ALP'TEN MEKTUP VAR

11.4K 807 523
                                    

Karekter olarak güçlü olduğumu söylerler hep. Yıkılmaz olduğumu, başıma gelen her felaketten dik bir şekilde kurtulduğumu, sonuç ne olursa olsun doğru bildiğimi yaptığımı... Güçlü olup olmadığımı bilmem ama her zaman doğru bildiğimi yaptığımı söyleyebilirim. Önüme çıkan engeller beni asla yıldırmaz, yolumdan döndürmezdi. Küçüklüğümden beri attığım her adımı planlı attım, işlediğim her eylemin sonunu düşündüm. Birine sinirlensem bile onu döversem olacakları hesaplayıp öyle dövdüm. Çünkü layık olmam gereken bir baba, hakkını vermek zorunda olduğum bir dava vardı. Bu yüzden erken olgunlaşmıştım, kendimi bildim bileli bu değerler vardı.

Ama şimdi hayatım hiç tahmin edemediğim bir süreçteydi. 8 yıl... Her gününü farklı duygularla yaşadığım, her seferinde yepyeni heyecanlar tattığım, kalbimde varlığından habersiz olduğum odalara sızan aşkla geçen koskoca 8 yıl. Ve bunun tek sebebi olan Emre.

Emre benim için anlatılamayacak kadar değerli. O, benim sonsuz uzunluktaki gökkuşağından yapılma kaydırağımdı. Gökkubbemi sarıyordu ama asla yere inmiyordu. Emre benim hayata attığım rövaşata golümdü; hem zordu hem de havalıydı. O, bana her güldüğünde dağlardan şırıl şırıl bir dere akıp gönlüme doluyordu, öyle bir serinlik. Emre, bana her "Alp'im," dediğinde bir çölde yağmur yağıyor, kışlar bahara evriliyordu. Gözünün değdiği her zerremde milyonlarca çiçek açıyordu, kokusu ömrümü sarıyordu.

Sırf fikri bile feleğimi şaşırtıyor, zaman veya mekan algımı yitiriyordum. Bu yüzden şu an tıklanan kapımı bile çok sonradan fark ettim. Ocaktaki odamda yapılacak olan yurt için son hazırlıkların üstünden geçerken aklım yine yarime kaydığından biraz geç "Girin," diyebildim. Kapı ağır ağır aralanırken ardından görünen beden Cengiz'e aitti. Benden yaklaşık 5 yaş büyük teşkilat üyesiydi. Diyarbakır esnafındandı.

"Kolay gelsin Reis," kapıyı kapatıp masamın karşısına geçti. Koltuktan doğrulup elini sıktım, önümdeki misafirler için olan dönerli sandalyeleri işaret ettim.

"Sağol Cengiz, hoş geldin bu arada. Hangi rüzgar attı seni?"

Genelde teşkilatta olmazdı, sadece önemli organizasyonlara katılırdı. Bir de yardıma ihtiyacımız olduğunda gelirdi. Mesela yapılacak yurdun arazisi ona aitti, karşılıksız bağışlamıştı teşkilata.

"Bir maruzatım var Reis."

Esmer adam karşımda ellerini birbirine geçirirken dişleriyle bıyıklarını çiğnemeye başladı. Söyleyeceği şey galiba hoşuma gitmeyecekti.

"Buyur tabi," ellerimi masada birleştirip göğsümü masaya dayadım. Rahat olması için samimi bir gülümseme kondurdum dudaklarıma.

"Reis bilirsin, senin karşında boynum kıldan ince. Dediğin her şeye gözüm kapalı onay veririm, yürüdüğün yolda tereddüt etmeden peşinden gelirim."

Evet, öyleydi. Sadece Cengiz değil sağolsunlar üyelerin çoğu böyle bağlıydı hem bana hem davamıza. Usulca başımı sallayıp devamını getirmesini bekledim.

"Reis bu yüzden arkadaşının dövüş okuluna oğlumu gönderirken de hiç düşünmedim."

Emre'nin sadece arkadaşım olmadığını hepsi biliyordu ama kimse bana sormaya ya da bunu dile getirmeye cesaret edemiyordu. Böyle olmasında babamın beni alenen reddetmemesinin de etkisi vardı muhtemelen.

"Ama Reis artık olmuyor. Çocuklarımız her gün değişiyor. Kürtçe bile konuşmaya başladılar. Biz nesiller boyu Diyarbakır'da özümüze sadık kaldık. Ailemizden bir kişi bile Kürtçe konuşmayı bilmezdi, çocuklarımız oraya gidene kadar."

YAKAMOZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin