24.Bölüm

6.4K 371 150

Medya - Bordo Berelilerimiz 🇹🇷🖤


Odada ölüm sessizliği oluştu.

Ardından Aslan hızla atıldı.
"Olmaz!" Dediğinde Ceylan kaşlarını kaldırdı.

"O adam seni tanıyor! Olmaz! Giremezsin!" Dediğinde Ceylan derin bir nefes aldı.

"O halde, başka bir Tim'e geçmem gerekecek," dediğinde Aslan kaşlarını çattı. "Ceylan!"

"Yüzbaşı Aslan Korkmaz. Talebimi Murat Albay'a sundum!" Dediğinde Aslan'ın sinirle bütün bedeni kasıldı. Bu kadın onu sinirden öldürecekti! Gerçekten öldürecekti! Tam adını söylemesi, bedeninde bir şeyleri uyandırırken sesindeki o uyuz 'resmi' ton onu deli ediyordu! Aslan sinirle Albay'a döndü.

"Bu çok tehlikeli!" Dedi Albay. Ceylan ifadesini bozmadı. Bunu söylemişti çünkü izin vermeyeceklerini biliyordu. Böylelikle saygısızlık yapmamış olacak ve Tim'e de geri dönmeyecekti. Ayrıca kabul ederlerse de bu göreve gitmek için katlanırdı! Her şekilde Ceylan'ın karlı çıktığı bir talepti!

"Sansar'la daha önce iletişim kurdum. Ancak bu sefer kendimi gizleyeceğim!" Dediğinde Albay kaşlarını çattı.

"Uzaktan! Çok uzaktan Ceylan. Anladın mı? Ayça içeriye girecek, sende teslimat adamlarının yanında olacaksın!" Dediğinde Ceylan gözlerini devirmemek için kendini zor tuttu. İşte böyle bir şeyi beklemiyordu!

"Peki Albay'ım," diyerek kabul etti.

"Tim'deki görevine devam ediyorsun!" Dediğinde Ceylan başını salladı.

"Emredersiniz." Albay derin bir nefes aldı ve koltuğuna oturdu. Rahatlamıştı be!

"Ayça Başkomiser ve ekibiyle toplantı odasına geçin. Hazırladıkları bir plan varmış, inceleyin ve operasyona hazırlanın!" Dediğinde hepsi selam vererek odadan çıktı.

"Ceylan?" Ceylan yavaşça Kerem'e döndü.

"Görevdeyiz Başçavuş," dedi soğukça. Kerem dişlerini sıktı. Böyle mi olacaklardı? Buna dayanamazdı hiçbirisi! Ceylan onların kız kardeşi gibiydi!

"Ceylan, yapma böyle," dedi Kerem pişmanlık kokan sesiyle. Hepsi onları izliyordu. Aslan ise en köşede kendini yiyordu. Sinirliydi! Kendisine deli gibi sinirliydi!

"Ben hepinize güvendim Kerem. Hepinizi abim, kardeşim yerine koydum. Bana yalan söylemeniz," Ceylan devam edemedi. Sustu.

Kerem ileriye atılarak hızlıca kadına sarıldı. "Özür dileriz. Bize böyle davranma Ceylan. Şu kısa zamanda bile birbirimize çok alıştık. Sen bizim kız kardeşimiz gibisin!" Dediğinde Ceylan sustu. Hepsini affetmek istiyordu. Gözlerinde gördüğü pişmanlık bile üzüyordu Ceylan'ı ama kırgındı işte. Kızgınlığı geçmişti de, kırgınlığı kalmıştı.

"Kız bize! Bağır, çağır! Burnumuzdan getir! Ama kırılma!" Dediğinde Ceylan yavaşça Kerem'in kollarından ayrılacaktı ki Macit ve Salih'te hızlıca sarıldı onlara. Barın'ta gülerek sarıldığında Ceylan koca adamların arasında kalmıştı.

"Affet bizi Ceylan! Özür dileriz," diye bağırdıklarında Ceylan gülmemek için kendisini zor tuttu. Çok tatlılardı ama geçmiyordu işte bir türlü kırgınlığı...

"Boğacaksınız beni," dediğinde hepsi yavaşça geri çekildi ve genç kadının gözünün içine baktı. Ayça bir köşede ekibiyle beraber onları izliyordu. Aslan ise durmuş, sıkılı yumruklarıyla dümdüz karşıya bakıyordu.

Ceylan dişlerini sıktı. Asla hatasını kabul etmez miydi bu adam! Hiç çabalamıyordu bile! Ceylan, Aslan'a olan siniriyle diğerlerine baktı.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!