19.Bölüm

5.7K 325 75

Medya- Ayça

🇹🇷

Lanet olsun! Resmen kıyafetlerini içeride unutmuştu! Bu kısacık havluyla nasıl dışarıya çıkacaktı! Hala kapıyı yumruklayan adama lanet etti.

"Zamanın doldu! Hemen çık yoksa ben çıkartırım Ceylan!" Dediğinde Ceylan kendini telkin etti. Hiç sorun yoktu. Onlar askerlerdi! Birbirlerine o gözle bakamazlardı. Derin bir nefes aldı ve kapının kilidini çevirip yarım açtı.

Aslan karşısında kısacık havluyla duran ve saçlarından sular damlayan kadına baktı. Eli havada kalmıştı. Sertçe yutkundu. Havlu hiçbir yerini kapatamıyordu! Lanet havlu, niye bu kadar kısaydı! Aslan tekrar yutkunmaya çalıştı. Kuruyan boğazı ona ihanet edince öksürmeye başladı.

"Se-sen..." Aslan konuşamayacağını anlayınca hızla arkasını döndü. Ceylan şaşkınlıkla adama baktı. Ona kadın gözüyle bakıyor olamazdı değil mi? Hem bir kere bu çok saçma olurdu. Onlar askerlerdi, böyle durumlara alışıklardı. Peki neden Ceylan'ın kalbi çok hızlı atıyordu? Islanmış yarasına bir ağrı girince Ceylan hafiften inledi. Aslan hızla arkasına dönerek gözlerini kadının gözlerinde sabit tutmaya çalıştı. "İyi misin?" Dediğinde Ceylan gözlerini kaçırdı. "Şey, yaram ıslandı da," dediğinde Aslan'ı bir sinir dalgası kaplamıştı.

"Bir kere dikkat etsen ne olur! Bir kere söz dinlesen!" Diye bağırdığında Ceylan gözlerini yere indirdi. Ancak asla başını eğmedi. Aslan güldü.

"Saygıdan gözlerini yere eğiyor ama asla başını eğmiyor. Neden! Çünkü her konuda yaptığının arkasında!" Diye bağırarak gözlerini Ceylan'a çevirdi. Havlu yavaş yavaş kan olmaya başladığında Aslan hızla kadının yanına gitti ve yavaşça kucağına aldı. Yatağa getirip uzandırdı ve dolaba giderek iç çamaşırlarını aldı.

"Eğilemezsin, gözlerimi kapatacağım ve sen bacaklarını geçireceksin," dediğinde Ceylan utandı. "Komutanım! Ben hall-"

"Edemezsin! Yaran kanıyor!" Diyerek külotu bacaklarına doğru tuttu ve gözlerini kapattı. Ceylan'ın bacaklarını geçirmesiyle yukarıya doğru çıkarttı. Ceylan hafifçe kalçasını kaldırdı ve eliyle külodu yukarı çekti. Aslan gözlerini açtı ve kadına hiç bakmamaya çalışarak sütyeni aldı bu sefer eline. Ceylan daha ne kadar utanabilirdi ki!

Aslan dişlerini sıkarak gözlerini kapattı. Askıları kadının kollarından geçirdi ve kadının sütyeni kendine göre düzeltmesini bekledi. Ardından arkasına geçti ve gözlerini açtı. Bu kadının sırtı...

O kadar çok yara izi vardı ki! Aslan kadının bunca yaraya nasıl dayandığını merak etti. Gerçekten çok güçlü bir kadındı! Ceylan kıpırdanınca Aslan kopçaları geçirmeye çalıştı. Bir türlü beceremiyordu. Ceylan en sonunda dayanamayıp elini arkasına attı ve kopçaları adamın elinden alarak birleştirdi. "Çok zor bir şey değil Komutanım." Aslan gözlerini devirdi ve tam kadına sırtındaki yaralarla ilgili soru soracaktı ki kapı açıldı. Aslan bir pozisyonlarına bir de gelene baktı. Umarım Salih olmazdı!

"Ceylancığım! Sana yemek getirdim!" Aslan yenilgiyle omuzlarını düşürdü. Salih içeriye girdiğinde gördükleriyle "Hassiktir!" Diyerek bakakalmıştı. Aslan hızla pikeyi Ceylan'ın üzerine fırlattı ve önüne geçti.

"Arkanı dön lan!" Diye bağırdığında Salih hızla arkasını döndü. "Şey, ee ben şey..." konuşamayınca Aslan hızla Salih'in elindeki poşeti Ceylan'a fırlattı ve 'ye!' emrini vererek Salih'le beraber odadan dışarıya çıktı.

Salih Aslan'a döndüğünde gülerek tam bir şey söyleyecekti ki, Aslan onu susturdu.

"Sakın Salih! Tek kelime etme!" Dediğinde Salih gülmemek için kendini zor tutarak başını salladı.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!