9.Bölüm

7K 447 58

Uzun bir süre nereye gideceklerini düşünmüş, ardından Tim'in genellikle gittikleri açık alandaki köfteciye gitmeye karar vermişlerdi. Ceylan izin almaya gidecekken Aslan onu durdurmuş ve kendisi gitmişti. O sırada da diğerleri üzerlerini değiştirmeye gitmişlerdi. Ceylan odasına girdi ve üniformasını çıkartarak özenle astı. Ardından siyah bir pantolon ve beyaz bir tişört giydi. Üzerinede deri ceketini aldı ve beline silahını yerleştirdi. Ceketinin içine bir tane yedek şarjör koydu. Saçlarını düzeltti ve odadan çıktı. Odası Komutanların odalarının bulunduğu bir koridordaydı. Bir kaç Komutanla karşılaştığında selam verdi. O sırada karşı odanın kapısı açıldı ve Aslan dışarıya çıktı. Kısaca onu süzdüğünde siyah bir kot, siyah bir tişört ve siyah deri ceket giydiğini gördü. Neredeyse aynı olmuşlardı. Aslan kafasını kaldırıp karşısında Ceylan'ı gördüğünde şaşırdı. Ne yani, hemen karşı odasında mıydı? Ceylan, Aslan'a selam verdiğinde Aslan başını salladı ve kısaca üzerine göz attı. O pantolon fazla mı dardı ne? Aslan düşüncelerine kafa attı. Ne yapıyordu? Ne düşünüyordu? Bu kadın onun emrinde olan bir askerdi! Ve Aslan o an çift gibi göründüklerini fark ettiğinde içinden gülümsedi.  Nedensizce iyi hissettirmişti, onunla çift olmak...

"Gidelim," dedi Aslan ve ilerledi. Ceylan da peşinden ilerledi. Ana koridorda diğerleriyle buluştular ve dışarıya çıktılar. Salih hızlıca Ceylan'ın yanına geldi.

"Bize ne ısmarlıyorsun Ceylancığım," dediğinde Ceylan gözlerini devirdi.

"Tam sana uygun bir şeyler biliyorum Salih," dediğinde Salih'in gözleri parladı.

"Valla mı?" Dediğinde Ceylan başını salladı. "Valla Salih. Valla," dedi. Salih, Ceylan'a iyice yaklaşarak en masum gülümsemesini takındı. "Neymiş?"

"Zıkkım," dedi Ceylan ve Barın'dan bir kahkaha koptu. Ceylan Salih'e döndü, "Yer misin Salihciğim?" Dediğinde Salih dudaklarını büktü.

"Hiç oldu mu bu şimdi Komutanım." Ceylan güldü.

"Noldu, Ceylancığım diyordun biraz önce. Hemen Komutanıma döndün," dediğinde Salih omuzlarını silkti ve küstü. Evet resmen küsmüştü. Barın Salih'in yanına gitti ve elini omzuna koydu. "Bunların hepsi geçecek kardeşim," dediğinde Macit'ten bir kahkaha geldi. Yürümeye devam ettiklerinde Aslan en köşeden ilerliyor hiçbir konuşmaya katılmıyordu. Ceylan onun gergin olduğunu hissetti. Zaten kasılan vücudundan da yeterince anlaşılıyordu. Ceylan yürürken arkasından gelen adımları hissettiğinde yavaşladı. Kerem yanına geldiğinde sıkıntılı bir nefes almıştı. Ceylan onun pişman olduğunun farkındaydı. Zor bir karaktere benziyordu. Kolay kolay özür dileyecek bir tipe benzemiyordu. Diğerlerinden daha soğuktu. Karakteri böyle diye düşündü Ceylan ve elini yanında yürüdüğünü hala fark etmeyen Kerem'in omzuna koydu. Kerem sıçrayarak ona döndüğünde, Ceylan'ı görünce gerildi ve sağa kaydı. Ceylan'ın eli omzundan düşmüştü. Ceylan pes etmedi. Bu adamların onun yeni ailesi olduklarını çoktan anlamıştı. Hepsi karakterine çok uygundu. Salih'i bile sevmişti!

"Aramızda hiçbir sorun yok. Kasma kendini," dediğinde Kerem bir şey söyleyecek gibi oldu ancak ağzından hiçbir şey çıkmadı. Ceylan elini tekrardan omzuna koydu ve gülümsedi.

"Rahat ol, seni yargılamıyorum. Aksine hoşuma gitti," diyerek elini omzundan çekti ve gülümseyerek önden ilerledi. Kerem şaşkınlıkla arkasından bakıyordu. Bu kadın koca yürekliydi! Gerçekten öyleydi. Çok farklı birisiydi ancak Kerem ona ısınmıştı. Aslında karakterine hayran olmuştu. Gülümsedi ve derin bir nefes aldı. Ardından hızlıca yürüyerek tekrardan Ceylan'a yetişti. Boğazını temizlediğinde Ceylan ona döndü.

"Özür-" Ceylan sözünü kesti.

"Dileme. Ben o lafı sen özür dileyesin diye söylemedim! Beni terörist zannediyordun, o yüzden yargılamıyorum. Hiçbirinizi," dediğinde Kerem gülümsedi.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!