22.Bölüm

5.6K 357 143

"İstifa etmiş."

Yarbay'ın elinden telefon kayıp düştü.

Barın ve diğerleri şaşkınlıkla Yabray'a baktığında, kötü bir şey olduğunu anlamışlardı.

"Komutanım?" Barın Yarbay'ın yanına gitti. Diğerleri de peşinden geldi. Yarbay bakışlarını karşısındaki adamların üzerinde gezdirdi.

"Ceylan.." Yarbay sustu. Devamını getiremedi. Salih hızlıca öne çıktı.

"Komutanım! Ne olmuş Ceylan'a!" Hepsi Yarbay'ın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu.

"Gitmiş." Kerem kaşlarını çattı. "Ne demek gitmiş Komutanım," diye sertçe konuştuğunda Yarbay gözlerini kapattı ve eliyle ovuşturdu.

"İstifa etmiş!"

"NE!"


🇹🇷


Tim koşarak Tugay'dan içeriye girdi. Soluğu Albay'ın odasında aldıklarında, kapıyı bile çalmadan içeriye girdiler. Albay masada öylece oturuyordu. Mermi Tim'i içeriye akın ettiğinde bile Albay oturuşunu bozmadı.

"Neler oluyor Albay'ım! Ne demek Ceylan Komutan istifa etmiş!" Albay elindeki mektubu onlara doğru fırlattı.

"Hak ettik!" Dediğinde Barın kaşlarını çatarak yere düşen mektubu aldı ve katlanmış kağıdı açtı.

Komutan'larına yalan söyleyen askerlerle bir daha işim olmaz. Askerine yalan söyleyen bir Komutan'ın da canını korumam! Kimseye güvenmediğim bir ekipte de daha fazla kalamam. Burdaki işim bitti. İstifa ediyorum.

Ceylan Deniz Demir!

Barın kalakaldı. Ceylan! O gitmişti.

O sırada kapı büyük bir gürültüyle açıldı.

"NERDE O!" Aslan Komutan dağılmış haliyle odaya girdi.

"Komutanım!" Aslan'ın kapkara gözler, Barın'ın gri gözleriyle çakıştı.

"CEYLAN NERDE!" Barın dişlerini sıkarak elindeki kağıdı ona uzattı. Aslan kaşlarını çatarak kağıda baktı. Hayır, hayır! Olamazdı. Ceylan bunu yapmış olamazdı. Aslan korkarak kağıdı aldı ve derin bir nefes alarak okudu. Aldığı nefes, soluk borusunu tıkadı. Nefes alamadı. Öylece kaldı.

"Hayır!" Barın Aslan'ın delireceğini hissetmiş gibi bir adım uzaklaştı.

"HAYIR!" Salih hızla Aslan'ın kolunu tuttu.

"Abi sakin ol!" Aslan hışımla Salih'i itti ve Albay'a döndü. Masaya ilerleyerek ellerini masaya vurdu ve eğildi.

"SİZİN SUÇUNUZ! ONUN HAKKI OLDUĞUNU, SAKLAMAMAMIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEMİŞTİM SİZE!" Macit ve diğerleri Aslan'ı durdurmaya çalışıyordu ancak bu imkansızdı! Aslan çok sinirliydi! Onu daha önce böylesine delirmiş görmemişlerdi. Resmen gözüne bir perde inmiş gibiydi! Karşındakinin Albay olduğunun bile farkında değil gibiydi.

"BIRAKIN LAN BENİ!" Diyerek herkesi itti.

"SİZİN YÜZÜNÜZDEN GİTTİ! O İSTİFAYI KABUL ETMEYECEKSİNİZ VE ÜSTLERDEN SAKLAYACAKSINIZ! BÜTÜN SUÇU KENDİ ÜZERİNİZE ALACAKSINIZ! ONU GERİ GETİRECEKSİNİZ!" Diye kükrediğinde Albay derin bir nefes aldı. Aslan'ın sesi bütün Diyarbakır'da yankılanmış gibiydi.

"Biliyorum. Yapacağım zaten, merak etme," diyerek sandalyesinden kalktı ve üniformasının bir düğmesini açarak pencereden dışarıya baktı. Herkes sessizleşmişti. Aslan ise hala burnundan soluyordu.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!