12.Bölüm

8K 355 105

Medya- Ceylan (Tam olarak kendisi değil. İçime sinen bir karakter bulamadığım için temsili kadın askerleri kullanıyorum. Göğüslere bir şey yapamadım 🙈)

Ceylan, Salih'in sesini duymasıhla Aslan Komutanı hızlıca üzerinden ittirerek ayağa kalktı. Aslan kadının ittirmesiyle yeri boylarken, gücü karşısında şaşkınlığa uğramıştı.  Salih bir eliyle gözlerini kapatmış ancak parmaklarının arasından çaktırmadığını zannederek bakıyordu.

"Ama çok ayıp Komutanlarım! Böyle olmaz, burası askeriye, olan var olmaya-"

"SALİH!" Aslan ve Ceylan'ın aynı anda kükremesiyle Salih yerinden sıçradı. "Tamam tamam ben çıkayım siz rahat rahat şey edin," dediğinde Ceylan, sinirle Salih'e baktı. Allah aşkına neden bir başkası değil de Salih girmişti ki odaya! Dilinden düşemeyeceklerini biliyordu Ceylan! Bu adamın kırk yıl bunu konuşacağını da biliyordu.

"Bana bak! Bir şey olduğu yok! Götünden anlama!" Diye bağırdı Ceylan. Ardından Salih'in yanına giderek elini indirdi ve parmağını sallayarak konuşmaya başladı. "Bir yerde Salih! Herhangi bir yerde, olaki bu durumu birilerine anlattığını duyarsam, ya da birisinden öğrenirsem. Ölünü bulamazlar! CENENİ KAPALI TUT!" Dediğinde Salih gülmemeye çalışarak hazırola geçti.

"EMREDERSİNİZ KOMUTANIM! Siz bilmezsiniz ama benim ağzım çok sıkıdır! Hiçbir yerde konuşmam! Hem ben sizin az daha öpüşmek üzere olduğunuzu asla görmedim!" Dediğinde Ceylan sinirle yumruklarını sıktı! Ardından Aslan'a dönerek sinirli bir bakış gönderdi. Her şey onun yüzündendi! Ne diye tutup çekiyordu kolundan!

"SALİH! Bana bak, öldürürüm seni! Dikişim açılmıştı, onun hakkında konuştuk! Sakın yalan yanlış şeyler anlama! O benim KOMUTANIM!" Saçma sapan başladığı cümleyi düzgün tamamlayabildiğine şükretti Ceylan. Dikişler hakkında konuşmak mı? Ağh! Ceylan Salih'e son bir kez baktı. Ardından Aslan'a hiç bakmadan sinirle odadan çıktı.

Salih, Aslan'a dönüp gülmemek için kendini zor tuttu. Aslan giden kadının arkasından baktı. Ardından Salih'e döndüğünde, Salih çoktan gülmeye başlamıştı.

"SENİ GEBERTİCEM!" Diye ayağa kalktığında Salih gülmekten yerlere yatmıştı.

"Çok ayıp abi, yani burası askeriye böyle şeyler kabul edilemez!" Dediğinde Aslan çoktan üstüne atlamıştı bile! Beraber yere düştüklerinde Aslan yerde yatan Salih'in gülen suratına baktı ve yumruğu geçirdi.

"AH! BURNUM KIRILDI LAN!"

🇹🇷

Ceylan sabah saat 5 gibi uyanmıştı. Dün gece koluna sardığı bezi çıkarttı ve yaraya baktı. Elinde bez kalmadığı için yarayı açık bıraktı. Ardından sıkıntıyla yataktan kalktı ve elini yüzünü yıkayarak dişlerini fırçaladı. Duşa girse iyi olurdu ancak yaraya su değmesi iyi mi olurdu kötü mü olurdu bilememişti. O da boşverip gece eşyalarını yerleştirdiği dolabı açarak asker pantolonunu giydi. Sporcu sütyeninin üzerine sporcu atletini geçirdi ve spor ayakkabılarını da alarak yatağa oturdu. Gidip biraz idman yapsa fena olmazdı. Ama önce revire uğraması lazımdı. Ayakkabısını bağladı ve ayağa kalkarak odadan çıktı. Sora sora reviri buldu ve içeriye girdi. Odada bir asker pansuman yaptırıyordu. Askere, "Geçmiş olsun," dedi. Asker kadını görür görmez ayağa kalkacakken Ceylan eliyle durdurdu. "Sağolun Komutanım!"
Ceylan askerin yarasına baktı. Karın bölgesinde kurşun yarasıydı. Kötü gözüküyordu.
"Nasıl oldu?" Diye sordu Ceylan. Asker Ceylan'a baktı.
"Teröristler dağda sıkıştırdılar Komutanım! Ekip Komutanımızı hedef almışlardı," Dediğinde Ceylan gurur duydu. İşte böyle askerleri vardı onların! Onlar nasıl onlar için canlarını verebileceklerse, askerleri de Komutanları için hazırda bekliyorlardı. Allah hepimizi korusun diye dua etti Ceylan.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!