13.Bölüm

6.8K 346 134

Medya- SALİH

"Gurur duydum."

Ceylan Komutanına baktı uzunca. Adamın gözlerinde gördüğü şeyler hoşuna gitmemişti. Görmezden geldi, belki de sadece inanmak istemedi. Dişlerini sıkarak, "Sağolun Komutanım," dedi ve ayağa kalktı. Aslan gitmek üzere olan kadının kolundan tutarak durdurmak istedi. Ancak o sırada açılan kapı ve içeriye giren Barın'lar izin vermemişti.

"Ceylancığım! İyi misin?" Diye dalan Salih'le Aslan gözlerini devirdi, dişlerini sıktı. Ceylan onlara doğr giderken, Aslan kadının kolunu tutmak için kaldırdığı elini yumruk yaparak indirdi.

Ceylan Salih'e gözlerini devirdi. "İyiyim Salihcim, iyiyim," diyerek diğerlerine baktı. Hepsi sinirli görünüyordu. Salih'in ortamı yumuşatmak için böyle davrandığını anladı. Gözlerine net bakıldığında, ela harelerinde sinir parıltılarının oynaştığını görebiliyordunuz. Macit Ceylan'ın koluna dostane bir tavırla elini koydu. "İyi misin gerçekten?" Dediğinde Ceylan karşısındaki adamlara baktı. Hepsi gözünün içine bakıyordu. Sanki 'kötüyüm' dese bütün Diyarbakır'ı o iki askerin üzerine yıkacaklarmış gibi bir havaları vardı. Ceylan bu adamların, onun yeni ailesi olabileceklerine ihtimal vermese bile öyle olduğunu görüyordu.

"İyiyim kardeşim," dediğinde Macit gülümsedi ve Ceylan'a sarıldı.

"Sen bizim her ne kadar Komutanımız bile olsan, aynı zamanda kardeşimizsin! Bacımızsın! Sakın bunu unutma," dediğinde Ceylan gülümsedi ve ellerini Macit'in sırtına koyarak hafifçe vurdu. "Eyvallah."

"Ay bende sarılıcam!" Diyerek Ceylan'ın üstüne atladı Salih. Ceylan başta Salih'in ağırlığıyla dengesini sağlayamasa da, daha sonra Kerem'in onları tutmasıyla ayakta kalabilmişti. Salih resmen öküz gibiydi!

"Sen çok sarılma lan!" Diyerek Salih'i ensesinden tuttu Barın ve uzaklaştırdı. Ardından Ceylan'a baktı. Aralarında ona en soğuk olan her zaman Barın'tı. Ceylan onun ne yapacağını bekledi. "Aileye hoşgeldin kız kardeş," diyerek sarıldı Ceylan'a Barın. Ceylan'da gülümseyerek karşılık verdi. Kerem'e döndüğünde adamın yere baktığın fark ederek kaşlarını çattı. "Kerem?" Dediğinde adam başını kaldırdı. Elleri yumruk olmuş, gözlerinde pişmanlıkla sinir karışımı bir şeyler vardı. Kerem arkasını dönerek hızlıca çıktı odadan. Ceylan şaşkınca gide adamın arkasından bakarken, Barın 'ben hallederim' dercesine Ceylan'a baktı ve peşinden çıktı.

"Aman boşver sen o soğuk nevaleyi! Gülümsemek, sarılmak nedir bilmez. Gel ben onun yerine de sarılayım sana Ceylancığım!" Diyerek Ceylan'a doğru koşarken, ensesinden tutulmasıyla inledi. "Ya yine mi ensem ya!" Dediğinde Aslan Salih'i Macit'e doğru itti. "Kaşınıyosun," dediğinde Salih ensesini ovuşturuyordu.

"Abi nedir bu ensemin sizden çektiği ya!" Ceylan güldü.

"Sana bir daha herhangi bir söz gelmesine asla izin vermeyeceğim!" Ceylan, Aslan'a baktı. "Niye abi?" Diye araya damlayan Salih'le Aslan dişlerini sıkarak sabır diledi.

"Çünkü siz benim askerlerimsiniz."

"Ha tek sebep bu yaniii?" Diye sırıtarak sorduğunda Aslan, "Herhal- SENİ GEBERTİRİM!" Diyerek Salih'e doğru atıldıysa da, Salih çoktan odadan çıkmış hatta binanın diğer tarafında kalan yemekhaneye varmıştı bile! Macit giden adamın arkasından gülerek baktı.
"Kahvaltı saati geldi," dediğinde Aslan da, "gidelim," diyerek odadan çıktı.

Ceylan masada Kerem'i göremeyince merakla Barın'a baktı. "Kerem nerde?" Dediğinde Barın sıkıntıyla elindeki kaşığı tepsiye bıraktı.

"Dışarda, zorlasam da gelmedi," dediğinde Ceylan kaşlarını çattı. Ardından Aslan'a döndü, Aslan çenesini 'git' dercesine kaldırdığında Ceylan ayağa kalktı ve dışarıya çıktı. Bahçeye bakındığında, köşede dikilen birini gördü. Duruşundan bile Kerem olduğu anlaşılıyordu. Hızlıca yanına doğru adımladı.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!