usta savaşçılarından olan Dodeik bile hançerin geliş açısı yüzünden hayatına son verebilirdi ancak bu yaşanmadı çünkü elindeki tahta kılıcı kullanarak hançeri durdurmayı başardı. Hançeri kılıçtan çıkardı ve Rinhutir Sivriok'un boğazına dayadı. Elf komutanı hiçbir şeyi umursamıyordu. Vücudu ona doğrultan hançer kadar soğuktu.

"Ayağa kalk," diye bağırdı Dodeik.

Rinhutir Sivriok yavaşça ayağı kalktı, Dodeik ise hızla arkasına geçip adamın boynunu kavradı. Keanexl Dodeik'e ilerlemesini istediğini gösteren bir işaret yaptı ve Masline ile beraber Dodeik'in arkasından yürümeye başladı. Askerlerin umrunda değil gibiydi. Herkes bunun bir test olduğunu biliyordu. Ancak Dodeik ve Keanexl ağaçların üstünde saklananları fark etmişlerdi. İkiside bunun amacını tam olarak kavrayamamıştı. Kapıdan çıktıklarında Dodeik hançerini geri çekti ve Rinhutir'i serbest bıraktı.

"Testten kaldınız," dedi Rinhutir Sivriok.

"Ne? Ama dışarı çıkmayı başardık." diye çıkıştı Dodeik. Hakkının yenmesini hiç sevmezdi.

"Test görev için değildi, isyancıları tespit etmek içindi," diye açıkladı Rinhutir Sivriok. Kelimelerini oldukça yavaş söylüyordu. "İlanı astığımızdan beri halk bizim aptal olduğumuzu düşünüyor ancak yanılıyorlar, ilanı görevi yapabilecek birilerini bulmak için asmadık, böyle bir şeye zaten ihtiyaç duymuyoruz. Bunu bildiğini biliyorum Keanexl."

"9 yıllık bir aranın ardından beni hatırlamayacağını sanmıştım," dedi Keanexl, Rinhutir Sivriok'a. "Zaten hiç konuşmadık bile."

"Sen de beni hatırlıyorsun demek," dedi Rinhutir Sivriok. Bu sırada başını kaşıyordu. "Demek ki yanılmışsın. O gün benim kadar iyi olan biri varsa o da sendin. Orklar ve Drukteliler'i birçok asker teke tek bir düelloda yenebilir ancak ikisini aynı anda yenmek pek çok kişinin harcı değil."

"Askerlerini yanlış eğitiyorsun, Komutan," dedi Keanexl yüzündeki sinsi bir gülüş ile. "Birçok insan askeri bahsettiğin bu başarıya ulaşabilir."

"Sanırım hayal gücün oldukça geniş. Savaştaki durumumuza göz atarsan, böyle bir şeyin gerçek olmadığını kolayca anlayacaksın. Hiç olmadığımız kadar güçsüz bir durumdayız. Eski efsanelerimizi duyduğumda tüylerim diken diken oluyor. Bundan binlerce yıl önce kazandığımız başarılar hepsi bana ilham veriyor."

"Peki şimdi görev neydi ve görevi yapamayacak mıyız?" diye sordu Dodeik.

"Görev hiçbir zaman yoktu ancak eğer gerçekten çalışmak istiyorsanız size muazzam bir görev verebilirim. İsyancıların içine sızıp, duvarları yıkmak için kullanacakları topları imha ederseniz ödüle kavuşabilirsiniz. Tabi bu ödüle ihtiyacınız olduğunu sanmıyorum," dedi. Rinhutir Sivriok gözlerini Keanexl'a çevirirken. "Kralın seni neden buralara gönderdiğini bilmiyorum ancak senin gibi birini kullanmak işimize yarayacaktır."

"Bunu yapacağız," diyerek konuşmayı kesti Keanexl soğuk bir sesle.

"Size bir çadır hazırlatacağım. Yarın sabah yola çıkacaksınız."

Çadırlarına yaklaştıklarında, Masline Keanexl'a döndü. " Neden burada olduğunuzu bulacaktır, " dedi endişeli bir ses tonuyla. "Ondan sır saklamayı başarabilen pek kişi yoktur."

"Benden sır almayı başarabilen de pek kişi yoktur," diye karşılık verdi Keanexl, Masline'in komutanına olan güveninin farkındaydı. Masline'i binlerce kez kurtarabilirdi ancak elfin gözünde asla milletinin seviyesine ulaşamazdı. Söylediklerini tarttı. "Umarım bu sayı artmaz."

Komutan kampın bahçesinde, askerlerin çadırlarına oldukça uzak bir yerde çadırlar kurdurmuştu. Askeri kamplarda asla yeteri kadar oda sayısı olmazdı ve askerlerin çoğunluğu çadırlarda kalırdı. Ancak elf komutanının misafirlerini de çadırlarda yatırması ilginç bir durumdu. Belki de Keanexl'a gerçekten güvenmiyordu.

Güneş savaşı kaybetmiş, yerini sonsuz karanlığa bırakmıştı. Gökyüzünde dolunay vardı. Keanexl çadırına girmeden önce gökyüzüne baktı ve dolunayın güzelliği onu geçmişiyle yalnız bıraktı.





Yüce Ağaç: ArayışHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin