11.Bölüm

7.7K 369 77

Patlayan bombayla ahır havaya uçmuştu.

Ceylan düşmenin etkisiyle ağrıyan kolunu tuttu. Bu gün çarşıda yaralandığı koluydu ve fazla sızlıyordu. Ancak onu umursamadı. Üzerine kapanan Aslan'ı hızlıca üzerinden itti ve başına geçti.

"Komutanım! İyi misiniz!" Dediğinde Aslan gözlerini açtı ve Ceylan'a baktı.

"İyi misin?" Ceylan gözlerini devirmemek için kendini zor tuttu.

"Ben iyiyim, asıl siz iyi misiniz? Neden üstüme kapanıyorsunuz KOMUTANIM! Ya size bir şey olsaydı!" Dediğinde Aslan güldü ve sessizce mırıldandı, "sana bir şey olmasındansa bana olması daha iyi..."

"Bir şey mi dediniz Komutanım?" Aslan silkelendi.

"Yok bir şey, iyiyim ben," diyerek ayağa kalktı. O sırada yanlarına gelen Tim ikisinin de ayağa kalkmasına yardımcı oldu ve endişeyle onlara baktılar.

"İyi misiniz!" Dediklerinde Ceylan ve Aslan başlarını salladı. "Sizde bir şey var mı?" Barın Ceylan'a baktı.

"Yok Komutanım. Herkes iyi," dediğinde Ceylan başını salladı.

"Bu bir tuzaktı." Aslan dişlerini sıktı.

"Kesinlikle tuzaktı! Ve bunu o Sansar itine çok pis yedireceğim!" Aslan Macit'e döndü.

"Yarbay'a haber verdiniz mi?" Dediğinde Macit başını salladı.

"Vermiştik Komutanım. Meraktan ölüyordur şu anda," dediğinde Aslan başını salladı.

"Tamam, yaşadığımızı haber verin. Ayrıca bize bir helikopter göndersinler."

"Emredersiniz Komutanım," diyerek telsizini alarak biraz uzaklaştı Macit.

"İyiyim Kurt. Bir sorun yok," dedi Ceylan bıkkınlıkla.

"Komutanım, gerçekten iyisiniz değil mi? Size ayakkabımı vereyim," diyerek ayakkabısını çıkartmaya çalışan adamı zorlukla durdurdu Ceylan.

"Şimdi ayakkabına sövdürtme! Askeriz biz, bir ayakkabımızın olmaması bizi öldürmez!" Dedi ve arkasındaki yıkık dökük, bir zamanlar 'ahır' olan yere baktı.

Kerem gülümsedi. Hayır kadının ayakkabısının olmamasına değil. Kendisinden çok başkalarını düşünmesine! Sonuç olarak oraya girmemeleri için her şeyi yapmıştı! Bunu Aslan da hatırlamış olacak ki sinirle Ceylan'ın yanına geldi.

"Orda yaptığın neydi!" Diye bağırdığında Ceylan anlamamış gibi kaşlarını çatarak Aslan'a baktı.

"Neyden bahsediyorsunuz Komutanım?" Dediğinde Aslan sinirle dişlerini sıktı.

"İçeriye girmememizi söylemen! Gitmemizi söylemen! Ne o tek başına mı şehit olmayı düşünüyordun!" Diye gürlediğinde Ceylan gözlerini yere indirdi.

"Adamı deli edersin Deniz!" Ceylan hızla Aslan'a baktı. Deniz mi demişti o?

"Komutanım! Benim adım Ceylan!" Aslan kadının sert konuşmasına şaşırdı.

"Niye Ceylan Deniz Demir değil mi? Deniz de senin adın?" Dedi sorarcasına.

"Evet ancak o ismi kullanmıyorum!" Dediğinde Aslan neden olabileceğini düşündü.

"Neden?"

"Sizi ilgilendirmez," diye kestirip attı Ceylan. Bu durum Aslan'ı çok sinirlendirdi. Ancak Macit gitmeleri gerektiğini söylediğinde, sonraya erteledi. Ceylan'ın ayağının birinin çıplak olduğunu görünce onu durdurdu.
"N'oldu Komutanım?"
"Al şunu giy," diyerek ayakkabısını çıkartmaya çalışınca Ceylan adamı durdurdu.
"Olmaz Komutanım! Giymem," dedi ve ayakkabısının diğer tekini daha çıkartarak son anda ordan kurtardığı çantasına attı ve yürümeye başladı. Aslan kadının arkasından şaşkınlıkla bakakaldı. "Ceylan! Giy şunu!" Dediğinde kadının umursamadan yürüdüğünü görünce delirdi. Hızlıca kadının peşinden gitti ve kolundan tutarak kendisine çekti. Ancak kadının yüzünün buruştuğunu görünce elini çekerek koluna baktı. Kamuflajında kan vardı.
"Yaralandın mı?" Dediğinde Ceylan başka yere baktı. Aslan sinirle tekrarladı. "SANA YARALANDIN MI DİYE SORDUM!" Dediğinde Ceylan Aslan'a dönerek

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!