18.Bölüm

6K 329 21

Medya- Kerem

🇹🇷

Salih yanından geçen hemşireyi keserken Barış hızla ensesine vurdu. "Lan kızları süzüp süzüp durma göt!" Dediğinde Salih gözlerini devirerek Barın'a döndü.

"Lan oğlum! Niye bütün karizmamı çiziyorsun lan!" Dediğinde Barın güldü. Salih bir hemşireye daha göz kırptığında Barın başını iki yana salladı. Salih'in göz kırptığı kız gülerek cilve yaptığında Salih elini duvara koyarak kızın yolunu kesti.

"Bana bakacak olan sen olursan, her gün buraya gelebilirim güzelim," dediğinde kız utançla saçlarını kulağının arkasına attı. Salih bir elini kalbine koyarak acı çekiyormuş gibi mırıldandı, "ah! Kalbim," dediğinde kız adama baktı. "İyi misiniz?" Dediğinde Salih gözlerini kapattı.

"Benim... biraz kalp çarpıntım var da," dediğinde kız elini adamın kalbine koydu.

"İyi misiniz? Hemen kontrole alalım isterseniz," dediğinde Salih elini kızın elinin üstüne koydu. "Şu anda geçti. Siz bir anda öyle güzel gülümseyince, çarpıntım başladı," dediğinde kız eliyle yüzünü kapattı.

"SALİH!" Salih, Barın'ın sesiyle doğruldu ve kızın numarasını alarak yanından ayrıldı.

"Anasını satayım, bir kere ya! Bir kere rahat dur! Bu, bu günki kaçıncı kız?" Dediğinde Salih gülerek, "7 oldu galiba ya, bir süre sonra saymayı bıraktım," dedi. Barın başını iki yana salladı.

"Lan sana nasıl kanıyorlar şu kızlar anlamıyorum ki!" Dediğinde Salih en çapkın gülümsemesini takındı. "İşte bu gülümseyişe kanıyorlar," dedi.

"Tabii bir de buna," diyerek bu sefer masum gülümsemesini takındı. Buna 'Altın Gülüş' ismini veriyordu. Salih gerçekten çok çapkındı. Hiçbir kızla 2 günden fazla konuşmazdı. Arkasından ağlayanı çoktu! Sosyal medyada da çok fenomen olduğu gerçeği de düşünülünce, peşinde baya bir kız vardı. Asker olması da kızların gözünde daha çekici görünmesini sağlıyordu. Barın gözlerini devirdi.

"Altın gülüşmüşmüş," diyerek Salih'i odaya doğru itti. "Aslan Komutan gösterecek sana altın gülüşü. Adam sabah raporları istedi," diyerek odaya girdi.

Salih önüne bakmadığı için bir anda duran Barın'a çarptı. Kafasını kaldırıp baktığında o da Barın gibi donakaldı. "OHA!" Diye bağırdığında Aslan Komutan mırıldanarak yanındaki kadını daha fazla sardı. Normalde bir tıka uyanam adam, öylesine derin bir uykudaydı ki!

"AMAN AMAN!" Salih'in gözleri fal taşı gibi açılmış, karşıdaki manzaraya bakarken Ceylan Salih'in bağırışıyla kaşlarını çatarak gözlerini açtı. İlk karşılaştığı şey, Aslan Komutan'ın saçları oldu. Ceylan bir anda nerede olduğunu kavrayamadı. Kafasını çevirip Barın ve Salih'i gördüğünde gözlerini kırpıştırdı. Daha sonradan olayları kavradığında gözleri şaşkınlıkla açıldı ve bir anda yanında uyuyan Aslan Komutan'ı yere fırlattı.

"Noluyor lan!" Aslan yere düşmenin etkisiyle bağırdı. Ceylan hızlıca doğruldu yatakta. Şu an acıyan yarası falan umrunda değildi. Barın'ın sırıtan suratını gördüğünde hızlıca söze girdi, "Öyle değil! Yanlış anladınız!" Dediğinde Salih güldü.

"Evet Komutanlarım, biz tamamen yanlış anladık. Yoksa siz böyle sarmaş dolaş sarılmıyordunuz! Beraber uyumuyordunuz. Tamamen gözlerimizin bize oyun oynaması," dedi Salih. Aslan yavaşça yerden kalktı.

"Noluyo oğlum!" Diyerek bir yatakta yatan Ceylan'a bir de kapıda dikilen adamlara baktı.

"Ne işiniz var lan sabah sabah burda!" Diye bağırdığında Barın elindeki dosyayı gösterdi.
"Raporları istemiştin abi ama biz sonra bir daha uğrarız," diyerek sırıtan Salih'in ensesinden tuttu ve arkasını döndü. "Bu sefer kapıyı çalarız. Siz devam edin!" Dediğinde Ceylan hızla arkasındaki yastığı fırlattı. "BARIN!" İkisi aynı anda bağırdığında, dışarıdan ikisinin kahkahası duyuldu. O sırada tekrar kapı açıldı ve Salih kafasını eğerek ikisine baktı.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!