1000'den fazla hikaye arasından 6. olmuşuz, daha ne isterim kiiiiiii 🙆🏻‍♀️
Sizi seviyorum, çok teşekkürler, iyi okumalar... 💎

Arabayı eve doğru sürdü, derince nefes alıp arkama yaslandım ve gözlerimi yumdum.
"Nasılsın Max, Alabama'dan beri görüşemedik"
"Evet, uzun zaman oldu(!). İyiyim sağol, sen nasılsın?"
"İyiyim, seni burada görmek güzel"
"Elbette, bana ısmarlayacağın kahveyi dört gözle bekliyorum."
Kıkırdadım "Mesaj alındı, yarın kahve içmeye gidebiliriz"
Gülüştük, Jamie derince nefes aldı ve daha hızlı sürdü. Sinirlenmiş miydi? Bilmiyorum...
Birden fren yaptı, bağırıp tutundum, fren yapmasaydı büyük ihtimalle çoktan öndeki arabaya çarpmıştık. Kornaya deli gibi bastıktan sonra yola devam etti.
"Şerefsiz herif, yavaş gideceksen yolun kenarından neden gitmezsin ki"
"İsterseniz ben kullanayım efendim"
"İyiyim ben"
"Jamie bırak da Paul sürsün"
"İyiyim dedim!"
"Yavaşla öyleyse"
"Yavaşlamıyorum, tamam mı, hızlanıyorum tam tersine, susun artık karışmayın bana!"
Ve yeniden hızlandı... bu hızla giderse kaza kaçınılmaz olacaktı zaten. Derince nefes aldım ve sakinleştim, böylece onu da sakinleştirebilirdim.
"Jamie, bebeğim, bi' tanem bırak da Paul sürsün arabayı, ya da ben süreyim, hem sende dinlenirsin biraz."
"Jessica, lütfen, sinirliyim."
Derince nefes aldım, yavaşladı, buna da şükür. Çok geçmeden eve vardığımızda hemen arabadan indim ve onu takip ettim, hep birlikte içeri girdik.
"Odamda olacağım, biraz yalnız kalmak istiyorum, kimse beni rahatsız etmesin, sende dahil Jessica"
Ardından hızla yukarı çıktı ve kapısını kilitledi. O an Max'le göz göze geldim, derince nefes aldı ve bana güvende hissetiren bi' bakış attı, korkma der gibiydi.
"Çay içmek ister misiniz?"
"Ah harika olur"
Başımı salladım, hep beraber mutfağa gittik.
"Siz oturun Bayan Carter, yorgun olmalısınız, ben yaparım"
"Hayır Paul lütfen, bugün ben yapayım zaten her zaman sen yapıyorsun"
"Ama-"
"Hadi otur"
Zorla onu oturttum ve çay suyu koydum ardından tezgaha dayandım.
"Hala bana söylememekte kararlı mısınız?"
"Bay Vincent size söylemememiz için çok sert bi' şekilde bizi uyardı efendim, korkarım ki bu mümkün değil."
Derince nefes alıp ofladım ardından bende sandalyeye oturdum.
"Ee Max, bana söylemek istediğin bir şey var mı?"
"Bilmem ki, öyle miymiş?"
"Bence öyle bay yazılım mühendisi"
"Ah aman tanrım... özür dilerim, ama biliyorsun sana söyleyemezdim"
"Biliyorum, yalnızca dalga geçiyordum, baya havalı bi' iş"
"Sorma, aynı zamanda çok zor, zamanla herkese suçlu gözüyle bakıyorsun, görevdekilerin yarısı kafayı sıyırdı bile"
Kıkırdadım ve çayı demledim, birkaç saat birlikte oturup konuştuk. Jamie hala ortalarda yoktu..
"Ben gidip Jamie'ye bakmayı deneyeceğim, Paul odaları falan sen ayarlarsın değil mi?"
"Elbette, merak etmeyin siz rahatınıza bakın"
"Teşekkür ederim, iyi geceler.."
"İyi geceler, şey bir de Jessica, belki Paul'le biraz gezintiye çıkarız, merak etmeyin."
"Tamamdır, anahtarı masanın üzerine bırakmıştım, alırsınız, görüşürüz"
El salladım ve hemen yukarı çıkıp yavaşca kapıyı vurdum.
"Jamie, biraz gelebilir miyim?"
Ses vermedi, derince nefes alıp kapının kenarına dayandım.

"Jamie, biraz gelebilir miyim?"Ses vermedi, derince nefes alıp kapının kenarına dayandım

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!