...Jamie'nin telefonuna tüm sessizliği bozan bir mesaj geldi. Uzanıp aldım ve mesajı seslice okudum.

"Geçen gece harikaydı, Alabama'ya ne zaman dönüyorsun? Tekrar yapalım, seni şimdiden özledim.
-Bella"

Hızla yerimden doğruldum ve onun suratına anlamsızca baktım.
"Açıklamak için üç saniyen var"
Elimden telefonu aldı ve mesajı tekrar okudu. Şaka falan da yapıyor gibi durmuyordu. Sustu ve hiçbir şey demedi, hızla giyinmeye başladım.
"Jessica ne yapıyorsun, anladığın gibi değil!"
"Bella kim, o orospu asistanın değil mi Jamie?!"
"Anladığın gibi değil diyorum!"
"Ben anlayacağımı anladım"
Tişörtümü üzerime geçirmişken kolumdan sertçe tuttu.
"Bana bak, yalnızca çıkıp iki kahve içtik o kadar"
"Öyle mi? Bana ayıracak zamanın yoktu ama o orospu parçasıyla kahve içmeye zamanın vardı demek! Sana onunla konuşma dedim, sende bunun üzerine gidip kahve içtin, üstelik beni de Max'e bıraktın! Nasıl vicdanın elverdi buna?"
Suratına avazım çıktığı kadar bağırmıştım, derin derin nefes alarak suratına baktım, gözümden bir damla yaş aktı, susuyor ve hiçbir şey söylemiyordu.
"Sadece bir iş görüşmesiydi"
"Buna kendin bile inanmıyorsun"
"Saçmalama"
"Konuştuğun kelimelere bir bak, savunma bile yapamıyorsun, iğrençsin Jamie!"
Ona sertçe tokat attım ve tuttuğu kolumu çektim, koşarak aşağı indim, peşimden gelip gitmemi engelledi.
"Jessica lütfen, özür dilerim"
"Ney için özür diliyorsun? Beni aldattığın için mi?"
"Seni aldatmadım!"
"Öyle mi, Bella hanım için hiç de öyle gözükmüyor durumlar, baksana! Söyle tekrar gidecek misin Alabama'ya?"
"Gitmek zorundayım"
"Gitmeyeceksin!"
"Gitmek zorundayım Jessica!"
"Öyle mi, güzel!"
Hızla parmağımdaki yüzüğü çıkardım ve eline bırakım,
"Bunu da ona takarsın"
"Saçma sapan konuşma alt üstü bi' kahve içtik diyorum"
"Anlamıyor musun, sorun kahve içmen değil ki, sorun benim senden bir saniye dahi ayrılmak istememem ama senin bana zamanım yok Jessica diyip sonra da gidip Bella hanımefendilerle kahve içmen, sorun bu ama sen bunu anlayamayacak kadar kör olmuşsun, eğer Alabama'ya gidersen, eğer ki gidersen Jamie, sakın, sakın beni tekrar görmeyi deneme."
Hızla evden çıkıp gittim ve koşarak otobüse yetiştim. En arkadaki koltukta yerimi aldığımda gözümden bir damla yaş aktı. Burnumu çekip derince nefes aldım ve yüzümü sildim. Gerçekten bunu yapmıştı, gerçekten beni başından atıp o asistan parçasıyla zaman geçirmişti.. inanmak asla istemiyordum ama inanmak zorundaydım.
Telefonumu defalarca aradı, cevap vermeyi reddedip telefonu tamamen kapattım.. eve vardığımda kimseye hesap vermek istemiyordum bu yüzden koşarak odama çıktım ve kapıyı kapatıp yatağıma gömüldüm. Bu sefer ben ağlamayacaktım, beni kaybettiği için ağlayan o olacaktı...
Yaklaşık bir saat sonra kapım çalındı
"Efendim?"
"Tatlım Jamie burada, seninle konuşmak istiyor"
"İstemediğimi söyle anne"
"Söyledim, ama seninle konuşana kadar hiçbir yere gitmeyecekmiş"
"Umrumda değil, istiyorsa ömrü boyunca orada beklesin"
"Jess yapma, gel hadi, konuşup anlaşırsınız belki"
Kalkıp aşağı indim, kapının önünde bekliyordu.
"Sakın tek kelime dahi etme, yalanlarını dinlemek istemiyorum"
"Jessica izin ver kendimi açıklayayım"
"Sana yalnızca bir soru soracağım, Alabama'ya gidecek misin?"
"Bebeğim anlamıyorsun, gitmek zorundayım diyorum sana"
"Gideceksin yani"
"Gideceğim"
"Pislik herif"
Hızla kapıyı suratına çarptım, annem beni kucakladı, oysa kapıyı çalmaya devam ediyordu.
"Git burdan Jamie, bundan sonra seninle ilgili hiçbir şey görmek ya da duymak istemiyorum"
"Beni dinler misin Jessica, lütfen!"
Kapıyı tekrar açıp dışarı çıktım, onunla sokağın başına doğru yürüdüm ve biraz uzaklaşınca durdum.
"Jessica, lütfen, üzerinde konuşmamız gereken projeler vardı, bizde dedik ki ofis yerine bi' kafeye gidelim ve orada konuşalım. Sonra gerçekten, sana yemin ederim ki iş haricinde bir şey konuşmadık, yemin ederim."
"Alabama'ya gidip o kadınla tekrar konuşmanı ve aynı ortamda bulunmanı istemiyorum anladın mı beni?"
"Bebeğim sende gel o halde, ama gitmem gerekiyor, toplantılarım var."
"İyi geleceğim, ama eğer beğenmediğim en ufak hareketini görürsem, biter. Anlaştık mı?"
"Tamam, tamam anlaştık"
Bana sarıldı ve kokumu derince içine çekti, ona sarılmak istesem de yapmadım ve beklemeyi seçtim.
"Aramıza böyle iğrenç kişilerin girmesinden nefret ediyorum, nasıl aldatırım ben seni Jess, nasıl yapabilirim?"
"Bilmem artık"
"Deme böyle ne olur, seni seviyorum, sana değer veriyorum, hayatımı senin üzerine kurmaya adadım artık kendimi, anlamıyor musun, sensiz yapamıyorum, sen olmadan kıyafetlerimi bile düzgün seçemiyorum..."
"Tamam yeter, lütfen"
Derince nefes aldı ve başımı ellerinin arasına alıp öptü. Ardından birlikte eve döndük...

**ertesi gün**

İş yerine vardığımızda içimdeki kini bir kenara bıraktım ve son derece pozitif bir şekilde içeri girdim. Jamie'nin ofisine geçtik, yürürken elini elime kenetlemişti. Odasındaki koltuklara oturdum o da masasında yerini aldı.
"Seninki birazdan gelir"
"Benimki kim Jess"
"Bella hanım"
"Benimki demez misin şuna, banane ondan ya"
Gözlerimi devirdim ve gidip onun masasına dayandım.
"Ben seninle evlenmeden senin için hiç rahat etmeyecek değil mi"
"Etmeyecek Jamie"
Kıkırdadı ve ellerimi tutup öptü. Tam o sırada içeri Bella hanımefendiler kapıyı çalarak girdi. Jamie ayağa kalkarken bende arkasında dikildim.
"Kapı çalındıktan sonra gel denmesi beklenir Bayan Bella Malone"
"Özür dilerim Bay Vincent tekrar olmaz, istediğiniz evrakları düzenledim ama birkaç sorunumuz var, Bay Peterson sizi görmeye geldi, kapıda bekliyor."
Başını sallayıp dışarı çıktı, bende orospuyla baş başa kaldım.
"Sende hoş geldin Jessica"
Sinsice dalga geçercesine güldüm ve yanına yürüyüp etrafında daire çizerek konuştum.
"Jamie'yi baştan çıkaracağını düşünüyorsan yanılıyorsun güzelim, daha çok beklersin. Ayrıca bana Bayan Vincent dersen senin iyiliğine olur, çünkü biz evlenmek üzereyiz, anlıyor musun?"
Kolunu tutup ters çevirdim, dişlerini sıktı ve benden kurtuldu.
"Anlaşıldı, bayan vincent. Eşinizde gözüm falan yok."
"Belli oluyor, öyle mesajlar atmaya devam edersen başına bela olurum, haberin olsun"
Tam o sırada Jamie içeri daldı, bir adım geri geldim.
"İzninizle Bay Vincent, iyi çalışmalar"
Ardından çıktı, Jamie bana bakıp güldü ve başımdan öptü.
"Ne dedin kıza"
"Hiç"
"Demek öyle"
"Evet gerçekten öyle"
"Peki, inanmış gibi yapacağım"
Kıkırdadık, gidip kucağına oturdum ve dudağına yapıştım, gülerek karşılık verip kalçalarımdan beni kendine bastırdı.
'Seni istiyorum'
'Ah bir de bana sor'
'Anlat bana bebeğim'
Bir taraftan sürtünüyor bir taraftanda öpüşüyorduk, fısıldayarak kulağına eğildim,
"Soluksuz geçen bir gecenin ardından her sabah beni işe giderken ayakta yakalayıp kapı önünde becermeni istiyorum. eteğimi belime çıkarıp, iç çamaşırımı kalçalarıma indirmeni, ayakta usulca içime girmeni.. iç çamaşırımın üstüne boşalıp, temizlenmeme izin vermeden onu yeniden giydirmeni, beni öylece bırakıp sakinleştirmeni istiyorum .. senin yanımda olmadığın bütün bir günü, sana ait en özel damlalarla yanımdaymışsın gibi hissederek geçirmeyi istiyorum. erkekliğinden benim için akan sıvılar bacak aramda kurusun tüm gün onları zevkle taşıyayım istiyorum. sana, seni de delirtmek için "bak ne haldeyim" fotoğrafları atmak istiyorum. akşamı yeniden iple çek, yanıma koşarak gel istiyorum.. beni tüm gece acımasızca defalarca inlet, sonra banyoya götürüp küçük bir kız çocuğuymuşum gibi ellerinle temizle istiyorum. akan suyun altında ben masum masum seni izlerken, ıslak saçlarımı büyük bir şefkatle okşarken, kasıklarıma oyna istiyorum. bakışlarımız birbirine kilitlenmişken senden gelen sıcaklığın bacaklarımın arasına süzülmesini istiyorum.
okuduğun kitaba, izlediğin filme odaklanmışken üstümdeki minicik elbiseyle kucağına oturmak istiyorum. elbisemin içinde hiçbir şey olmadığını farket, ama sanki aramızda sessiz bir anlaşma varmış gibi yaptığın işe sakince devam et istiyorum. seni yaptığın şey her neyse ondan ağır ağır koparmak istiyorum. dikkatini benden ve bacaklarımın arasından, benim bedenimden başka hiçbir şeye vereme istiyorum. öyle şeyler yaşatayım ki sana, benden kilometrelerce uzakta ismimi içinden geçirdiğinde taş gibi sertleş istiyorum. tüm bedenin kadın değil, beni istesin sadece istiyorum Jamie"
Derince inledi, tam o sırada kapı çaldı...

**Devam Edecek**

Umarım beğenmişsinizdir, gecikme için binlerce özür... sizi seviyorum, görüşmek üzere. 🖤

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!