1 - "Beklenmedik"

439K 7.7K 2.5K
                                    

Merhaba ben Buse. Aslında daha önce hiç tanışma fırsatımız olmadı sanırım. Zira Ygs - Lys kurbanlarından biri olarak tüm senemi onunla boğuşarak geçirdim ve uzun bir aradan sonra tekrar yazı işlerine döndüm diyebiliriz. 

Genellikle özgün hikaye yazan biri olarak bu benim tabikide ilk hikaye deneyimim değil :D Asıl yayınladığım diğer hikaye (Sassy) ilk fanfiction denememdi diyebiliriz. Onun dışında bu hikayede ilk olan tek şey birinci ağız kullanmam. Yedi sene boyunca 3. ağız yazmış biri olarak zorlandığımı itiraf etmeliyim. Hatalarım olabilir, beni mazur görürseniz sevinirim :D Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. İlk bölümü hem bir giriş hem de bir deneme olarak düşünün. Hoşunuza giderse devamı neden olmasın?

*Hikayede geçen şarkı : Apocalyptcha – I Don’t Care

 

Destan Önür.

18 yıllık, kendisi küçük fakat ruhu yaşlı hayatım boyunca kendimi insanlara hep böyle tanıtmıştım. İçine kapanık, belli alışkanlıklar doğrultusunda yaşayan, beyninde kurduğu çatlak duvarların arkasından karanlığını dağıtacak ışığı arayan küçük bir kızın kendini sığdırmaya çalıştığı iki kelimeydi bu.

Aptal bir masal kahramanı gibi yaşamamı isteyen aynı derecede aptal babam, bana aşığı olduğu edebiyattaki bu ismi vermişti işte. Olağanüstü şeylerin yaşandığı hikâyeler. Benim hayatım, onun istediğinin aksine pek olağanüstü değildi.

 Ebeveynlerimin ikisi de sıradan bir trafik kazasında öldüğünde, uzun süredir yaptığım şeyi yapmaya devam ettim bende.

Kendimi karbon fiber kasalar ve direk enjeksiyonlu motorlar arkasına sakladım. Elektrik yüklü karbon fiber duvarların arkasına saklanırken kişiliğimi de yanımda sürüklemiştim. Çocukluğumun kâbusu ailem giderken, kendileriyle birlikte beni de götürmüşlerdi yanlarında. Merhametli, güler yüzlü, neşe kaynağı bir destan kahramanını da götürmüşlerdi. Bana ise bıraka bıraka bir kabuk bırakmayı seçmişlerdi. Yüksek gerilim hattının ardına sakladığım bir kabuk. Küstah ama savunmasız, korkusuz ama ürkek, alaycı ama çaresiz bir çelişkiler kraliçesi kalmıştı kala kala elimde geriye.

Destan Önür buydu işte. Babamın istediği masal kahramanı olmuştum en sonunda. Sevgili cadısı tarafından kapısız bir kuleye hapsedilen ve ömrü boyunca kör prensini beklemeye mahkûm Rapunzel.

“Destan! Daha ne kadar daha orada dikilmeyi düşünüyorsun acaba?”

Gece Atahan, bir kızın asla sahip olmaması gereken şeyler listesinin bir numarası olabilecek düzeyde tehlikeli ve bir o kadar da hayati bir arkadaştı. Hepinizin ölmek ve hayatta kalmak için bir Gece’ye ihtiyacınız vardı. Benim içinse Gece, çocukluğumun getirdiği bir alışkanlıktı. Yatarken süt içmek, yemekten sonra dişinizi fırçalamak gibi bir şeydi bu. Onun elinin desteklercesine omzumda olmadığı bir günü anımsayamıyordum belki de. Cehennemin her bir hücrenizi dağlayan işkencesinden beni çekip kurtaramayacağını anladığında yanıma atlamıştı.

Gece’nin sesiyle hafifçe toparlanırken zaten dakikalar önce kapısını açtığım arabadan kendimi dışarıya attım. Siyah topuklu botlarım, asfalt zeminden kırmızı halıya geçip, ses yapmayı kestiğinde, Gece de barın giriş kapısındaki korumaların yanına ilerledi.

O içeri girdikten sonra bende, on sekizime bastığımdan beri sorun çıkarmamanın verdiği rahatlıkla kimliğimi gösterip peşinden içeri daldım.

Beklediğim gibi bir yer olmadığını, daha ilk dakikadan anlamıştım. Her akşam kutlama yapmak için gittiğimiz barlardan farklıydı. Sinsi bir duman akıl almaz bir hızla sizi ve aklınızı ele geçirmiyor, ahlaksızlığın ve kuralsızlığın kokusu buram buram hücrelerinize süzülmüyordu. Sevdiğim parçaların çalmaya başlamasıyla yüzümü saran gülümsemeye engel olamadım. Barlardan pek haz etmesem de burayı sevmiştim.

RuhsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin