8.Bölüm

8.8K 412 104

Medya- Ceylan (temsili) Ona uygun içime bir karakter sinmedi bu ve benzer resimler paylaşacağım. Sonrasında değiştirebilirim.

Ceylan'ın gelişi Tugay'a bomba misali düşmüştü. Daha sorgu odasından çıkmamış olmalarına rağmen neredeyse bütün Tugay öğrenmişti kadın Komutanı.

Albay'ın sözlerinden sonra kimseden çıt çıkmamıştı. Ceylan ona selam duran askerlere baktı. Yeni askerleri, bu adamlar yeni Tim'iydi. Bundan sonra, bir sonraki tayine kadar hayatı onlarla geçecekti. Adamların yüzündeki şaşkın ve dumura uğramış ifadelere gülmek istedi. Ancak kendisini tuttu. Bakışlarını Aslan'a çevirdiğinde, garip bir ifadeyle ona bakıyordu. Kızgınlıkla mutluluğun arasında kalmış gibiydi. Ceylan derin bir nefes aldı.
"Kelepçeleri artık çıkartacak mısınız? Bir Türk Askeri olarak daha fazla kendimi tutabileceğimi sanmıyorum," dediğinde bütün adamlar bir anda ne yapacağını şaşırmıştı. Herkes birbirine anahtarı soruyor ve ardından çaresizce ceplerini karıştırıyorlardı. Ceylan askerlerin bu haline gülümsedi. Bu adamlarla iyi anlaşacaktı, biliyordu. Aslan hepsine bir bakış attı ve cebinden anahtarı çıkartarak Ceylan'a doğru ilerledi. Tam önünde durduğunda bir eliyle Ceylan'ın elini kavradı. Eli öyle kalınca Ceylan başını kaldırarak karşısındaki adama baktı. Aslan'ın gözleri ona öyle bir bakıyordu ki, bunu hiçbir kelime tarif edemezdi.

"Terörist olmadığına sevindim. Senin gibi birini kimse kaybetmek istemez," ve kelepçeyi çıkarttı. Herkes susmuş onları izlerken, Albay bu iki delinin birbirlerini bulduklarını düşünüyordu. Gülümsedi.

Ceylan elleri çözülünce hazırola geçti ve selam durdu. Aslan'ın gözlerinin içine bakarak konuştu, "Kıdemli Üstteğmen Ceylan Deniz Demir. Sizinle beraber savaşmaya hazırım Komutanım!" Dedi ve Aslan'ın gözleri güldü.

🇹🇷

Yemekhanede hep beraber oturuyorlardı. Ancak kimseden ses çıkmıyordu. Herkesin soracak çok fazla sorusu vardı, ancak kimsenin cesareti yoktu. Aslan sessizce yemeğini yiyen kadına baktı. Yanına sürekli askerler geliyor ve tanışmak istiyorlardı. Ceylan ise hepsiyle ciddi ve mesafeli bir tanışma gerçekleştiriyordu. Samimiydi ancak kadın olmasından mıdır yoksa karakterinden midir mesafesi vardı. Tabii koskoca Tugay'da tek kadın asker oydu! Kesinlikle mesafeli olmalı diye düşündü Aslan. Askerler yanlarından ayrılırken, Aslan'lara da selam verdiler ve gittiler.

"Vay be, hemen ünlü oldunuz Komutanım." Ceylan Salih'e baktı. "Biraz öyle oldu," dedi. Gözü Salih'in omzuna takılmıştı. Yarası tamamen iyileşmişti ancak Ceylan yine de kendisine bir açıklama borcu olduğunu hissetti. Ancak o konuşmadan Aslan konuya dahil oldu.

"Sizce de bazı şeyleri konuşmanın zamanı gelmedi mi Üsteğmenim?" Dediğinde Ceylan derin bir nefes aldı. Bu adam cidden çok zordu. Asiydi. Adamın adını daha önce çok duymuştu. O Dağ Aslanı'ydı! Yaşayan efsaneydi. Ve kesinlikle nefes kesici bir görüntüsü vardı. Güldüğü zaman gülüşü, kızdığı zaman ise heybeti ve gözleri insanın nefesini kesiyordu.

"Ağız tadıyla yemek de mi yemeyelim Komutanım?" Dediğinde Salih sırıttı, Aslan Salih'e pis bir bakış attığında hemen önüne döndü.

"İstediğin yemek olsun," diyerek önündeki yemeğe döndü. Ancak yiyemiyordu ki, gözü sürekli Ceylan'ın üzerindeydi! Kadın askerdi! Ulan dünyada ondan daha mutlusu ve ondan daha kızgını olabilir miydi? Çok şeye mutluydu, mesela terörist değildi. Onlara karşı değildi ve Aslan onu öldürmek zorunda değildi! Sonra Sansar denen itin yanında değildi. Hayattaydı! Ve yanındaydı. Onun ekibindeydi! Askerdi!
Ve kızdığı da bir sürü şey vardı! Neden askerdi?! Başka meslek mi yoktu dünyada da gelip asker olmuştu bu kadın! Bir de baya kıdemliydi! Üstteğmen'di kadın! Aslan olmasa Tim'in Komutanı olacaktı! Ki Komutan Yardımcısı'nın o olacağından hiç şüphesi yoktu! Aslan ne düşüneceğini bilemiyordu. Kadın sürekli silahlarla ve tehlikeli adamlarla karşı karşıyaydı. Lanet olsun! Elindeki kaşığı sertçe masaya bıraktığında Salih, "Hay ananı avradını.." diye havaya sıçramıştı. Kerem alttan Salih'i dürtüp Ceylan'ı gösterse de Ceylan onlara sadece gülmüştü.

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!