Merhabaa, başlamadan önce küçük bir şey sormak istiyorum, finali ne zaman yapalım? Benim aklımda biraz daha devam etmek vardı ancak isterseniz 100. Bölümde final de yapabilirim, size kalmış. Fikrinizi söylerseniz çooooook mutlu olurum, iyi okumalar..

Telefonu kapatmamla kapının vurulması bir oldu. Hızla üzerimi giyindim, Jess banyodaydı. Kapıyı açıp onları içeri aldım.
"Merhaba çocuklar, nasılsınız?"

Jessica'nın Ağzından

Yüzümü yıkayıp üzerimi giyindim, hayli kötü hissediyordum. Bana bir şeyleri anlatması gerekiyordu, yoksa endişeden delirebilirdim. Kendime çeki düzen verip banyodan çıktım. Oda da dört tane adam dikilmiş Jamie ile konuşuyorlardı. Şaşgınlığım yüzümden okunuyor olacaktı ki Jamie gülümseyerek elini bana uzattı.
"Korkma, gel bebeğim"
Yanına gidip elini tuttum, beni onlarla tanıştırdı. İyi insanlara benziyorlardı.
Eşyalarımı aldım, hep birlikte odadan çıktık, yanımda iki adam yürüyordu, sanırım bunlar bana bahsettiği korumalardı, Jamie'de kendi korumaları ile konuşuyordu.
"Arabanızı getirdik efendim, Seattle'a kadar sizi takip edeceğiz."
"Tamam, acil bir şey olursa hangi telefonumu arayacağını biliyorsun Ethan, bizimkiler ne yapıyor?"
"Henüz bir şeyden haberleri yok, Paul onları alıp merkeze götürecek."
Başını salladı, otelden çıkıp yolu takip ettik.
"Herkes dikkatli olsun anlaşıldı mı, en ufak bir şeyde haberdar edilmek istiyorum, kimse canını tehlikeye atacak girişimlerde bulunmasın, dikkatli olun. Isaac, Max'i ara ve durumu anlat, Seattle'a gelsin, acil olduğunu ve yalnız gelmemesi gerektiğini söyle. Orada görüşürüz."
Hızla elimi kavradı ve beni kendine çekerek yolumuzu değiştirdi. Hızla yürüyorduk, arabasına geldiğimizde kapımı açtı, bindim. Ardımdan o da bindi ve yola koyulduk, dışarıda yaşanan hadisenin aksine ortam sessizdi.
"Jamie, biliyorum, bana anlatmak istemiyorsun. Ama en azından bana biraz yardım edersen en azından kimlerden uzak durmam gerektiğini bilip kendimi koruyabilirim."
"Haklısın, Jessica abin, her yerde seni arıyor..."
"P-peki ya neden?"
"Seni öldürmek istiyor, ve bu işin peşini kolay kolay bırakacağa da benzemiyor, senden yalnızca cesur olmanı istiyorum, o çok tehlikeli biri."
Sustum, diyecek tek bir söz bulamıyorum, öz abim, benim hayatımı bitirmek istiyor... peki ya neden?
Yolu izledim, ağlamamalıydım, güçlü olmalıydım.
"Max polis teşkilatında çalışıyor, gizli bir polis ajanı. Büyük ihtimal sana bir yazılım şirketinde çalıştığını söylemiştir, Seattle'da bizimle birlikte olacak, şaşırma diye söylüyorum"
"Ciddi misin sen? Peki ya neden bana polis olduğunu söylemedi?"
"Söyleyemez, yasak, ama şu an dolaylı yoldan öğrenmiş oldun."
Şaka gibi, bay ateşli polis çıktı.
"Peki ya plan nedir Jamie?"
"Korkma, Seattle'a ulaştıktan sonra gerisi kolay olacak, orasını bilmene gerek yok."
"O yakalanacak mı?"
"Umuyorum ki, yakalanacak. Yolumuz biraz uzun Jess, uyusan iyi olur.."
"Uykum yok, sohbet etmek istiyorum, normal hayata dönmek, seni çok özledim."
"Her şey bitecek bebeğim, sadece sakın korkma ve dediklerimden ayrılma, olur mu?"
"Tamam, benim için endişelenme.."
"Nasıl endişelenmem, sana elini dahi sürse onu öldürecek kadar nefret doluyum."
"Öyle düşünme bebeğim, düşünme ne olur"
"Sana söz verdim, seni koruyacağım, korkmanı istemiyorum, benim için endişelenmeni de istemiyorum"
"Kendine çok dikkat etmeni istiyorum Jamie, çok fazla, tamam mı, lütfen kırma beni"
"Merak etme bebeğim, merak etme.."
"Konuyu değiştiriyorum, çünkü bu konu üzerine sabaha kadar da konuşsak bir şey değişmeyecek, en azından biraz kafamız dağılır..."
"Öyle mi dersin, konuş bakalım"
Gülümsedi, bende gülümseyip onu yanağından öptüm, arabayı hayli hızlı kullanıyordu ama bu sefer ona engel olamazdım. Korumaları arkadan bizi takip ediyorlardı.
"Birkaç gündür beni dorukta bırakıyorsun, dayanacak gücüm kalmadığını belirtmek isterim."
Güldü ve elimi alıp dudaklarına götürdü. Ardından ışıklara geldik ve kırmızı ışık yerini yeşil ışığa bırakana dek beklemeye koyulduk. Eğilip beni dudağımdan öptü, karşılık verip gülümsedim.
"Ne değişiksin Jess, içinde bulunduğumuz duruma bak, bir de senin konuştuğun şeye bak."
"Ne var yani, yol çok uzun, yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Yaşayıp göreceğiz, tüm yol somurtmak ve kötü şeyler düşünmek istemiyorum. İyi olacağımızı biliyorum ve biraz eğlenmek istiyorum sadece."
"Haklısın, beni çok mutlu ediyorsun."
Yeşil ışıkla birlikte devam etti, ayakkabılarımı çıkarıp ayaklarımı kucağına doğru uzattım.
"Oh rahat rahat yolculuk yap tabii, şoför değilsinya, keyfe bak."
Güldüm ve iyice yayıldım, sonra eğilip onu öptüm.
"Evet rahat olduğum doğru, teşekkür ederim iyi bir yastıksın."
Güldü, tek ayağımla penisini okşamaya başladım, beni durdurdu.
"Yapma bebeğim, kaza yapmak istemiyorum"
Dinlemedim ve tekrar okşadım, tekrar indirdi.
"Bayan Carter, yapma kelimesinin anlamını bilmediğinizi sanmıyorum. Tüm her şey bittiğinde sizi güzel bir ceza bekliyor olacak."
"Cezam ne olacak, efendim?"
Dudağımı ısırdım, göz ucuyla bana baktı, gülümsedi ve daha hızlı sürdü.
"Beni delirtiyorsunuz. Bayan Carter, dudağınızı dişlediğiniz için size fazladan bir ceza vermek yerine, itaatkar tavrınızdan dolayı ödülü hak ettiğinizi söylemek isterim. Korkarım ki yine de bu ödül, alacağınız cezanın yanında küçük kalacaktır."
"Canımı acıtacak mısınız efendim?"
"Sizi bağlayacağımı söyleyebilirim, gerisi süpriz olacak, biraz yorulacaksınız, bunun için hazır olun."
"Belki de bana daha ağır cezalar vermeniz için daha çok yaramazlık yapmalıyım."
Ayağımla tekrar okşadım, bu sefer beni durdurmadı.
"Sonunuz acı verici olacak, kaşınıyorsunuz."
"Beni kaşımanıza ihtiyacım var"
"Bayan Carter, size söylenileni yapın ve durun. Aksi takdirde hiç iyi olmayacak."
Kıkırdadım ve ayaklarımı geri çektim. Güldü, yanağından onu öptüm.
"Ah Jamie, boşalmam gerekiyor, Seattle'a kadar dayanabileceğimi sanmıyorum."
"Başka bir ceza daha istemiyorsan, dayanmalısın."
"Senden bir şey isteyeceğim ama, izin verir misin bilmiyorum"
"İste bakalım"
"Bir gün, herhangi bir gün, bana izin ver, sana dokunayım, istediğimi yapayım, korkularının üzerine gitmeme izin ver. Biliyorum ilk başta sevmeyeceksin, ama lütfen, yalnızca bir gün bana izin ver. Senin inlemeni duymaya çok ihtiyacım var. Söz bir daha istemeyeceğim, yalnızca bir kere bana bu şansı ver."
"Bilmiyorum, düşüneceğim, tamam mı?"
"Lütfen izin ver"
"Senin karşında savunmasız gözükmekten nefret ediyorum, gerçekten nefret ediyorum."
"Biliyorum, diğer tüm yaşadıklarımız gibi bunun da aramazda kalacağına söz versem, olmaz mı?"
"Bilmiyorum Jessica, bilmiyorum."
"Böyle şeylerde garip hissettiğini biliyorum, haklısın da. Bizi rahatsız edemeyecekleri bir yere gideriz, sadece sen ve ben oluruz, tüm çıplaklığımızla, yalnızca ikimiz, düşüncelerimizdeki kıyafetlerden arınıp, yalnızca biz olarak bebeğim.."
"Tamam, senin için deneyeceğim, ama yalnızca bir kere, tekrar istemeyeceğine dair söz ver bana"
"Söz, söz veriyorum tekrar istemeyeceğim"
"Kendimi hazırlamam için bana biraz zaman vermelisin, deneyeceğim, tamam mı?"
"Tamam bebeğim, teşekkür ederim."
Onu boynundan hafifçe öptüm, elimi tutup okşadı, bende onun elini tuttum ve öptüm.
"Arabayı biraz yavaş sürer misin Jamie, sadece birkaç dakikalığına"
"Neden?"
Elini aldım ve iki bacağımın arasına bastırdım, elini yöneterek beni biraz okşamasını sağladım. Yavaşladı.
"Sevişmemizin bölündüğüne inanabiliyor musun?"
"Evet hep bölünüyor zaten, alıştım ben artık"
"Ah Jamie, sadece biraz durup, beni, ah.."
"Sakin ol bebeğim, henüz boşalma lütfen"
"Jamie, ben, dayanamıyorum"
Hızla elini çekti, seslice inledim ve başımı geriye kastım.
"Bebeğim ne olursun"
"Olmaz, emin ol bende çok kötü durumdayım, şu an seninle deli gibi sevişmek istiyorum, o güzel vajinanı sanki ilk defa yapıyormuş gibi yalamak istiyorum, inlemeni görmek istiyorum, seni istiyorum, ama hiç sırası değil bebeğim, ne olursun, yapma çünkü bende dayanacak durumda değilim, kendimi durduramamaktan çok korkuyorum"
"Tamam, dayanmaya çalışacağım"
"Güzelim benim"
Elimi öptü, karanlık iyice çökmüştü, tek elini sıkıca elime kenetledim ve biraz uyumayı seçtim.
Uyandığımda Jamie müzik açmıştı, hala arabadaydık. Kim bilir kaç saattir yoldaydık.
"Bebeğim, neredeyiz?"
Müziği kapattı ve gülümsedi. Eğilip gamzesinden öptüm.
"Üç saatlik yolumuz daha var, birazdan mola vereceğiz"
"Daha çok varmış, istersen biraz ben kullanayım, yorulmuş olmalısın."
"Gerek yok bebeğim, teşekkür ederim"
"Hadi lütfen kullanmama izin ver"
"Hayır"
"Lütfen"
"Olmaz"
Güldü, bende gülüp çaresiz onayladım. İlerideki benzinliğe girdi, hiç kimse yoktu, sadece bir tane çalışan vardı ve o da içeride oturuyordu. Arabayı karanlık yerde durdurdu. O durdurduğu anda kapıların kilitleme düğmesine bastım ve dudağına yapıştım, gülerek karşılık verdi. Elimi pensine koyup sıktım, elimi çekmeye çalıştı.
"Bebeğim dur, benzinlikteyiz"
"Umrumda bile değil"
Hızla emniyet kemerimi çözdüm ve pantolonunun düğmelerini açmaya çalıştım. Gülüyordu, ellerimi tutup tekrar durmamı söyledi. Dinlemedim ve sonunda düğmeleri açtım, pes etmiş olacaktı ki pantolonunun içinden penisini çıkarmama yardım etti, hızla altımdakini indirdim ve üzerine oturdum.
"İçime gir Jamie, çabuk bebeğim dayanamıyorum"
Sertçe içime girdiği anda çığlık attım ve boynuna sıkıca sarıldım, hiç beklemeden devam etti.
"Ah, bebeğim, boşalacağım"
Hızlıca hareket ediyordu, delice inliyor ve bağırıyordum, bir dakika bile geçmeden dayanamayacak durumdaydım.
"Bebeğim, geliyorum, durma ne olursun"
"Ah Jess, hadi, benim için yap"
"Senin için, senin için!"
Birden patladım, boşalmaya devam ederken çığlıklar atıyordum, bittiğinde durdu ve soluklanmamı bekledi. Onun üzerine yığıldım, sırtımı sıvazladı ve başımdan öptü.
"Bu kadar kötü durumda olduğunu bilmiyordum bebeğim"
"Hala istiyorum, ama sanırım bu beni biraz idare eder, teşekkür ederim"
Güldü ve beni yan koltuğa oturttu üzerimize çeki düzen verip arabadan indik.
"Tuvalete gitmem gerekiyor"
"Tamam, Peter ve Zack seninle gelsin, bende benzin alayım"
"Gerek yok kendim halledebilirim"
Derince nefes aldı, o sırada diğerleri de arabadan indi.
"Peter, Zack, Jess'e eşlik edin"
Gözlerimi devirdim, ve hep birlikte tuvalete doğru ilerledik. Komedi. Tuvalete girip işimi hallettim, onlarsa kapıda bekliyorlardı, elimi yüzümü yıkayıp çıktım ve birlikte tekrar dışarı çıktık. Bilmiyorum, bu hiç alışık olmadığım bir şeydi, umarım olabildiğince çabuk üstesinden gelebilirdik. Ayrıca abim denen şerefsiz benden ne istiyordu ki? Jamie'nin bana bu kadar az şey söylemesi beni rahatsız etmiyor değildi, ayrıca o asistan bozuntusuyla ne konuştuklarını da söylemiyordu.
Arabasına dayanmıştı, yanında da korumaları vardı. Kollarını göğüsünde birleştirmiş beni süzüyordu, ben iyice yakınlaşınca hafifçe gülümsedi ve arabanın anahtarlarını bana attı. Güldüm ve haykırdım.
"Yaşasınnn!"
Hızlı adımlarla onun yanına gittim ve boynuna sarıldım, belimi kavrayıp boynumdan öptü, ardından fısıldadı.
"Arabada yaptığın seksi hareket için küçük bir ödül sadece"
"Hmm daha çok yapmalıyım"
Dudağına küçücük bir öpücük kondurup arabaya bindim, o da arkamdan bindi, kemerlerimizi bağladıktan sonra. Hemen otobana sürdüm. İlk defa böyle pahalı ve bu denli hızlı bir araba kullanıyordum.

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!